Sağlık hizmetlerinin acil durumlarda hızlı ve etkin bir şekilde sunulması, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve 56. maddesinde yer alan devletin sağlık hizmetlerini düzenleme ödevi ile doğrudan bağlantılıdır. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca, acil çağrı merkezleri ve 112 ambulans ekipleri vaka ihbarını aldıktan sonra makul ve standart sürede olay yerine ulaşmakla yükümlüdür. Ambulansın geç gelmesi, çağrının yanlış değerlendirilmesi veya sevk organizasyonundaki aksaklıklar sebebiyle hastanın yaşamını yitirmesi ya da sağlık durumunun ağırlaşması ise önemli hukuki sorumluluklar doğurmaktadır.
Kamu İdaresinin Hizmet Kusuru ve Tazminat Sorumluluğu
Kamusal alanda sunulan acil sağlık hizmetlerinde yaşanan aksaklıklar, idare hukuku prensipleri çerçevesinde değerlendirilir. Anayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür.
Sağlık kamu hizmetinin yürütülmesinde idarenin sorumluluğu genel olarak hizmet kusuru esasına dayanır. Hizmet kusuru; kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerinde ortaya çıkar. Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, kamu idaresi acil sağlık hizmetini personelle, araç-gereçle ve organizasyonel altyapıyla eksiksiz şekilde kurmak zorundadır. Ambulansın olay yerine makul kabul edilemeyecek bir sürede geç ulaşması, idarenin hizmeti geç işletmesi anlamına gelir ve idari yargıda tam yargı davası (tazminat davası) açılmasına hukuki zemin hazırlar.
Özel Ambulans Şirketleri ve Özel Sağlık Kuruluşlarının Sorumluluğu
Hizmetin kamu 112 acil servisi yerine özel bir hastane veya özel ambulans şirketinden talep edildiği hallerde hukuki dayanak farklılaşmaktadır. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri uygulanır:
- Sözleşmeye Aykırılık (TBK m. 112): Sağlık kuruluşu veya özel ambulans işletmesi ile hasta arasındaki hizmet sözleşmesinden doğan borcun zamanında ifa edilmemesi sorumluluk doğurur.
- Haksız Fiil Sorumluluğu (TBK m. 49): Kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren taraf, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
İlliyet Bağı ve Adli Tıp İncelemesinin Önemi
Ambulansın geç gelmesi nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için gecikme ile meydana gelen zarar (hasta vefatı, kalıcı sakatlık, organ kaybı vb.) arasında doğrudan bir illiyet bağı (nedensellik bağı) bulunmalıdır.
Yargıtay ve Danıştay kararlarında vurgulandığı üzere, her gecikme vakasında mahkemeler Adli Tıp Kurumu veya alanında uzman hekimlerden oluşan bilirkişi kurullarından rapor almakla yükümlüdür. Bilirkişi incelemesinde şu sorulara yanıt aranır:
- Ambulansın geç ulaşması hastadaki tıbbi tabloyu doğrudan ağırlaştırmış mıdır?
- Erken müdahale yapılmış olsaydı ölüm veya engellilik hali önlenebilir miydi?
- Zararlı sonuç, hastalığın kendi doğal seyrinden mi yoksa gecikmeden mi kaynaklanmıştır?
Tıbbi inceleme sonucunda gecikmenin zarara katkısı tespit edilirse, idare veya özel kuruluş ortaya çıkan maddi ve manevi zararları tazmin etmekle yükümlü tutulur.
Hekimler ve Sağlık Personeli Açısından Durum
Acil çağrı merkezinde görevli hekimler, komuta kontrol personeli ve ambulans sürücüleri mesleki özen yükümlülüğü altındadır. Anayasa’nın 129. maddesi gereğince, kamu görevlisi olan sağlık personelinin görevlerini yaparken işledikleri kusurlardan dolayı doğan tazminat davaları doğrudan idareye karşı açılır. İdare, ödediği tazminatı ağır ihmali veya kastı bulunan personele rücu edebilir. Görevi ihmal veya görevi kötüye kullanma iddialarında ise Türk Ceza Kanunu kapsamında bireysel ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
Sonuç
Ambulansın gecikmesi, bireylerin en temel hakkı olan yaşam hakkını ihlal edebilecek nitelikte ciddi bir hizmet aksaklığıdır. Yaşanan mağduriyetlerde hak kayıplarının önüne geçilmesi adına idari başvuru sürelerine uymak ve Adli Tıp tespiti aşamalarını hukuki rehberlik eşliğinde yürütmek büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : ambulans gecikmesi sorumluluk

