Hasta Kendi İsteğiyle Hastaneden Ayrılabilir mi?

Hasta hastaneden kendi isteğiyle ayrılıyor hasta hastaneden ayrilabilir mi

Modern tıp hukukunun en temel direklerinden biri, hastanın kendi kaderini tayin etme hakkıdır. Bu hak doğrultusunda, hastanede yatarak tedavi gören bir bireyin, tedavisi tamamlanmamış olsa dahi kendi isteğiyle hastaneden ayrılıp ayrılamayacağı sorusu hem hastalar hem de sağlık çalışanları için büyük önem taşır. Hukuki açıdan bakıldığında, istisnai durumlar saklı kalmak kaydıyla, her hastanın tedaviyi reddetme ve hastaneden ayrılma hakkı mevcuttur. Ancak bu sürecin hem hasta sağlığı hem de hekimin hukuki sorumluluğu açısından belirli usullere uygun olarak yürütülmesi gerekir.

Anayasal Güvence ve Hasta Hakları Yönetmeliği

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesi, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu belirtir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz ve rızası olmadan üzerinde tıbbi ameliye yapılamaz. Bu anayasal güvence, sağlık hukuku mevzuatında da somutlaşmıştır.

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği’nin “Tedaviyi Reddetme ve Durdurma” başlıklı maddesi uyarınca, hasta her zaman tedaviyi reddetme veya durdurma hakkına sahiptir. Bu doğrultuda, hastanın kendi isteğiyle hastaneden ayrılma talebi, bu genel hakkın bir uzantısı olarak kabul edilir. Dolayısıyla, rızası olan bir hastayı rızası dışında hastanede tutmak, hukuka aykırı bir şekilde hürriyeti tahdit (özgürlüğü kısıtlama) suçu teşkil edebilir.

Kendi İsteğiyle Ayrılma Sürecinin Hukuki Usulü

Hastanın hastaneden kendi rızasıyla ayrılma hakkı mutlak görünse de, bu hakkın kullanımı hekimin aydınlatma yükümlülüğü ile doğrudan bağlantılıdır. Hastanın sağlıklı bir karar verebilmesi için, tedavisinin yarım kalmasının doğurabileceği olası tıbbi riskler hakkında hekim tarafından detaylıca bilgilendirilmesi şarttır.

Hukuki sürecin sağlıklı işletilebilmesi için şu adımların takip edilmesi zorunludur:

  • Aydınlatılmış Onam ve Red Formu: Hekim, tedavinin sonlandırılmasının getireceği riskleri hastaya açıklar. Hastanın bu riskleri anladığına ve buna rağmen ayrılmak istediğine dair bir “Tedaviyi Red ve Kendi İsteğiyle Ayrılma Formu” düzenlenir ve hastaya imzalattırılır.
  • İmza İmtinası Durumu: Hasta hastaneden ayrılmak istiyor ancak ilgili formu imzalamaktan kaçınıyorsa, bu durum hekim ve en az iki sağlık personeli tarafından tutanak altına alınmalıdır. Bu tutanak, ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıklarda en önemli ispat aracıdır.

Yargıtay İçtihatları Işığında Hekimin Sorumluluğu

Sağlık hukukunda hekim ile hasta arasındaki ilişki, Türk Borçlar Kanunu kapsamında genellikle vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Hekim, hastanın sağlığı için gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Ancak hastanın tedaviyi kendi isteğiyle yarıda kesmesi durumunda, bu sorumluluğun sınırları değişmektedir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; hastanın rızasının bulunmadığı durumlarda yapılan tıbbi müdahaleler hukuka aykırı kabul edilir. Eğer hekim, hastaya ayrılmasının sonuçlarını tam ve anlaşılır bir şekilde anlatmış, buna ilişkin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş ve hastanın imzasını (veya imza atmamışsa durum tespit tutanağını) almışsa, hastanın hastaneden ayrılmasından sonra meydana gelebilecek olumsuz tıbbi sonuçlardan sorumlu tutulamaz. Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil ve vekalet hükümlerine göre, zarar görenin (hastanın) kendi kusuru veya rızası, hekimin illiyet bağını kesen bir unsur olarak kabul edilir.

Hastaneden Kendi İsteğiyle Ayrılmanın İstisnaları Nelerdir?

Her ne kadar hastanın kendi kaderini tayin hakkı esas olsa da, kamu sağlığının korunması veya hastanın kendi hayatının korunması amacıyla bu hakka kanuni sınırlamalar getirilebilir. Aşağıdaki durumlarda hastanın kendi isteğiyle hastaneden ayrılmasına izin verilmeyebilir:

  • Bulaşıcı ve Salgın Hastalıklar: Umumi Hıfzıssıhha Kanunu kapsamında, toplum sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklara sahip kişilerin karantina altında tutulması zorunludur. Bu kişilerin kendi isteğiyle hastaneden ayrılma hakkı bulunmamaktadır.
  • Akıl Sağlığı ve Kendine Zarar Verme Riski: Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, akıl hastalığı veya madde bağımlılığı gibi nedenlerle toplum veya kendisi için tehlike arz eden kişilerin, koruma amacıyla özgürlüklerinin kısıtlanması ve kurumda tutulması mümkündür.
  • Acil Durumlar ve Bilinç Kapalılığı: Hastanın hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlarda, rıza açıklama ehliyeti olmadığından, yaşam hakkının korunması öncelikli kabul edilir ve müdahale sürdürülür.

Sonuç

Özetlemek gerekirse; hukuki ehliyete sahip, bilinci açık her hasta, anayasal kişisel özerklik hakkı kapsamında kendi isteğiyle hastaneden ayrılma hakkına sahiptir. Sağlık çalışanlarının bu karara saygı duyması gerekirken, hastaların da bu kararın getireceği tıbbi riskleri tam olarak kavraması ve gerekli hukuki prosedürleri yerine getirmesi yasal bir gerekliliktir. Sürecin usulüne uygun yürütülmesi, hem hastanın haklarını korur hem de hekimi haksız davalardan muhafaza eder.

Hasta hastaneden kendi isteğiyle ayrılıyor
Anahtar Kelime : hasta hastaneden ayrilabilir mi

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız