Aydınlatma Ne Zaman Yapılmalıdır?

Hastanın aydınlatılması sağlık hukuku aydinlatma yukumlulugu

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluğu, hastanın özgür iradesiyle verdiği rızaya dayanır. Bu rızanın hukuken geçerli olabilmesi için ise hastanın, kendisine uygulanacak teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında tam, eksiksiz ve doğru bir şekilde bilgilendirilmesi gerekir. Hukuk literatüründe ve uygulamada “aydınlatılmış onam” olarak adlandırılan bu süreç, sadece formalite icabı bir form imzalatma işlemi değildir. Aksine, hastanın anayasal haklarından olan vücut bütünlüğünün korunması hakkı ile doğrudan ilişkilidir. Peki, bu aydınlatma işlemi ne zaman yapılmalıdır? Aydınlatmanın zamanlaması, rızanın hukuki geçerliliğini ve olası bir tıbbi uygulama hatası (malpraktis) davasının seyrini nasıl etkiler?

Aydınlatma Yükümlülüğünün Zamanlaması Neden Önemlidir?

Aydınlatma yükümlülüğünün ne zaman yerine getirilmesi gerektiği hususunda temel kural, bilgilendirmenin tıbbi müdahaleden önce ve hastaya karar vermesi için makul bir süre tanınacak şekilde yapılmasıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin ilgili hükümleri uyarınca, aydınlatma işlemi, hastanın içinde bulunduğu durumu değerlendirip özgürce karar verebilmesine olanak sağlayacak bir zaman diliminde gerçekleştirilmelidir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, hastanın ameliyat masasında, operasyona girmek üzereyken veya sedyede taşınırken bilgilendirilmesi ve onamının alınması hukuken geçersiz kabul edilmektedir. Bu tür durumlarda hastanın içinde bulunduğu yoğun psikolojik baskı, korku ve endişe, onun sağlıklı ve özgür bir irade beyanında bulunmasını engeller. Dolayısıyla, aydınlatma işleminin, planlanan müdahaleden makul bir süre önce yapılması ve hastaya “düşünme payı” bırakılması hukuki bir zorunluluktur.

“Makul Süre” Kriteri ve Zamanlamanın Belirlenmesi

Mevzuatımızda “makul süre” için kesin bir gün veya saat sınırı çizilmemiştir. Bu süre, uygulanacak tıbbi müdahalenin niteliğine, risk derecesine, hastanın eğitim durumuna ve kişisel şartlarına göre değişkenlik gösterir. Hukuki değerlendirmelerde genellikle şu kriterler dikkate alınır:

  • Rutin ve Düşük Riskli Girişimlerde: Poliklinik şartlarında gerçekleştirilen, düşük riskli ve geri dönüşü kolay olan küçük müdahaleler için aynı gün yapılan aydınlatma yeterli kabul edilebilir.
  • Büyük Cerrahi Operasyonlarda: Hastanın durumu sindirebilmesi, riskleri değerlendirebilmesi, yakınlarına danışabilmesi ve gerekirse başka uzmanlardan da görüş alabilmesi için operasyondan en az bir veya birkaç gün önce aydınlatılması gerekmektedir.
  • Estetik ve Kozmetik Müdahalelerde: Tıbbi bir zorunluluk taşımayan, estetik amaçlı yapılan müdahalelerde aydınlatma yükümlülüğünün sınırları çok daha geniştir. Yargıtay kararlarında bu tür işlemler genellikle eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden, hastaya karar vermesi için çok daha geniş bir zaman tanınması beklenir.

Acil Durumlarda Aydınlatma Zamanı

Aydınlatma ve onam alma zorunluluğunun en önemli istisnası acil tıbbi durumlardır. Türk Medeni Kanunu’nun dürüstlük kuralı ve anayasal yaşam hakkının korunması ilkesi gereğince, hastanın hayatını veya bir organını kaybetme tehlikesinin bulunduğu acil durumlarda, önceden detaylı bir aydınlatma yapılması mümkün olmayabilir. Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca, müdahale edilmediği takdirde hastanın hayatının tehlikeye gireceği acil vakalarda, rıza alınamıyorsa doğrudan tıbbi müdahaleye başlanabilir. Ancak acil durum ortadan kalktıktan sonra, yapılan müdahaleler hakkında hastaya veya yakınlarına gerekli bilgilendirme yapılmalıdır.

Hukuki Açıdan İspat Yükü Kimdedir?

Hukuki ihtilaflarda, aydınlatmanın usulüne uygun ve zamanında yapıldığını ispat yükü hekime ve sağlık kuruluşuna aittir. Yargıtay içtihatları çerçevesinde, sadece matbu ve önceden hazırlanmış bir onam formunun imzalatılmış olması, aydınlatmanın yasalara uygun yapıldığını kanıtlamaya yetmez. Formun ne zaman imzalandığı, hastaya düşünme süresi verilip verilmediği davanın gidişatını doğrudan etkiler. Bu nedenle, aydınlatmanın yapıldığı tarih ve saatin, onam formunda açıkça belirtilmesi ve hastanın el yazısıyla “Okudum, anladım, kabul ediyorum” gibi ibareler yazarak imzalaması hukuki güvenliği korumak adına kritik önem taşır.

Sonuç

Özetle, aydınlatma işlemi sadece tıbbi müdahalenin öncesinde değil, hastanın iradesini serbestçe kullanabileceği makul bir zaman dilimi öncesinde yapılmalıdır. Zamanlama hatası, en başarılı geçen operasyonu dahi hukuken kusurlu hale getirebilir. Hem hekimlerin hukuki sorumluluktan korunması hem de hastaların anayasal haklarının güvence altına alınması için “doğru zamanda aydınlatma” kuralına titizlikle uyulmalıdır.

Hastanın aydınlatılması sağlık hukuku
Anahtar Kelime : aydinlatma yukumlulugu

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız