Yanlış Peeling Uygulaması Sonucu Oluşan Kalıcı İzlerin Hukuki Boyutu
Cilt yenileme ve estetik görünümü iyileştirme amacıyla sıkça başvurulan kimyasal peeling, cildin üst tabakasının kontrollü bir şekilde soyulması işlemidir. Ancak bu uygulama, uzman olmayan kişilerce veya yanlış ürünlerle yapıldığında ciltte yanık, leke ve en önemlisi kalıcı iz gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu türden olumsuz sonuçlarla karşılaşan hastaların ve uygulamayı yapan hekimlerin hukuki sorumluluklarını bilmeleri büyük önem taşır.
Uygulayıcının Hukuki Sorumluluğu: Eser Sözleşmesi ve Özen Yükümlülüğü
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, estetik amaçlı yapılan tıbbi müdahaleler, bir “eser sözleşmesi” olarak kabul edilmektedir. Bu durum, hekimin veya uygulayıcının belirli bir sonucu (estetik olarak daha iyi bir görünüm) taahhüt ettiği anlamına gelir. Tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerden farklı olarak, estetik işlemlerde hekimin sadece gerekli özeni göstermesi yeterli değildir; aynı zamanda vaat edilen sonuca ulaşması da beklenir. Bu kapsamda, peeling uygulamasını yapan profesyonelin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca, işi sadakat ve özenle yapma borcu bulunmaktadır. Bu özen borcu, doğru teşhis koymayı, cilt tipine en uygun peeling türünü ve ürününü seçmeyi, işlemi tıbbi standartlara uygun olarak gerçekleştirmeyi ve olası riskler hakkında hastayı eksiksiz bilgilendirmeyi kapsar.
Uygulama sonucunda kalıcı iz gibi istenmeyen bir neticenin ortaya çıkması, eserin ayıplı olduğu anlamına gelebilir. Yüklenici konumundaki hekim veya merkez, vaat edilen estetik sonuca ulaşılamadığını ve bu durumun kendi kusurundan kaynaklanmadığını (örneğin hastanın bakım talimatlarına uymaması gibi) ispat edemediği takdirde sorumlu olacaktır.
Aydınlatılmış Onamın Önemi
Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, kimyasal peeling işlemi öncesinde de hastadan “aydınlatılmış onam” alınması hukuki bir zorunluluktur. Hekim, hastasını peeling işleminin niteliği, uygulanacak yöntem, potansiyel riskleri, yan etkileri (geçici kızarıklık, soyulma vb.) ve kalıcı iz gibi ciddi komplikasyon olasılıkları hakkında açık ve anlaşılır bir dille bilgilendirmelidir. Sadece işleme izin verildiğini belirten standart bir onam formu yeterli değildir; onamın “aydınlatılmış” olması, yani hastanın tüm riskleri anladıktan sonra özgür iradesiyle karar vermiş olması gerekir. Yeterli bir aydınlatma yapılmadan alınan onam, hukuken geçersiz sayılabilir ve bu durum, ortaya çıkan zarardan dolayı hekimin sorumluluğunu doğurur.
Kalıcı İz Durumunda Hasta Hakları ve Yargı Yolu
Yanlış peeling uygulaması sonucu cildinde kalıcı iz oluşan hasta, hukuki yollara başvurarak zararının tazminini talep etme hakkına sahiptir. Bu süreçte hasta, maddi ve manevi tazminat davası açabilir.
- Maddi Tazminat: Bu talep, yanlış uygulama nedeniyle yapılan ek tedavi masraflarını (düzeltici ameliyatlar, ilaçlar vb.), çalışma gücü kaybından doğan zararları ve diğer finansal kayıpları kapsar.
- Manevi Tazminat: Ciltte, özellikle de yüzde meydana gelen kalıcı bir iz, kişinin estetik görünümünü bozarak derin bir üzüntü, elem ve psikolojik çöküntü yaşamasına neden olabilir. Manevi tazminat, yaşanan bu acı ve ıstırabın bir nebze de olsa hafifletilmesini amaçlar.
Bu tür davalarda görevli mahkeme, işlemin yapıldığı yerin özel bir klinik veya güzellik merkezi olması durumunda genellikle Tüketici Mahkemeleridir. Çünkü estetik hizmet alan kişi “tüketici” olarak kabul edilir. Dava sürecinde, Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversite hastanelerinden alınacak bilirkişi raporları, uygulamanın tıbbi standartlara uygun yapılıp yapılmadığının ve kalıcı izin bu hatalı uygulamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının (illiyet bağı) tespitinde kilit rol oynar.
Ayrıca, yetkisiz kişilerce yapılan ve yaralanmaya sebep olan uygulamalar, Türk Ceza Kanunu kapsamında “taksirle yaralama” suçunu oluşturabilir ve savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkı da mevcuttur.
“`

Anahtar Kelime : peeling izleri

