Kan Naklini Reddeden Hastada Hekim Ne Yapmalı?

Kan naklini reddeden hasta ve hekim kan nakli reddi hekim

Tıp etiği ve sağlık hukuku disiplinlerinin karşı karşıya geldiği ve çözümü en hassas konulardan biri, hayati önem taşıyan bir tıbbi müdahalenin, özellikle de kan naklinin hasta tarafından reddedilmesidir. Hekimler, bir yandan hastanın yaşamını koruma ve mesleki yükümlülüklerini yerine getirme sorumluluğu altındayken, diğer yandan hastanın vücut bütünlüğüne ve kendi kaderini tayin etme hakkına saygı göstermek zorundadır. Bu iki temel hukuki değer arasındaki çatışma, hekimlerin yasal sınırlar içinde kalmasını gerektirir. Peki, kan naklini reddeden bir hastada hekim hukuken nasıl hareket etmelidir?

Hukuki Çerçeve: Vücut Bütünlüğü ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı

Anayasa’nın 17. maddesinin ikinci fıkrasına göre; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz ve rızası olmadan tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz. Benzer şekilde, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 24. maddesi, hastaya tedaviyi reddetme veya durdurma hakkını açıkça tanımaktadır. Bu doğrultuda, ayırt etme gücüne sahip ergin bir bireyin, hayati tehlike arz etse dahi tıbbi bir müdahaleyi veya kan naklini reddetme hakkı hukuken koruma altındadır.

Hekimin İlk Görevi: Kapsamlı Aydınlatma Yükümlülüğü

Hastanın reddetme hakkını hukuken geçerli bir şekilde kullanabilmesi, ancak kendisine sunulacak bilgilerin tam ve anlaşılır olmasıyla mümkündür. Hekim, kan naklinin yapılmaması durumunda ortaya çıkabilecek ölüm, organ yetmezliği veya kalıcı hasar gibi riskleri hastaya detaylıca açıklamalıdır. Bu aydınlatma süreci sadece sözlü kalmamalı, ileride oluşabilecek hukuki uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlaması açısından detaylı bir aydınlatılmış onam ve ret formu ile kayıt altına alınmalıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da sıklıkla vurgulandığı üzere, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiğini ispat yükü hekime ve hastaneye aittir.

Ayırt Etme Gücüne Sahip Yetişkin Hastalarda İzlenecek Yol

Eğer hasta ergin (reşit) ise ve karar verme yeteneğine (ayırt etme gücüne) sahipse, tıbbi riskleri tam olarak anladığını belirterek kan naklini yazılı olarak reddediyorsa, hekimin bu iradeye saygı göstermesi gerekir. Bu durumda hekimin yapması gerekenler şunlardır:

  • Hastaya, kan nakli dışındaki alternatif tıbbi tedavi yöntemlerini sunmak ve bunları imkanlar dahilinde uygulamak.
  • Hastanın kan naklini reddettiğine dair açık, net ve özgür iradesini yansıtan imzalı bir belgeyi hasta dosyasına eklemek.
  • Mümkünse durumu bağımsız bir hekim konsültasyonu ile kayıt altına alarak tıbbi sürecin objektifliğini desteklemek.

Çocuklar ve Kısıtlılar: Yasal Temsilcinin Reddi

En büyük hukuki ve etik çıkmaz, karar verme yetisi olmayan küçükler (çocuklar) veya kısıtlılar adına yasal temsilcilerinin (anne, baba veya vasi) inanç veya başka sebeplerle kan naklini reddetmesi durumunda ortaya çıkar. Türk Medeni Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca, çocuğun üstün yararı ve yaşam hakkı her türlü hakkın önündedir. Yasal temsilcinin hayati bir tedaviyi reddetmesi durumunda hekim şu adımları izlemelidir:

  • Durum derhal hastane yönetimine ve başhekimliğe bildirilmelidir.
  • Cumhuriyet savcılığına veya nöbetçi aile mahkemesine başvurularak, Türk Medeni Kanunu’nun velayet ve vesayet hükümleri uyarınca çocuk hakkında acil koruma veya tıbbi müdahale izni (tedbir kararı) talep edilmelidir.
  • Eğer mahkeme kararı alınamayacak kadar saniyelerin önemli olduğu aşırı acil ve hayati bir durum söz konusu ise, hekim çocuğun yaşam hakkını korumak adına kan naklini gerçekleştirmelidir. Bu durum, ceza hukuku anlamında “zorunluluk hali” kapsamında değerlendirilir ve hekimin cezai sorumluluğu doğmaz.

Acil Durumlar ve Bilinci Kapalı Hastalar

Hastanın bilincinin kapalı olduğu ve acil kan nakli gereken durumlarda, hastanın yanında yasal bir temsilcisi yoksa ve hastanın önceden hazırladığı geçerli bir tıbbi vasiyet veya ileri sağlık direktifi bulunmuyorsa, hekim doğrudan müdahale etmekle yükümlüdür. Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca, rızanın alınamadığı acil durumlarda hayatı kurtarmak amacıyla tıbbi müdahale yapılması hukuka uygundur. Ancak, hastanın üzerinde “kan nakli istemiyorum” şeklinde önceden hazırlanmış, noter onaylı veya kimliğini kesin olarak doğrulayan yazılı bir beyan varsa, hekimin bu iradeyi ve acil müdahale yükümlülüğünü hastane yönetiminin koordinasyonuyla değerlendirmesi gerekir.

Hekimin Tedaviden Çekilme Hakkı

Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin ilgili hükümleri uyarınca, acil vakalar hariç olmak üzere, hekim hastanın tedavisini üstlenmekten veya devam ettirmekten kaçınabilir. Eğer hekim, hastanın kan naklini reddetmesi sebebiyle hastanın hayatını riske atan bu süreci mesleki vicdanı veya bilimsel doğruları ile bağdaştıramıyorsa, hastanın tedavisini başka bir meslektaşına veya sağlık kuruluşuna güvenli bir şekilde devretmek şartıyla tedaviden çekilme hakkına sahiptir.

Kan naklini reddeden hasta ve hekim
Anahtar Kelime : kan nakli reddi hekim

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız