Sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında meydana gelen tıbbi uygulama hataları (malpraktis), hem hekimler hem de hastalar açısından ciddi hukuki süreçleri beraberinde getirmektedir. Hekimlerin bu süreçlerdeki mali risklerini güvence altına almak amacıyla 1219 sayılı Kanun’un Ek 12. maddesi uyarınca “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası” yaptırmaları yasal bir zorunluluktur. Ancak bir malpraktis davası açıldığında, bu sigortanın sağladığı korumadan tam anlamıyla yararlanabilmek için sigorta şirketine yapılacak bildirimin zamanı ve usulü kritik bir öneme sahiptir. Peki, malpraktis davası açıldığında sigorta şirketine ne zaman ve nasıl bildirim yapılmalıdır?
Hukuki Temel: Rizikonun Gerçekleşmesi ve Bildirim Yükümlülüğü
Sigorta hukukunun temel ilkeleri gereği, sigortacının tazminat ödeme borcunun doğması için “rizikonun gerçekleşmesi” gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1446. maddesinde sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği anda durumu gecikmeksizin sigorta şirketine bildirmekle yükümlü olduğu açıkça düzenlenmiştir. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları kapsamında riziko; hatalı tıbbi müdahalenin yapıldığı an değil, hastanın hekime tazminat talebini (ihtarname, dava dilekçesi vb.) ulaştırdığı ya da doğrudan sigorta şirketine başvurduğu an gerçekleşmiş sayılır.
Malpraktis Davası Açıldığında Bildirim Ne Zaman Yapılmalıdır?
Hekim aleyhine bir malpraktis davası açıldığında ya da bir tazminat talebi (örneğin noter kanalıyla gönderilen bir ihtarname) tebliğ edildiğinde, sigorta şirketine bildirim derhal ve gecikmeksizin yapılmalıdır. Kanunda kesin bir gün sınırı belirtilmemiş olmakla birlikte, “gecikmeksizin” ifadesi davanın öğrenildiği ya da tebligatın alındığı andan itibaren makul olan en kısa süreyi ifade eder. Uygulamada, tebligatın alınmasını takip eden ilk birkaç iş günü içinde yazılı bildirim yapılması hak kayıplarının önüne geçmektedir.
Kamu ve Özel Sektör Çalışanı Hekimlerde Bildirim Süreci
Bildirim süreci, hekimin görev yaptığı sağlık kuruluşunun niteliğine göre değişiklik gösterebilmektedir:
- Özel Hastanelerde ve Serbest Çalışan Hekimlerde: Hasta doğrudan hekime veya özel hastaneye dava açtığı için, dava dilekçesi hekime tebliğ edilir edilmez hekimin kendi sigorta şirketine gecikmeksizin ihbarda bulunması gerekir.
- Kamu ve Üniversite Hastanelerinde Çalışan Hekimlerde: Kamu görevlisi hekimlere karşı doğrudan malpraktis davası açılamamaktadır; dava ilgili idareye (Sağlık Bakanlığı veya Üniversite Rektörlüğü) karşı açılır. İdare, davayı hekime ihbar ettiğinde veya idari soruşturma kapsamında hekimden bilgi talep ettiğinde, hekim bu durumu öğrendiği anda kendi zorunlu mali sorumluluk sigortası şirketine bildirim yapmalıdır.
Bildirimin Geç Yapılmasının Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Bildirim yükümlülüğünün zamanında yerine getirilmemesi, hekimin sigorta güvencesinden tamamen mahrum kalacağı anlamına gelmez. Ancak TTK m. 1446/2 uyarınca, bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ödenecek tazminat miktarında bir artışa neden olmuşsa, sigorta şirketi kusurun ağırlığına göre tazminat miktarından indirim yapma hakkına sahip olur.
Ayrıca, malpraktis sigortası sadece tazminatı değil, hekimin yargılama sürecindeki makul savunma ve avukatlık giderlerini de poliçe limitleri dahilinde karşılamaktadır. Geç bildirim yapılması durumunda, sigorta şirketinin savunma sürecine müdahil olması zorlaşacağından, yargılama giderlerinin karşılanması hususunda da uyuşmazlıklar yaşanabilmektedir.
Yargıtay İçtihatları ve Uygulamadaki Hatalar
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, sigorta sözleşmesindeki ihbar yükümlülüğü, sigorta şirketinin zararın büyümesini engellemek için gerekli önlemleri alabilmesi ve savunmasını hazırlayabilmesi amacıyla öngörülmüştür. Yüksek mahkeme kararlarında, sırf ihbarın geç yapılmış olmasının sigorta şirketini tazminat ödeme borcundan tamamen kurtarmayacağı, ancak bu gecikmenin sigortacının durumunu ağırlaştırması halinde tazminattan indirim yapılması gerektiği istikrarlı bir şekilde belirtilmektedir.
Uygulamada yapılan en yaygın hata, hatalı olduğu iddia edilen tıbbi işlemin yapıldığı tarihteki poliçeye başvurulmasıdır. Oysa tıbbi malpraktis sigortalarında talep esaslı (claims made) sistem geçerlidir. Önemli olan, davanın açıldığı veya tazminat talebinin hekime ulaştığı tarihte yürürlükte olan aktif poliçedir. Bu nedenle bildirim, talebin alındığı tarihteki sigorta şirketine yapılmalıdır.
Özetle; malpraktis davasıyla karşılaşan bir hekimin tebligatı alır almaz aktif sigorta şirketine yazılı olarak ihbarda bulunması, hem savunma masraflarının karşılanması hem de olası bir tazminat mahkumiyetinde rücu davalarıyla karşılaşmaması adına hukuki bir zorunluluktur. Sürecin teknik detayları göz önünde bulundurulduğunda, uzman bir sağlık hukuku avukatından profesyonel destek alınması her iki taraf için de en güvenli yoldur.

Anahtar Kelime : sigorta bildirimi zamanlamasi

