Günümüzde estetik ve plastik cerrahi operasyonlarına olan talep her geçen gün artmaktadır. Ancak bu operasyonların ardından her zaman hastanın hayal ettiği veya hedeflediği görsel sonuç elde edilemeyebilir. Bu durum, “Estetik ameliyatta beklenen sonucun alınamaması bir malpraktis (tıbbi uygulama hatası) midir?” sorusunu akıllara getirmektedir. Hukuki açıdan bu sorunun cevabı, estetik müdahalelerin diğer tıbbi müdahalelerden ayrılan özel niteliğinde saklıdır.
Estetik Ameliyatlarda Hukuki Niteliğin Belirlenmesi: Eser Sözleşmesi
Türk Borçlar Kanunu kapsamında hekim ile hasta arasındaki ilişki genel olarak vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Vekalet sözleşmesinde hekim, sonucu garanti etmez; yalnızca tıbbi standartlara uygun, özenli bir tedavi süreci yürütmeyi taahhüt eder. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, tamamen estetik amaçlarla yapılan cerrahi müdahaleler bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır. Estetik ameliyatlar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesi ve devamında düzenlenen “eser sözleşmesi” hükümlerine tabi kabul edilmektedir.
Eser sözleşmesinde yüklenici (hekim), iş sahibine (hastaya) belirli bir sonucu meydana getirmeyi taahhüt eder. Dolayısıyla, estetik cerrahide hekim sadece tedavi etme borcu altına değil, hastanın istediği ve üzerinde anlaşılan estetik sonucu (eseri) ortaya çıkarma borcu altına girmektedir. Bu nedenle, ameliyat öncesinde kararlaştırılan sonucun elde edilememesi, sözleşmeye aykırılık teşkil edebilir.
Beklenen Sonucun Alınamaması Her Durumda Malpraktis midir?
Estetik ameliyat sonrasında hastanın görsel olarak tatmin olmaması her zaman doğrudan bir malpraktis olarak nitelendirilemez. Hukuk sistemimizde tıbbi uygulama hatası (malpraktis) ile izin verilen risk (komplikasyon) arasında net bir ayrım yapılmaktadır:
- Komplikasyon: Tıbbi standartlara tamamen uygun şekilde gerçekleştirilen bir operasyonda, her türlü önleme rağmen ortaya çıkabilecek, tıp bilimi tarafından kabul edilebilir istenmeyen durumlardır. Örneğin, operasyon sonrası doku iyileşmesinin hastanın genetik yapısına bağlı olarak gecikmesi veya dikiş izlerinin beklenenden belirgin kalması komplikasyon olarak değerlendirilebilir. Bu durumlarda hekimin kusurundan bahsedilemez.
- Malpraktis (Tıbbi Uygulama Hatası): Hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik, dikkatsizlik veya özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle hastaya zarar vermesidir. Estetik operasyonda üzerinde anlaşılan sonucun, hekimin hatalı cerrahi tekniği, yanlış planlaması veya gerekli tıbbi özeni göstermemesi nedeniyle ortaya çıkmaması durumunda malpraktis söz konusu olur.
Hekimin Özen ve Aydınlatma Yükümlülüğü
Eser sözleşmesinin niteliği gereği, estetik cerrahın özen borcu üst düzeydedir. Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, hekim işi sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Hekim, hastanın fiziksel özelliklerini, ameliyatın olası risklerini ve ortaya çıkabilecek gerçekçi sonuçları objektif bir şekilde değerlendirmelidir.
Aydınlatılmış Onamın Önemi
Sağlık Bakanlığı mevzuatı ve hasta hakları yönetmelikleri doğrultusunda, hastanın operasyon öncesinde detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi yasal bir zorunluluktur. Aydınlatılmış onam sürecinde hekim; operasyonun risklerini, alternatif yöntemleri ve ameliyatın sonunda elde edilebilecek muhtemel görünümü hastaya açıklamalıdır. Eğer hekim, ameliyatın getirebileceği olumsuz sonuçlar veya elde edilecek nihai görünüm hakkında hastayı yeterince aydınlatmamışsa, operasyon tıbbi açıdan kusursuz görünse bile ortaya çıkan istenmeyen sonuçtan hukuken sorumlu tutulabilir.
Yargıtay İçtihatları Işığında Sorumluluk ve Hak Arama Süreci
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, estetik müdahalelerde hekimin taahhüt ettiği sonucu meydana getirememesi durumunda, hastanın maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı doğmaktadır. Mahkemeler bu tür uyuşmazlıklarda şu kriterleri esas almaktadır:
- Hekim ile hasta arasında üzerinde anlaşılan görsel sonucun ne olduğu,
- Ortaya çıkan sonucun tıbbi kurallara ve üzerinde anlaşılan tasarıma uygunluğu,
- İstenmeyen sonucun hekimin kusurundan mı yoksa hastanın bünyesel özelliklerinden (komplikasyon) mi kaynaklandığı,
- Hastaya yeterli ve usulüne uygun aydınlatma yapılıp yapılmadığı.
Bu hususların tespiti için mahkemeler, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ana bilim dallarından uzman bilirkişi heyetlerinden rapor almaktadır. Bilirkişi raporu doğrultusunda hekimin kusurlu olduğu saptanırsa, hastanın ameliyat masraflarının iadesi, düzeltme ameliyatı giderleri ve yaşadığı psikolojik yıpranma nedeniyle manevi tazminat alma hakkı bulunmaktadır.
Sonuç
Estetik ameliyatlarda beklenen sonucun alınamaması tek başına malpraktis teşkil etmez; ancak hekimin taahhüdünü yerine getirememesi, özen yükümlülüğünü ihlal etmesi veya yetersiz aydınlatma yapması durumunda hukuki sorumluluk doğurur. Hem hekimlerin haklarını koruyabilmesi hem de hastaların mağduriyetlerini giderebilmesi adına, sürecin en başından itibaren hukuki kurallara ve tıbbi standartlara tam uyum gösterilmesi büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : estetik ameliyat sonucu

