Günümüzde estetik ve fonksiyonel kaygılarla sıklıkla tercih edilen porselen ve zirkonyum diş kaplama işlemleri, hem hastalar hem de diş hekimleri açısından oldukça popüler uygulamalardır. Ancak tedavi sonrasında renk uyumsuzluğu, kaplamanın düşmesi, ağız kokusu, çiğneme fonksiyonunun kaybedilmesi veya diş eti problemleri gibi istenmeyen sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu tür uyuşmazlıklarda tarafların hak ve yükümlülüklerinin sınırını çizmek, doğabilecek hukuki sorumlulukları doğru anlamaktan geçer.
Sözleşmenin Hukuki Niteliği: Eser mi, Vekalet mi?
Sağlık hukukunda hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında “vekalet sözleşmesi” olarak kabul edilir. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; diş protezi, porselen ve zirkonyum kaplama gibi estetik ve fonksiyonel bir yapının özel olarak üretilmesini gerektiren uygulamalar eser sözleşmesi (TBK m. 470) kapsamında değerlendirilmektedir.
Vekalet sözleşmesinde hekim sadece özenli bir tedavi süreci yürütmeyi taahhüt ederken, tedavi sonucuna dair kesin bir garanti vermez. Oysa bir eser sözleşmesi niteliğindeki porselen veya zirkonyum kaplama tedavisinde diş hekimi, hastanın ağız yapısına uygun, işlevsel ve estetik açıdan taahhüt edilen sonucu (eseri) meydana getirmek ve teslim etmekle yükümlüdür. Bu durum, diş hekiminin sorumluluğunu doğrudan bir “sonuç taahhüdü” çerçevesine sokmaktadır.
Diş Hekiminin Özen Borcu ve Sorumluluk Sınırları
Eser sözleşmesinde yüklenici konumunda olan diş hekiminin özen borcunun kapsamı, TBK m. 471 uyarınca belirlenir. Kanun hükmüne göre, hekimin özen borcunun tespitinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir uzmanın göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Dolayısıyla diş hekimi;
- Hastanın mevcut ağız, diş ve diş eti durumunu titizlikle analiz etmeli, gerekirse kaplama öncesi diğer tedavi süreçlerini tamamlamalıdır.
- Kullanılacak malzemenin (porselen, zirkonyum vb.) hastanın biyolojik yapısına uygunluğunu denetlemelidir.
- İşlemi tıp ve diş hekimliği biliminin güncel kurallarına, fen ve sanat standartlarına göre gerçekleştirmelidir.
Aksi takdirde, yapılan kaplamanın kullanılamaz olması veya kısa sürede zarar görmesi durumunda hekimin hukuki sorumluluğu ve tazminat yükümlülüğü doğacaktır.
Aydınlatılmış Onam Yükümlülüğü
Kaplama uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan hukuki sorunlardan biri de aydınlatılmış onam noksanlığıdır. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesi ve Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca hekim; uygulanacak tedavi yöntemini, kullanılacak malzeme seçeneklerini (porselen ile zirkonyum arasındaki farklar, avantajlar ve dezavantajlar), maliyeti, olası riskleri ve komplikasyonları hastaya detaylıca açıklamalıdır. Yargıtay kararlarında da önemle vurgulandığı üzere, hastanın estetik beklentilerinin ön planda olduğu bu işlemlerde aydınlatılmış onamın yazılı ve kapsamlı şekilde alınması, uyuşmazlık durumunda ispat yükü açısından büyük önem taşır.
Ayıplı İfa Durumunda Hastanın Hakları
Porselen veya zirkonyum kaplamanın hatalı yapılması, hastanın ağız yapısına oturmaması, anatomik ve estetik açıdan eksik olması durumunda “ayıplı eser” hükümleri uygulanır. TBK m. 475 kapsamında hastanın sahip olduğu seçimlik haklar şunlardır:
- Sözleşmeden Dönme: Yapılan kaplama kabul edilemeyecek derecede kusurluysa veya kullanılamıyorsa hasta sözleşmeyi feshedip ödediği bedelin iadesini isteyebilir.
- Bedelden İndirim: Kaplamadaki ayıp eserin tamamen reddedilmesini gerektirmiyorsa, ayıp oranında fiyattan indirim talep edilebilir.
- Ücretsiz Onarım: Kaplamanın düzeltilmesi aşırı bir masraf gerektirmiyorsa, hekimden ücretsiz olarak yenilenmesi veya onarılması istenebilir.
Ayrıca, hatalı müdahale nedeniyle hastanın fiziksel veya psikolojik bir zarar görmesi halinde, genel hükümler doğrultusunda maddi ve manevi tazminat davası açılması da mümkündür.
Sonuç ve Hukuki Tavsiyeler
Porselen ve zirkonyum kaplama işlemlerinde uyuşmazlık yaşamamak adına hekimlerin, tedavi öncesinde detaylı bir teşhis süreci yürütmesi ve kapsamlı bir onam formu alması kritiktir. Hastaların ise tedavi sürecindeki her aşamayı takip ederek, ayıp durumunda haklarını süresinde ileri sürmesi gerekir. Bu tür tıbbi malpraktis ve eser sözleşmesi uyuşmazlıkları teknik uzmanlık gerektirdiğinden, sürecin alanında uzman bir sağlık hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi hak kayıplarını engelleyecektir.

Anahtar Kelime : dis kaplama sorumluluk

