Malpraktis Davasında Hastane ile Hekim Birlikte Sorumlu Olabilir mi?

Malpraktis davası hastane hekim sorumluluğu hastane hekim sorumlu

Tıbbi uygulama hataları (malpraktis), hem hastalar hem de hekimler açısından oldukça karmaşık ve hassas süreçlerdir. Bir tıbbi müdahale sonucunda zarar gören hastaların en çok merak ettiği konulardan biri de tazminat sorumluluğunun kime ait olduğudur. “Malpraktis davasında hastane ile hekim birlikte sorumlu olabilir mi?” sorusu, sağlık hukukunun en temel tartışma alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu sorunun cevabı, tedavinin gerçekleştirildiği sağlık kuruluşunun niteliğine (özel veya kamu) göre değişkenlik göstermektedir.

Özel Hastanelerde Birlikte Sorumluluk: Müşterek ve Müteselsil Sorumluluk

Özel hastanelerde meydana gelen tıbbi uygulama hatalarında, hekim ile hastane yönetiminin müşterek ve müteselsil (zincirleme) sorumluluğu söz konusudur. Yani hasta, uğradığı zararın tazmini için hem hekime hem de özel hastaneye karşı aynı anda veya ayrı ayrı dava açma hakkına sahiptir.

Bu ortak sorumluluğun hukuki dayanağı, Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan hükümler ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları çerçevesinde şekillenmiştir:

  • Hekimin Sorumluluğu: Hekim ile hasta arasındaki ilişki genellikle bir “vekalet sözleşmesi” (6098 sayılı TBK m. 502) veya haksız fiil (TBK m. 49) hükümlerine dayanır. Hekim, tıbbi müdahaleyi tıp biliminin güncel kurallarına uygun ve özenle gerçekleştirmekle yükümlüdür.
  • Hastanenin Sorumluluğu: Özel hastaneler, bünyelerinde çalışan hekimlerin eylemlerinden “adam çalıştıranın sorumluluğu” (TBK m. 66) ve “yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk” (TBK m. 116) hükümleri uyarınca sorumludur. Ayrıca hastane ile hasta arasında kurulan “hastaneye kabul sözleşmesi” gereği, hastane yönetimi hastaya güvenli bir tedavi ortamı sunmak zorundadır.

Yargıtay’ın istikrarlı kararlarında vurgulandığı üzere, özel hastaneler sadece hekimin hatasından değil, aynı zamanda organizasyon kusurlarından ötürü de hekimle birlikte doğrudan ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır.

Aydınlatılmış Onam ve Organizasyon Kusurunun Rolü

Malpraktis davalarında hastane ile hekimin birlikte sorumlu tutulmasında “aydınlatılmış onam” yükümlülüğü ve “organizasyon kusuru” kavramları kritik rol oynar. Hastanın tedaviye rıza göstermesi için süreç, riskler ve alternatif tedavi yöntemleri hakkında eksiksiz bilgilendirilmesi gerekir. Aydınlatılmış onam formunun usulüne uygun alınmaması durumunda, hekim doğrudan kusurlu kabul edilebileceği gibi; bu formların hazırlanması, arşivlenmesi ve hastaya sunulması süreçlerini organize etmeyen hastane yönetimi de hukuki sorumluluk altına girer.

Aynı şekilde, hastanenin hijyen standartlarını sağlayamaması, ameliyathane koşullarının yetersizliği, nöbetçi hekim planlamasının hatalı yapılması veya tıbbi cihazların periyodik bakımlarının aksatılması gibi hususlar doğrudan “organizasyon kusuru” kapsamında değerlendirilir. Bu tür durumlarda, hekimin operasyonu teknik olarak kusursuz gerçekleştirmesi dahi hastaneyi sorumluluktan kurtarmaz. Zarar, hem organizasyon eksikliğinden hem de hekimin müdahale sırasındaki dikkatsizliğinden kaynaklanmışsa, Yargıtay her iki süjenin de kusurları oranında tazminattan sorumlu tutulmasını öngörmektedir.

Kamu Hastanelerinde Sorumluluk ve Rücu Mekanizması

Devlet hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinde durum özel hastanelerden tamamen farklıdır. Kamu görevlisi olan hekimlerin tıbbi müdahalelerinden doğan zararlarda, hastanın doğrudan hekime karşı adli yargıda tazminat davası açması mümkün değildir.

Anayasa’nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare (Sağlık Bakanlığı veya ilgili Üniversite) aleyhine idari yargıda “tam yargı davası” olarak açılabilir. Bu durumda süreç şu şekilde işler:

  • Hasta veya hasta yakınları, uğradıkları zararın tazmini için doğrudan kamu idaresine dava açarlar.
  • Mahkemece idrenin “hizmet kusuru” tespit edilirse, tazminat miktarı devlet tarafından ödenir.
  • Tazminatı ödeyen idare, zararın meydana gelmesinde ağır kusuru veya kastı bulunan kamu görevlisi hekime, ödediği tutarı rücu (geri talep etme) hakkına sahiptir.

Sonuç ve Değerlendirme

Özetlemek gerekirse; özel hastanelerde tedavi gören hastalar, malpraktis iddiasıyla hem hekime hem de hastaneye karşı birlikte dava açabilir ve her iki taraftan da müştereken tazminat talep edebilirler. Kamu hastanelerinde ise davanın doğrudan muhatabı devlet olup, hekimin sorumluluğu ancak devletin rücu davası ile gündeme gelebilmektedir. Malpraktis davalarının teknik ve hukuki karmaşıklığı göz önüne alındığında, sürecin uzman bir sağlık hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Malpraktis davası hastane hekim sorumluluğu
Anahtar Kelime : hastane hekim sorumlu

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız