Modern tıbbın ve sağlık hukukunun en çok tartışılan konularından biri, hekimin hastayı aydınlatma yükümlülüğünün sınırlarıdır. Tıbbi müdahalelerin doğası gereği her operasyon belirli oranda risk taşır. Ancak tıp literatüründe milyonda bir ya da on binde bir gibi çok düşük oranlarla ifade edilen “çok nadir” risklerin hastaya açıklanmasının hukuken gerekli olup olmadığı, hem hekimler hem de hastalar açısından kritik bir soru işaretidir.
Aydınlatılmış Onamın Hukuki Temeli
Sağlık hukukunda tıbbi müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için iki temel unsurun bir arada bulunması gerekir: Tıbbi endikasyon (gereklilik) ve hastanın rızası. Hastanın rızasının hukuken geçerli olabilmesi ise ancak usulüne uygun bir “aydınlatılmış onam” süreci ile mümkündür.
Avrupa Biyotıp Sözleşmesi’nin 5. maddesi ve Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri uyarınca, hastaya yapılacak müdahalenin amacı, niteliği, sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilmelidir. Hekim ile hasta arasındaki ilişki genel olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu doğrultuda hekim, hastasına karşı en yüksek özen borcu altında olup, bu özen borcu hastanın tam ve doğru olarak aydınlatılmasını da kapsar.
Çok Nadir Görülen Riskler Açıklanmalı mıdır?
Hukuki açıdan bir riskin açıklanıp açıklanmayacağı belirlenirken sadece o riskin gerçekleşme olasılığına (istatistiksel oranına) bakılmaz. Riskin yol açacağı zararın ağırlığı da en az olasılık kadar önemlidir. Çok nadir görülen ancak gerçekleştiğinde ölüm, felç, uzuv kaybı veya kalıcı sakatlık gibi ağır sonuçlar doğurabilecek risklerin hastaya mutlaka bildirilmesi gerekir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere, ortaya çıkan zararlı sonucun tıp bilimi açısından bir “komplikasyon” (izin verilen risk) olması, hekimi sorumluluktan tek başına kurtarmaz. Bir riskin komplikasyon olarak kabul edilip hekimin sorumlu tutulmaması için, bu riskin hastaya operasyon öncesinde açıklanmış ve hastanın bu riski bilerek rıza göstermiş olması şarttır. Dolayısıyla, istatistiksel olarak ne kadar nadir olursa olsun, hayati ve ağır sonuçlar doğurabilecek risklerin aydınlatılmış onam formunda ve sözlü bilgilendirmede yer alması yasal bir zorunluluktur.
Müdahalenin Niteliğine Göre Aydınlatmanın Kapsamı
Aydınlatma yükümlülüğünün sınırları, yapılacak tıbbi müdahalenin niteliğine göre değişiklik gösterir:
- Zorunlu ve Acil Tıbbi Müdahaleler: Hayati tehlikenin bulunduğu acil durumlarda, hastanın rızasını alma imkanı yoksa aydınlatma yükümlülüğü ertelenebilir veya sınırlandırılabilir.
- Elektif (İsteğe Bağlı) ve Estetik Müdahaleler: Tıbbi bir zorunluluk taşımayan, estetik amaçlı yapılan operasyonlarda hekimin aydınlatma yükümlülüğü en üst seviyededir. Hukukumuzda estetik müdahaleler genellikle “eser sözleşmesi” kapsamında değerlendirildiğinden, en hafif yan etkiler ve en nadir görülen riskler dahi hastaya eksiksiz olarak açıklanmalıdır.
Hukuken Geçerli Bir Aydınlatma Nasıl Yapılmalıdır?
Yargıtay ve Danıştay kararlarına göre, hastanın yeterince aydınlatıldığını ispat yükü tamamen hekime ve sağlık kuruluşuna aittir. Hukuki uyuşmazlıklarda sorumluluk doğmaması adına şu hususlara dikkat edilmelidir:
- Kişiye Özel Aydınlatma: Matbu, genel ve sadece “Tüm riskleri kabul ediyorum” şeklindeki standart rıza formları hukuken geçersiz kabul edilmektedir. Bilgilendirme hastanın yaşına, eğitim ve kültürel düzeyine uygun, anlaşılır bir dille yapılmalıdır.
- Sözlü ve Yazılı Süreç: Aydınlatma esasen sözlü olarak yapılmalı, imzalatılan onam formu ise bu bilgilendirmenin yapıldığının yazılı bir kanıtı (delili) olarak kullanılmalıdır.
- Zamanlama: Acil durumlar dışında, hastaya riskleri değerlendirmesi ve karar vermesi için makul bir süre (kural olarak operasyondan en az 24 saat önce) tanınmalıdır.
Sonuç
Sağlık hukuku ilkeleri çerçevesinde, bir riskin çok nadir görülmesi hekime onu gizleme hakkı vermez. Hastanın kendi kaderini tayin hakkı ve vücut bütünlüğü üzerindeki mutlak yetkisi, onun geleceğini etkileyebilecek her türlü önemli riski bilmesini gerektirir. Hekimlerin olası hukuki ve cezai sorumluluklarla karşılaşmaması adına, nadir de olsa hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilecek tüm riskleri onam sürecine dahil etmesi yasal bir gerekliliktir.

Anahtar Kelime : nadır risk açıklama

