Sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olan eczacılık faaliyeti, insan hayatı ve kamu sağlığı ile doğrudan temas halindedir. Hekim tarafından konulan teşhis ve düzenlenen reçete doğrultusunda hastaya doğru ilacın, doğru dozda ve doğru bilgilendirme ile teslim edilmesi hayati önem taşır. Ancak uygulamada; benzer isimli ilaçların karıştırılması, yanlış dozaj verilmesi veya reçetedeki etken maddenin hatalı okunması gibi nedenlerle eczacının yanlış ilaç vermesi durumlarıyla karşılaşılabilmektedir. Tıbbi hata (malpraktis) kapsamında değerlendirilen bu eylemler, ciddi sağlık sorunlarına ve hatta hayati tehlikelere yol açabileceğinden, hukuki açıdan hem idari hem cezai hem de hukuki (tazminat) sorumluluk doğurmaktadır.
Eczacının Özen Borcu ve İdari Sorumluluğu
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun uyarınca eczacı, sadece ticari bir işletmenin yöneticisi değil, birinci basamak sağlık hizmeti sunan profesyonel bir sağlık personelidir. Eczacının en temel yükümlülüklerinden biri, reçeteyi azami dikkatle incelemek, şüpheli durumlarda reçeteyi yazan hekimle iletişime geçmek ve doğru ilacı hastaya ulaştırmaktır.
Eczacının bu özen borcunu ihlal ederek yanlış ilaç vermesi durumunda ortaya çıkan idari sonuçlar şunlardır:
- İdari ve Disiplin Cezaları: İl Sağlık Müdürlükleri ve Türk Eczacıları Birliği Disiplin Kurulları tarafından yürütülen idari soruşturmalar neticesinde uyarma, kınama, para cezası ve geçici süreyle meslekten men cezaları uygulanabilir.
- Faaliyet Kısıtlamaları: İhlalin niteliğine ve kamu sağlığını tehdit derecesine göre idari yaptırımlar eczane ruhsatının askıya alınmasına kadar varabilir.
Eczacının Cezai Sorumluluğu (Türk Ceza Kanunu Bakımından)
Yanlış ilaç verilmesi sonucunda hastanın sağlığı bozulursa veya ölüm olayı gerçekleşirse, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında cezai sorumluluk gündeme gelir. Eczacının bu eylemi mesleki dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olduğundan, genellikle taksirli suçlar kapsamında ele alınır.
- Taksirle Yaralama (TCK m. 89): Yanlış ilaç kullanımı neticesinde hastanın organ işlevlerinde zayıflama, geçici veya kalıcı sağlık kaybı oluşması halinde eczacı hakkında taksirle yaralama suçundan ceza soruşturması açılır.
- Taksirle Öldürme (TCK m. 85): Hatalı ilacın doğrudan etkisiyle hastanın yaşamını yitirmesi durumunda eczacının taksirle öldürme suçundan yargılanması söz konusu olur.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, mesleğinin gerektirdiği teknik bilgi ve özeni göstermeyen, okunaksız reçetelerde doktor teyidi almadan veya ikame ilaç verirken etken madde kontrollerini yapmadan ilaç teslim eden sağlık çalışanlarının kusur oranı yüksek kabul edilmektedir.
Tazminat Sorumluluğu: Maddi ve Manevi Tazminat Hakları
Eczacının yanlış ilaç teslim etmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49 kapsamında bir haksız fiil teşkil eder. Haksız fiilden doğan zararlar nedeniyle zarar gören hasta veya hayatını kaybeden hastanın yakınları maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.
1. Maddi Tazminat
Hastanın yanlış ilaç kullanımı nedeniyle uğradığı mali zararları kapsar:
- Yanlış ilacın yol açtığı yan etkileri ve organ hasarlarını tedavi etmek için yapılan ilave hastane masrafları,
- Sağlığın bozulması nedeniyle çalışılamayan dönemdeki iş gücü ve kazanç kayıpları,
- Kalıcı sakatlık oluşması halinde beden gücü kaybı (maluliyet) tazminatı.
2. Manevi Tazminat
TBK m. 56 uyarınca, yanlış ilaç kullanımı nedeniyle bedensel bütünlüğü ihlal edilen, bedensel veya ruhsal elem duyarak mağdur olan hastaya (veya ölüm halinde yakınlarına) hâkim tarafından takdir edilecek uygun bir manevi tazminat ödenir.
İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Eczacının hukuki ve cezai sorumluluğuna gidilebilmesi için meydana gelen zararlı sonuç ile verilen yanlış ilaç arasında illiyet bağı (nedensellik bağı) kurulmalıdır. Yani hastadaki sağlık bozulmasının veya ölümün, doğrudan doğruya eczacının sunduğu yanlış ilaca bağlı olduğunu tıbbi delillerle ortaya koymak gerekir.
İspat sürecinde temel dayanak oluşturan belgeler şunlardır:
- Hekim tarafından sisteme işlenen E-Reçete veya fiziki reçete kayıtları,
- Eczaneden verilen yanlış ilaca ait satış fişi, karekod ve ambalaj bilgileri,
- İlacın yan etkilerini ve vücutta yarattığı hasarı doğrulayan Adli Tıp Kurumu veya Bilirkişi Raporları.
Sonuç
Eczacının yanlış ilaç vermesi, hastanın vücut bütünlüğüne zarar veren ve telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilen ciddi bir tıbbi hatadır. Bu durum hem Türk Ceza Kanunu hem de Türk Borçlar Kanunu kapsamında eczacının hukuki sorumluluğunu doğurur. Mağduriyet yaşayan hastaların hak kaybına uğramaması adına, yanlış ilaç kullanımına ilişkin iddiaların tıbbi belgelerle somutlaştırılması ve sürecin uzman bir sağlık hukuku avukatı kanalıyla yürütülmesi tavsiye edilir.

Anahtar Kelime : yanlis ilac verme

