Doktora Karşı Açılan Davada Arabuluculuk Zorunlu Mu? İzmir

Sağlık hukuku doktor dava arabuluculuk

Tıbbi uygulama hataları, hem hastalar hem de hekimler için son derece karmaşık ve yıpratıcı süreçleri beraberinde getirebilmektedir. Özellikle İzmir gibi büyük şehirlerde, sağlık hizmetlerinin yoğunluğu bu tür uyuşmazlıkların sayısını artırabilmektedir. Bu noktada, “doktora karşı açılan davada arabuluculuk zorunlu mu?” sorusu sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu yazı, hem hasta haklarını arayan bireyler hem de mesleki sorumluluklarıyla karşı karşıya kalan hekimler için bir rehber niteliği taşımaktadır.

Tıbbi Malpraktis Davalarında Arabuluculuk Şartı Nedir?

Türkiye’de hukuk sistemine getirilen önemli yeniliklerden biri olan arabuluculuk, bazı uyuşmazlık türlerinde dava açmadan önce başvurulması zorunlu bir yöntem haline gelmiştir. Tıbbi uygulama hatası, yani malpraktis iddialarından kaynaklanan tazminat davaları da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Ancak arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı, davanın kime karşı açıldığına göre değişiklik göstermektedir.

Temel ayrım, sağlık hizmetinin kamuya ait bir kurumda mı yoksa özel bir sağlık kuruluşunda mı alındığına dayanmaktadır. Bu ayrım, davanın görüleceği mahkemeyi ve dolayısıyla arabuluculuk şartını doğrudan etkilemektedir.

Özel Hastane ve Hekimlere Karşı Açılan Davalarda Durum

Eğer tıbbi uygulama hatası iddiası, özel bir hastane, tıp merkezi veya muayenehanesinde çalışan bir hekime karşı ileri sürülüyorsa, bu durumda açılacak tazminat davası, Tüketici Mahkemesi’nin görev alanına girmektedir. Hasta ile özel sağlık kuruluşu arasındaki ilişki, hukuken bir “tüketici işlemi” olarak kabul edilmektedir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülen ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartıdır.

Bu şu anlama gelmektedir: Özel bir sağlık kuruluşunda yaşanan bir malpraktis iddiası nedeniyle maddi veya manevi tazminat talep eden bir hasta, doğrudan dava açamaz. Öncelikle adliyelerdeki arabuluculuk bürolarına başvurarak bir arabulucu atanmasını talep etmelidir. Arabuluculuk sürecinde taraflar (hasta, hekim, hastane ve/veya sigorta şirketi) bir araya gelerek uzlaşma zemini ararlar. Eğer bu süreçte bir anlaşma sağlanamazsa, “anlaşamama son tutanağı” düzenlenir ve ancak bu tutanakla birlikte Tüketici Mahkemesi’nde dava açılabilir. Arabulucuya başvurmadan açılan davalar, mahkeme tarafından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilecektir.

Kamu Hastanelerine (Devlet, Üniversite) Karşı Açılan Davalar

Devlet hastaneleri veya üniversite hastaneleri gibi kamu sağlık kurumlarında gerçekleştiği iddia edilen tıbbi uygulama hatalarında ise durum farklıdır. Bu tür durumlarda, hekimin veya sağlık kurumunun eylemi bir “hizmet kusuru” olarak değerlendirilir ve sorumluluk devlete aittir.

Bu nedenle, açılacak dava bir tazminat davası değil, idareye karşı açılan bir “tam yargı davası” niteliğindedir ve görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir. İdari yargıda görülen tam yargı davaları için şu anki mevzuat uyarınca zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bir kamu hastanesinde yaşanan malpraktis iddiası için doğrudan İdare Mahkemesi’nde dava açılabilir. Ancak dava açmadan önce ilgili idareye (örneğin Sağlık Bakanlığı’na) başvurarak zararın tazmininin talep edilmesi, idari dava açma sürecinin bir ön koşuludur.

Arabuluculuk Sürecinin Avantajları Nelerdir?

Zorunlu olsun ya da olmasın, arabuluculuk mekanizması taraflara bazı önemli avantajlar sunmaktadır:

  • Hızlı Çözüm: Yargılama süreçlerine göre çok daha kısa sürede sonuçlanabilir.
  • Daha Az Masraflı: Uzun süren dava masrafları, bilirkişi ücretleri gibi maliyetlerden tasarruf sağlar.
  • Gizlilik: Süreç tamamen gizli yürütülür, bu da hem hasta mahremiyeti hem de hekimin mesleki itibarı açısından önemlidir.
  • Kontrolün Taraflarda Olması: Mahkemede bir hakimin vereceği kararın aksine, arabuluculukta çözüm tarafların kendi iradeleriyle şekillenir.

İzmir’de Süreç Nasıl İşler?

İzmir’de de süreç, Türkiye’nin diğer illerindeki hukuki prosedürlerle aynıdır. Tıbbi malpraktis iddiasıyla ilgili bir uyuşmazlık yaşayan hasta veya hekimler, İzmir Adliyesi’nde bulunan arabuluculuk bürosuna başvurarak süreci başlatabilirler. Özel sağlık kuruluşlarına karşı açılacak davalar için bu başvuru zorunludur. Kamu kurumlarına karşı açılacak davalarda ise zorunlu olmamakla birlikte, tarafların anlaşması halinde “ihtiyari arabuluculuk” yoluna gidilmesi her zaman mümkündür.

Sonuç olarak, doktora karşı açılacak tazminat davalarında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı, sağlık hizmetinin alındığı kurumun niteliğine (özel veya kamu) bağlıdır. Özel sağlık kuruluşları için zorunlu bir dava şartı olan arabuluculuk, kamu hastaneleri için geçerli değildir. Her iki durumda da sürecin doğru yönetilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından bir sağlık hukuku avukatından profesyonel destek alınması büyük önem taşımaktadır.

Sağlık hukuku doktor dava arabuluculuk
Anahtar Kelime : arabuluculuk zorunlu

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız