Göz Tansiyonu (Glokom) Tedavisinde İhmal Ve Körlük İzmir

Sağlık hukuku ve hasta hakları teması

Göz tansiyonu, tıp dilindeki adıyla glokom, göz içi basıncının yükselerek görme sinirine zarar vermesiyle karakterize, ilerleyici ve ciddi bir göz hastalığıdır. “Sessiz hırsız” olarak da adlandırılan bu rahatsızlık, erken evrelerde belirgin bir semptom göstermeden ilerleyebilir ve teşhis edilmediğinde kalıcı görme kaybına, hatta körlüğe yol açabilir. İzmir gibi büyük şehirlerde, sağlık hizmetlerine erişimin kolay olmasına rağmen, glokom tedavisinde yaşanan ihmaller veya hatalı tıbbi uygulamalar (malpraktis), hastalar için geri dönülmez sonuçlar doğurabilmektedir.

Glokom (Göz Tansiyonu) ve Önemi

Göz içindeki sıvının üretim ve dışa akım dengesindeki bir bozukluk, göz içi basıncının artmasına neden olur. Bu yüksek basınç, görme bilgilerini beyne ileten optik sinire baskı yaparak hücrelerin yavaş yavaş ölmesine sebep olur. Hastalığın en yaygın türü olan açık açılı glokom, genellikle belirti vermeden yıllarca ilerler. Bu nedenle, özellikle 40 yaş üzeri bireylerin ve ailesinde glokom öyküsü olanların düzenli göz muayenesi yaptırması, erken teşhis için hayati önem taşımaktadır. Tedavinin temel amacı, göz içi basıncını düşürerek mevcut görmeyi korumak ve sinir hasarının ilerlemesini durdurmaktır; çünkü kaybedilen görmenin geri getirilmesi mümkün değildir.

Glokom Tedavisinde Tıbbi İhmal (Malpraktis) Nedir?

Tıbbi malpraktis, hekimin veya sağlık personelinin, tıp biliminin genel kabul görmüş standartlarına ve tecrübelere aykırı olarak, teşhis, tedavi veya bakım sürecinde bilgisizlik, deneyimsizlik veya ihmal sonucu hastaya zarar vermesidir. Glokom tedavisinde malpraktis, çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir:

  • Geç veya Yanlış Teşhis: Düzenli kontrollerde göz içi basıncının ölçülmemesi, optik sinir hasarının gözden kaçırılması veya belirtilerin başka rahatsızlıklara bağlanarak teşhisin geciktirilmesi.
  • Yetersiz Tedavi ve Takip: Hastaya uygun ilacın reçete edilmemesi, tedaviye yanıtın yeterince takip edilmemesi veya ilaçların nasıl kullanılacağı konusunda hastanın eksik bilgilendirilmesi.
  • Aydınlatma Yükümlülüğünün İhlali: Hekimin, uygulanacak tedavi yöntemleri, bu yöntemlerin riskleri, başarı oranları ve olası komplikasyonlar hakkında hastayı yeterince bilgilendirmemesi.
  • Cerrahi Hatalar: Gerekli durumlarda uygulanan lazer veya cerrahi müdahalelerde, standartlara uygun hareket edilmemesi sonucu komplikasyonların gelişmesi.

Hekimin Hukuki Sorumluluğu ve Hasta Hakları

Hekim ile hasta arasındaki ilişki, hukuken bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu sözleşme çerçevesinde hekim, hastanın tedavisini gerçekleştirirken gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Bu özen borcu, güncel tıp biliminin verilerini takip etmeyi, doğru teşhisi koymayı ve en uygun tedaviyi uygulamayı kapsar. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, hekimin özen borcuna aykırı davranışı sonucu hastanın zarar görmesi, hekimin hukuki sorumluluğunu doğurur.

Aydınlatılmış Onamın Rolü

Her tıbbi müdahale, hastanın vücut bütünlüğüne bir müdahaledir ve hukuka uygun olması için hastanın “aydınlatılmış onamının” alınması şarttır. Bu, hastanın sadece tedaviye rıza göstermesi değil, aynı zamanda hastalığı, tedavinin riskleri, alternatifleri ve başarı şansı hakkında tam olarak bilgilendirildikten sonra bu rızayı vermesi anlamına gelir. Özellikle glokom gibi geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilecek hastalıklarda, tedavi sürecinin tüm yönleriyle hastaya anlatılması ve onamının alınması, hekimin en temel hukuki yükümlülüklerinden biridir. Yeterli aydınlatma yapılmadan alınan bir onam, hukuken geçersiz sayılabilir ve gelişen zararlardan (komplikasyonlar dahil) hekimin sorumlu tutulmasına neden olabilir.

İhmal Durumunda Neler Yapılabilir?

Göz tansiyonu tedavisinde bir ihmal veya hata nedeniyle görme kaybı yaşayan hastaların hukuki hakları mevcuttur. Bu durumda hastalar, kusurlu bulunan hekim veya sağlık kuruluşuna karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Maddi tazminat; tedavi masrafları, çalışma gücü kaybı gibi ekonomik kayıpları kapsarken, manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, üzüntü ve yaşam kalitesindeki düşüşü telafi etmeyi amaçlar. Bu süreçte, alanında uzman bir sağlık hukuku avukatından destek almak, hakların korunması ve ispat faaliyetlerinin doğru bir şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Unutulmamalıdır ki, glokomda erken teşhis ve doğru tedavi, görme yetisinin korunması için tek yoldur. Hastaların tedavi süreçlerine aktif katılımı ve hekimlerin hukuki yükümlülüklerine özen göstermesi, bu “sessiz hırsız”a karşı verilecek en etkili mücadeledir.

“`
Sağlık hukuku ve hasta hakları teması
Anahtar Kelime : sağlıkhukuku

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız