Sağlık hizmetlerinin sunumunda teşhis ve tedavi süreçleri kadar, bu süreçlerin belgelenmesi de hayati bir önem taşır. Hastanın sağlık durumu, uygulanan tedaviler, kullanılan ilaçlar ve yapılan tüm tıbbi müdahaleler “tıbbi kayıt” olarak adlandırılan belgelerle kayıt altına alınır. Tıbbi kayıtlar, yalnızca hastanın tedavi geçmişini takip etmek için değil, aynı zamanda olası bir hukuki uyuşmazlıkta en önemli delil niteliğindedir. Bu doğrultuda, hastane yönetiminin tıbbi kayıtların tutulması, güvenliğinin sağlanması ve arşivlenmesi konusundaki hukuki sorumluluğu oldukça büyüktür.
Tıbbi Kayıtların Hukuki Niteliği ve Kapsamı
Tıbbi kayıtlar, hekim ile hasta arasındaki güven ilişkisinin ve sağlık hizmetinin kalitesinin belgesi niteliğindedir. Hasta Hakları Yönetmeliği kapsamında her hastanın, kendisine uygulanan tıbbi işlemler hakkında bilgi alma ve bu bilgilerin kayıt altına alınmasını talep etme hakkı vardır. Hastane yönetimi, özel veya kamu kuruluşu fark etmeksizin, her hastaya ait dosyayı eksiksiz, düzenli ve zamanında tutmakla yükümlüdür. Bu kayıtlar; epikriz raporları, ameliyat notları, laboratuvar sonuçları, rıza formları ve hemşire gözlem formları gibi birçok önemli belgeyi kapsar.
Hastane Yönetiminin Sorumluluk Esasları
Sağlık hukukunda hastane yönetiminin tıbbi kayıtlara ilişkin sorumluluğu çok yönlüdür. Kamu hastanelerinde bu sorumluluk hizmet kusuru ilkesine dayanırken, özel hastanelerde sözleşmesel sorumluluk ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu” başlıklı 66. maddesi uyarınca, hastane yönetimi bünyesinde çalışan hekim, hemşire ve diğer sağlık personelinin eylemlerinden doğrudan sorumludur. Personelin tıbbi kayıtları eksik veya hatalı tutması, doğrudan hastane yönetiminin organizasyon kusuru olarak kabul edilir.
KVKK ve Hasta Verilerinin Gizliliği
Tıbbi kayıtlar, niteliği gereği kişilerin sağlık verilerini içerdiğinden 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunmesi Kanunu (KVKK) kapsamında “özel nitelikli kişisel veri” statüsündedir. Hastane yönetimi, bu verilerin yetkisiz kişilerin eline geçmesini engellemek için gerekli teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikler ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları doğrultusunda, veri güvenliği ihlallerinden kaynaklanan zararlarda hastane yönetiminin cezai ve hukuki sorumluluğu bulunmaktadır.
Yargıtay İçtihatlarında Tıbbi Kayıtların Önemi ve İspat Yükü
Tıbbi uygulama hataları (malpraktis) davalarında, tıbbi kayıtların varlığı ve düzeni davanın seyrini doğrudan etkiler. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da önemle vurgulandığı üzere, düzgün ve eksiksiz tutulmayan tıbbi kayıtlar, ispat yükünün yer değiştirmesine neden olabilmektedir. Normal şartlarda hekimin veya hastanenin kusurlu olduğunu ispat yükü davacı hastada iken; kayıtların tahrif edilmesi, kaybolması veya hiç tutulmamış olması durumunda, hastanenin kusursuz olduğunu ispat etme yükümlülüğü doğabilmektedir. Yargıtay kararlarında, tıbbi kayıtların eksik olmasının tek başına bir hizmet kusuru veya sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği sıklıkla kabul edilmektedir.
Sonuç ve Hastane Yönetimlerine Tavsiyeler
Özetle, tıbbi kayıtlar sadece birer idari evrak değil, hem hastanın yaşam hakkını doğrudan ilgilendiren hem de hastane yönetimini hukuki koruma altına alan belgelerdir. Olası tazminat davaları ve cezai soruşturmalarla karşı karşıya kalmamak adına, hastane yönetimlerinin dijitalleşme süreçlerini KVKK standartlarına uygun şekilde yönetmesi, personeline düzenli eğitimler vermesi ve arşivleme sistemlerini sürekli denetlemesi gerekmektedir. Sağlık hukukunda kurallara uygun tutulmuş bir tıbbi kayıt, hem hekimin hem de hastane yönetiminin en güçlü kalkanıdır.

Anahtar Kelime : tibbi kayit sorumlulugu

