Tıbbi uygulama hatası, diğer adıyla malpraktis, hem hastalar hem de sağlık çalışanları açısından hukuki, maddi ve manevi olarak yıpratıcı bir süreci beraberinde getirmektedir. Hak kaybına uğradığını düşünen hastaların ya da haksız bir ithamla karşı karşıya kalan hekimlerin en çok merak ettiği konuların başında “Malpraktis davası ne kadar sürer?” sorusu gelmektedir. Sağlık hukuku davaları, teknik ve tıbbi detaylar barındırması sebebiyle diğer tazminat davalarına kıyasla daha karmaşık bir yapıya sahiptir ve bu durum yargılama sürelerine doğrudan yansımaktadır.
Mahkeme Türüne Göre Dava Süreleri
Bir malpraktis davasının ne kadar süreceğini belirleyen en temel unsur, davanın hangi mahkemede görüleceğidir. Sağlık sunucusunun kamu ya da özel sektörde faaliyet göstermesine göre yasal süreç ve görevli mahkemeler değişiklik göstermektedir:
- Özel Hastaneler ve Serbest Hekimler: Özel sağlık kuruluşlarında veya muayenehanelerde meydana gelen malpraktis vakaları genel olarak tüketici mahkemelerinde görülür. Bu davalar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil (m. 49) veya vekalet sözleşmesi hükümlerine dayanır. İlk derece tüketici mahkemesindeki yargılama ortalama 1,5 ila 3 yıl arasında sürmektedir.
- Kamu ve Üniversite Hastaneleri: Devlet hastaneleri veya üniversite hastanelerinde meydana gelen zararlarda idarenin hizmet kusuru ilkesi işletilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca idare mahkemelerinde açılan “tam yargı” davaları yazılı yargılama usulüne tabi olup, genellikle 1 ila 2,5 yıl içinde karara bağlanır.
- Ceza Davaları: Hekimin taksirle yaralama veya öldürme suçlamasıyla yargılandığı ceza davaları ise asliye veya ağır ceza mahkemelerinde görülür. Soruşturma izinleri ile bilirkişi aşamaları nedeniyle bu davalar ortalama 2 ila 4 yıl sürebilmektedir.
Davanın Süresini Uzatan Kritik Aşamalar
Malpraktis davalarının uzun sürmesinin arkasında yatan yasal zorunluluklar ve usul işlemleri bulunmaktadır. Süreci doğrudan uzatan veya kısaltan unsurlar şunlardır:
- Soruşturma İzni ve İdari Başvurular: Kamu görevlisi olan sağlık personeli hakkında ceza davası açılabilmesi, yürürlükteki mevzuat gereği Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun iznine tabidir. Bu izin süreci dava açılmadan önceki aşamayı önemli ölçüde uzatabilmektedir.
- Bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu Raporları: Hakimler, tıbbi konularda uzman olmadıkları için uyuşmazlığın çözümünde bilirkişi raporuna başvurmak zorundadır. Dosyanın Adli Tıp Kurumu’na veya üniversitelerin tıp fakültelerinden oluşturulan uzman heyetlere gönderilmesi, raporun hazırlanması ve tarafların bu rapora itiraz etmesi süreci 6 ay ile 1,5 yıl arasında uzatabilmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hükme esas alınacak bilirkişi raporunun tıp bilimi kurallarına uygun, denetime elverişli ve çelişkilerden uzak olması yasal bir zorunluluktur.
- Delillerin Toplanması ve Tebligat Süreçleri: Hasta tedavi evraklarının, epikriz raporlarının, ameliyat notlarının ve grafiklerin ilgili hastanelerden eksiksiz getirtilmesi aylar sürebilmektedir.
Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz) Süreci
İlk derece mahkemesinin karar vermesi davanın tamamen bittiği anlamına gelmemektedir. Tarafların karara karşı üst mahkemelere başvurma hakkı bulunmaktadır. Bölge Adliye veya Bölge İdare Mahkemeleri nezdinde yürütülen istinaf süreci ile sonrasındaki temyiz (Yargıtay veya Danıştay) süreci davanın kesinleşmesini sağlar. Kanun yolları aşaması, davanın türüne ve mahkemelerin iş yoğunluğuna bağlı olarak dava süresine ortalama 1,5 ila 3 yıl daha eklemektedir.
Anayasa Mahkemesi ve Makul Sürede Yargılanma Hakkı
Malpraktis davalarının çok uzun sürmesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan “adil yargılanma hakkı” kapsamındaki “makul sürede yargılanma” ilkesinin ihlali sonucunu doğurabilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında, özellikle yaşam hakkı ve maddi/manevi varlığı koruma hakkı kapsamında açılan davaların makul bir süratle yürütülmesi gerektiği, aksi durumun hak ihlali teşkil edeceği belirtilmektedir. Bu doğrultuda, davası makul süreyi aşan tarafların Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapma hakkı bulunmaktadır.
Özetlemek gerekirse; Türkiye’de bir malpraktis davasının tüm kanun yolları tüketilerek kesin bir karara bağlanması toplamda 3 ila 6 yıl arasında bir zaman dilimini bulabilmektedir. Sürecin her aşamasında usuli sürelerin kaçırılmaması, delillerin doğru sunulması ve bilirkişi raporlarına zamanında hukuki itirazların yapılması davanın gidişatını ve süresini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, sürecin uzman bir sağlık hukuku avukatı ile takip edilmesi hak kayıplarını önlemek adına büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : malpraktis davası süresi

