Hekim ile hasta arasındaki ilişki, yalnızca tıbbi bir süreç değil, aynı zamanda hukuki temelleri olan dinamik bir sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında genel olarak “vekalet sözleşmesi” (6098 s. TBK m. 502) hükümlerine tabi olan bu ilişki, karşılıklı güven esasına dayanır. Ancak bazı durumlarda hekim ile hasta arasındaki bu güven bağı zedelenebilir veya tıbbi gereklilikler tedavinin sonlandırılmasını gerektirebilir. Bu noktada hem hekimlerin mesleki bağımsızlığını ve haklarını korumak hem de hastaların sağlık hakkını güvence altına almak adına, hekimin başladığı tedaviyi hangi şartlar altında sonlandırabileceği yasal sınırlarla belirlenmiştir.
Hekimin Tedaviyi Sonlandırma Hakkının Yasal Dayanakları
Hukukumuzda hekimin tedaviyi yarıda bırakma veya hastayı reddetme hakkı mutlak bir özgürlük değildir. Bu konu, başta Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi olmak üzere, Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları ve Hasta Hakları Yönetmeliği çerçevesinde sıkı kurallara bağlanmıştır.
Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 18. maddesine göre; hekim, acil vakalar, mücbir sebepler veya kanuni yükümlülükler dışında, hastaya bakmayı reddedebilir veya başladığı tedaviyi sonlandırabilir. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için hastanın tedavisinin aksamayacak şekilde planlanması ve belirli hukuki usullerin eksiksiz yerine getirilmesi zorunludur. Aksi takdirde hekimin hukuki sorumluluğu gündeme gelecektir.
Hekimin Tedaviyi Sonlandırabileceği Haklı Durumlar
Hekimin başladığı tedaviyi hukuki açıdan kusursuz ve tazminat sorumluluğu doğurmayacak şekilde sonlandırabilmesi için “haklı bir sebebin” varlığı aranır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, aşağıdaki durumlar tedavinin sonlandırılması için haklı gerekçe teşkil edebilir:
- Güven İlişkisinin Zedelenmesi: Vekalet sözleşmesinin özünü oluşturan karşılıklı güvenin, hastanın hekime karşı hakaret, tehdit, fiziksel şiddet veya aşırı güvensizlik içeren davranışları nedeniyle ortadan kalkması durumunda hekim tedaviyi haklı olarak sonlandırabilir.
- Hastanın Tedavi Planına ve Talimatlara Uymaması: Hastanın hekim tarafından reçete edilen ilaçları kullanmaması, önerilen tıbbi rejimlere uymaması veya randevularına düzenli gelmeyerek tedaviyi kesintiye uğratması haklı bir fesih nedenidir. Hekim, hastanın bu uyumsuzluğunu hasta dosyasına yazılı olarak kaydetmelidir.
- Tıbbi Sınırların ve Uzmanlık Alanının Aşılması: Tedavinin seyrinde ortaya çıkan yeni klinik tablonun hekimin uzmanlık alanı dışında kalması veya uygulanacak tedavinin tıp bilimi açısından hastaya fayda sağlamayacağının netleşmesi halinde, hekim tedaviyi sonlandırarak hastayı ilgili uzmana yönlendirmelidir.
- Mücbir Sebepler ve Fiziksel İmkansızlıklar: Hekimin ağır hastalığı, kaza geçirmesi, tayin veya emeklilik gibi mesleği icra etmesini engelleyen diğer nesnel durumlar tedavinin sonlandırılmasına yol açabilir.
Tedaviyi Sonlandırırken Hekimin Uyması Gereken Hukuki Sorumluluklar
Hekimin haklı bir nedeni olsa dahi, tedaviyi dilediği an ve dilediği şekilde bırakması hukuken mümkün değildir. Hekim, hastanın zarar görmemesi için şu yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır:
1. Uygunsuz Zamanda İstifadan Kaçınma ve Bildirim Yükümlülüğü
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 512. maddesi uyarınca, vekalet veren veya vekil her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir. Ancak sözleşmenin “uygunsuz bir zamanda” feshedilmesi halinde, fesihten zarar gören tarafın zararlarının tazmini gerekir. Bu kapsamda hekim, tedaviyi sonlandıracağını hastaya veya yasal temsilcilerine makul bir süre önce yazılı veya ispat edilebilir bir şekilde bildirmelidir. Bu süre, hastanın yeni bir hekim bulabilmesi için yeterli olmalıdır.
2. Kesintisiz Bakım ve Güvenli Sevk Sorumluluğu
Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 19. maddesi gereğince, tedaviyi bırakan hekim, hastanın yeni bir hekim bulana kadar geçecek sürede tıbbi bakımının kesintiye uğramaması için gerekli önlemleri almalıdır. Hekim, hastanın tıbbi geçmişini, yapılan işlemleri ve mevcut durumunu gösteren tüm tıbbi kayıtları eksiksiz bir şekilde hazırlayarak yeni hekime aktarılmasını kolaylaştırmakla yükümlüdür.
3. Acil Durumlar ve Tedaviyi Bırakma Yasağı
Hastanın hayati tehlikesinin bulunduğu acil durumlarda hekimin tedaviyi yarıda bırakması kesinlikle yasaktır. Hasta stabil hale gelene veya acil tıbbi gereksinim başka bir uzman hekim tarafından devralınana kadar ilk hekimin tedavi ve takip yükümlülüğü kesintisiz olarak devam eder. Acil durumda tedaviyi bırakmak, doğrudan hekimin “özen yükümlülüğünün ihlali” olarak değerlendirilir.
Sonuç
Hekimin başladığı tedaviyi sonlandırma yetkisi, tıp etiği ve sağlık hukuku kuralları ile dengelenmiştir. Haklı bir neden olmaksızın, zamansız ve hastayı alternatifsiz bırakacak şekilde tedavinin yarıda bırakılması, hekimin hem hukuki (maddi ve manevi tazminat) hem de idari sorumluluğuna yol açabilir. Sürecin her aşamasında şeffaf bir iletişim kurulmalı, bildirimler kayıt altına alınmalı ve her şeyden önce hastanın sağlığına zarar verilmemesi (primum non nocere) ilkesi gözetilmelidir.

Anahtar Kelime : tedaviyi sonlandirma

