Hekim ile hasta arasındaki ilişki, her şeyden önce karşılıklı güven esasına dayanır. Bu güven ilişkisinin en önemli yapı taşlarından biri ise şüphesiz ki hasta mahremiyetidir. Tıbbi süreçlerin başlangıcı olan muayene aşamasında, hastanın kendisini rahat hissetmesi ve mahremiyetinin korunması hem doğru teşhis konulabilmesi hem de temel insan haklarının korunması açısından büyük önem taşır. Peki, hastanın rızası dışında veya istemediği bir kişinin muayene odasında bulunması hukuken mümkün müdür? Bu yazıda, konuyu güncel mevzuat, Anayasa Mahkemesi kararlarının ruhu ve yerleşik yargı kararları çerçevesinde ele alacağız.
Hasta Mahremiyetinin Anayasal ve Yasal Dayanakları
Hasta mahremiyeti, yalnızca tıbbi bir etik kuralı değil, aynı zamanda anayasal güvence altına alınmış temel bir haktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesinde düzenlenen “Özel Hayatın Gizliliği” ilkesi, kişinin rızası dışında özel yaşam alanına müdahale edilmesini yasaklar. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında da vurgulandığı üzere, tıbbi veriler ve muayene süreçleri doğrudan kişinin özel hayat sınırları içerisinde yer almaktadır.
Bu anayasal korumanın yanı sıra, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 24 uyarınca, hukuka aykırı olarak kişilik haklarına saldırılan kimse, hâkimden koruma talep edebilir. Hastanın vücut bütünlüğü, mahremiyeti ve tıbbi gizliliği de kişilik hakları kapsamında korunmaktadır. Dolayısıyla, hastanın rızası olmaksızın üçüncü bir kişinin muayene odasında bulunması, bu anayasal ve yasal hakların açık bir ihlali niteliğindedir.
Hasta Hakları Yönetmeliği ve Muayene Odası Kuralları
Konuyla ilgili en somut düzenleme, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği içerisinde yer almaktadır. Yönetmeliğin “Mahremiyete Saygı Gösterilmesi” başlıklı 21. maddesi, hastanın mahremiyet hakkının sınırlarını net bir şekilde çizmiştir. Bu maddenin ilgili fıkraları uyarınca şu kurallar esastır:
- Tıbbi müdahale ve muayene sırasında, doğrudan tedaviyle veya tıbbi işlemle ilgisi olmayan kişilerin muayene odasında bulunmaması esastır.
- Hastalığın teşhis ve tedavisiyle doğrudan ilgili olmayan personelin (örneğin idari personel, temizlik görevlileri veya o an muayene sürecine dahil olmayan diğer çalışanlar) odada bulunması hastanın açık onayına bağlıdır.
- Hasta, muayene esnasında kendisini rahatsız eden veya orada bulunmasını istemediği üçüncü kişilerin (bu kişiler eş, akraba veya arkadaş olsa dahi) odadan çıkarılmasını talep etme hakkına sahiptir.
Eğitim Hastanelerinde Stajyer ve Asistanların Durumu
Üniversite ve eğitim-araştırma hastanelerinde tıp eğitimi alan öğrencilerin, stajyerlerin ve tıpta uzmanlık öğrencilerinin (asistanların) muayene esnasında odada bulunması yaygın bir uygulamadır. Ancak bu durum, hastanın rızası olmadan odada bulunabilecekleri anlamına gelmez. Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre, eğitim ve araştırma amaçlı tıbbi süreçlerde de hastanın rızasının alınması zorunludur. Hastanın “Öğrenci istemiyorum” şeklinde beyanda bulunması durumunda, hekimin muayene odasını bu doğrultuda düzenlemesi yasal bir yükümlülüktür.
Kolluk Kuvvetlerinin Muayene Odasında Bulunması Esasları
Gözaltındaki şüphelilerin veya tutuklu ve hükümlülerin muayenesi sırasında kolluk kuvvetlerinin (polis veya jandarma) odada bulunup bulunamayacağı da sıklıkla tartışılan konulardandır. Sağlık Bakanlığı protokolleri ve genelgelerine göre; muayene esnasında hasta-hekim ilişkisinin güvenliği ve mahremiyeti esastır. Hekim, can güvenliği açısından acil ve somut bir tehlike görmediği sürece, muayenenin kolluk görevlilerinin duyamayacağı ve göremeyeceği bir ortamda yapılmasını talep etmelidir. Güvenlik gerekçesi, hasta haklarının tamamen ortadan kaldırılmasına gerekçe gösterilemez.
Hak İhlalinin Hukuki ve Cezai Sonuçları
Hastanın istemediği kişilerin muayene odasında bulundurulması durumunda, hem muayeneyi gerçekleştiren hekimin hem de ilgili sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğu doğar. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, hasta mahremiyetinin ihlali, kişilik haklarına saldırı teşkil eder ve bu durum 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesi kapsamında manevi tazminat davasına konu olabilir. Ayrıca, rıza dışı mahremiyet ihlali, Türk Ceza Kanunu kapsamında “Özel hayatın gizliliğini ihlal” suçu kapsamında da değerlendirilebilir.
Sonuç
Özetlemek gerekirse; hastanın muayene odasında istemediği hiçbir üçüncü kişinin bulunması yasal olarak mümkün değildir. Sağlık profesyonellerinin ve hastane yönetimlerinin, muayene öncesinde gerekli mahremiyet koşullarını sağlaması yasal bir yükümlülüktür. Hastalar, kendi haklarının bilincinde olarak muayene odasındaki düzeni belirleme yetkisine sahiptirler.

Anahtar Kelime : hasta mahremiyeti

