Hekimin Güvenli Çalışma Ortamı Hakkı ve İşverenin Yükümlülükleri

Hekim güvenli çalışma ortamı yasal hakları hekim güvenli çalışma

Sağlık hizmetlerinin nitelikli ve etkin sunulabilmesi, bu hizmeti üreten hekimlerin güvenli bir ortamda görev yapabilmelerine doğrudan bağlıdır. Sağlıkta şiddet vakalarının artış göstermesi, hekimlerin can güvenliğini tehdit ederken sağlık hukukunun da en kritik başlıklarından birini oluşturmaktadır. Hekimin güvenli bir ortamda çalışma hakkı; Anayasa, Türk Borçlar Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile korunan yasal bir haktır. Bu kapsamda, kamu ve özel sağlık kuruluşu işverenlerinin, hekimlerin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak adına çok ciddi hukuki yükümlülükleri bulunmaktadır.

Hekimin Güvenli Çalışma Ortamı Hakkının Yasal Dayanakları

Hekimlerin güvenli çalışma hakkının temel kaynağı Anayasa’dır. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen “herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma hakkı” ile 56. maddesindeki “herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı”, hekimlerin de çalışma ortamlarında can güvenliklerinin sağlanmasını anayasal güvence altına alır. Bu hak, kamu ve özel ayırt edilmeksizin tüm hekimleri kapsar.

Özel hukuk kapsamında çalışan hekimler yönünden ise en önemli dayanaklardan biri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 417 hükmüdür. Bu madde uyarınca işveren; hizmet ilişkisinde işçinin (hekimin) kişiliğini korumak, saygı göstermek ve iş sağlığı ile güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Ayrıca, kamu ve özel tüm sağlık kuruluşlarını kapsayan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da işverenin genel önleme ve koruma sorumluluklarını en geniş şekilde düzenlemektedir.

Sağlık Kuruluşu İşverenlerinin Hukuki Yükümlülükleri

Hukuki açıdan işveren olan kamu idareleri veya özel hastane yönetimleri, sadece kağıt üzerinde önlemler almakla yetinemez. Sağlıkta şiddet riskinin yüksek olduğu günümüz koşullarında işverenin somut yükümlülükleri şunlardır:

  • Risk Değerlendirmesi Yapmak: İşveren, acil servis ve poliklinikler gibi şiddet riskinin yüksek olduğu birimlerdeki tehlikeleri önceden tespit etmekle yükümlüdür.
  • Güvenlik Önlemleri Almak: Hastane girişlerinde gerekli güvenlik kontrollerinin yapılması, yeterli sayıda güvenlik personelinin bulundurulması ve güvenlik kameralarının aktif çalıştırılması işverenin sorumluluğundadır.
  • Beyaz Kod ve Acil Durum Sistemleri: Şiddet anında hızlı müdahale sağlayan “Beyaz Kod” sisteminin ve acil durum butonlarının çalışır vaziyette bulundurulması zorunludur.
  • Çalışma Koşullarını İyileştirmek: Hekimlerin aşırı iş yükü altında ezilmesini önlemek ve dinlenme sürelerini yasal sınırlara uygun düzenlemek işverenin gözetme borcunun gereğidir.

Hekimin Çalışmaktan Kaçınma Hakkı

Hekimler, güvenliklerinin ciddi boyutta tehdit altında olduğu durumlarda çalışmayı geçici olarak durdurma hakkına sahiptir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, ciddi ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar, gerekli önlemler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilirler. Şiddete maruz kalma veya ciddi şiddet tehdidi durumlarında, hekimlerin tıbbi müdahalede bulunmayı ertelemesi ya da durdurması bu hakkın yansımasıdır. Ayrıca 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 12. maddesi ile de sağlıkta şiddet vakalarında cezai yaptırımlar ağırlaştırılarak hekimlerin korunması amaçlanmıştır.

Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatlarında İşverenin Sorumluluğu

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma borcu “objektif özen yükümlülüğü” esasına dayanır. Yargıtay kararlarına göre işveren, yalnızca mevzuatta yazılı olan asgari tedbirleri almakla yetinemez. Teknolojinin ve bilimin ulaştığı en son seviyeye uygun, somut olayın özelliklerine göre alınması gereken tüm fiili ve teknik önlemleri eksiksiz şekilde hayata geçirmek zorundadır. Önlemlerin yetersizliği sebebiyle şiddete maruz kalan ve zarar gören bir hekimin uğradığı maddi ve manevi zararlardan, idare ya da özel işveren doğrudan sorumlu tutulmaktadır.

Sonuç

Güvenli bir çalışma ortamı, hekimler için anayasal bir hak olduğu kadar, hastaların da nitelikli bir sağlık hizmeti alabilmesinin ön koşuludur. Şiddet baskısı altında çalışan bir hekimden kusursuz bir tıbbi müdahale beklemek gerçekçi değildir. Bu nedenle, sağlık işverenlerinin mevzuattan doğan sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesi, sağlık çalışanlarının can güvenliğini koruması toplumsal sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından hayati bir zorunluluktur.

Hekim güvenli çalışma ortamı yasal hakları
Anahtar Kelime : hekim güvenli çalışma

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız