Bilinci Kapalı Hastaya Tıbbi Müdahale Yapılabilir mi?

Bilinci kapalı hastaya müdahale yapan doktor hastaya müdahale

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluğu, kural olarak hastanın önceden ayrıntılı şekilde bilgilendirilmesi ve bu doğrultuda hür iradesiyle rıza göstermesi (aydınlatılmış onam) şartına bağlıdır. T.C. Anayasası’nın 17. maddesinde güvence altına alınan “kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz” ilkesi gereğince, her birey kendi bedeni üzerinde karar verme yetkisine sahiptir. Ancak tıbbi acillerde, hastanın bilincinin kapalı olduğu ve rızasını beyan edemeyeceği durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu gibi durumlarda, hastaya tıbbi müdahale yapılıp yapılamayacağı hususu, hem hekimlerin cezai ve hukuki sorumluluğu hem de hasta haklarının korunması açısından hayati bir önem taşımaktadır.

Bilinci Kapalı Hastaya Müdahalenin Yasal Dayanakları

Türk hukuk sisteminde bilinci kapalı bir hastaya rızası alınmaksızın tıbbi müdahalede bulunulmasının yasal çerçevesi net bir şekilde çizilmiştir. Bu istisnai durumun temel yasal dayanakları; Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleridir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin rıza şartını düzenleyen ilgili hükümleri uyarınca; hastanın rızasının alınamadığı, hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlar ile hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açacak gecikmesi imkansız hallerde, tıbbi müdahalede bulunmak rızaya bağlı değildir. Bu tür acil durumlarda hekim, hastanın hayatını korumak amacıyla gerekli her türlü tıbbi işlemi doğrudan uygulama yetkisine ve yükümlülüğüne sahiptir.

Vekaletsiz İş Görme Hükümleri ve Hekimin Yetkisi

Hasta ile hekim arasında normal şartlarda kurulması beklenen sözleşmesel ilişki, acil durumlarda zaman darlığı ve bilincin kapalı olması sebebiyle kurulamaz. Bu durumda, taraflar arasındaki hukuki ilişki borçlar hukuku kapsamında değerlendirilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 526-531 hükümleri arasında düzenlenen “Vekaletsiz İş Görme” kuralları bu duruma doğrudan uygulanmaktadır.

Borçlar Kanunu çerçevesinde, bilinci kapalı bir hastanın yaşamını kurtarmak amacıyla müdahale eden hekim, “gerçek vekaletsiz iş gören” konumundadır. Hekim, hastanın menfaatine ve onun varsayılan iradesine (yani hayatta kalma ve sağlığına kavuşma arzusuna) uygun olarak hareket eder. Bu kapsamda gerçekleştirilen acil tıbbi müdahaleler hukuka uygun kabul edilir ve hekimin haksız fiil sorumluluğu doğmaz.

Acil Müdahale Sırasında Hasta Yakınlarının Rolü

Bilinci kapalı bir hastanın acil servise veya sağlık kuruluşuna getirilmesi durumunda, yanında kanuni temsilcisinin bulunup bulunmaması uygulanacak süreci şu şekilde etkiler:

  • Kanuni Temsilcinin Hazır Bulunması: Eğer hastanın yasal temsilcisi (velisi veya vasisi) olay yerindeyse ve yapılacak müdahale için makul bir zaman varsa, gerekli aydınlatma yapılarak temsilcinin rızası alınır.
  • Zaman Kaybı Riski: Kanuni temsilciye ulaşmanın zaman alacağı, hastanın hayati tehlikesinin saniyelerle ölçüldüğü durumlarda temsilcinin rızası beklenmez. Hekim, yaşam hakkının üstünlüğü ilkesi gereği müdahaleyi derhal başlatır.
  • Bilgilendirme Yükümlülüğü: Yapılan acil tıbbi müdahalenin ardından, durum kayıt altına alınır. Mümkün olan en kısa sürede hastanın yakınlarına veya kanuni temsilcisine uygulanan tedaviler hakkında detaylı bilgi verilmelidir.

Yargıtay İçtihatları Işığında Hekimin Özen Sorumluluğu

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere, acil tıbbi durumlarda hastanın rızasının aranmaması kuralı, hekime sınırsız ve denetimsiz bir yetki vermez. Hekim, müdahale esnasında tıp biliminin güncel verilerine, mesleki standartlara ve azami özen gösterme yükümlülüğüne uymak zorundadır.

Yargıtay kararlarına göre, bilinci kapalı hastaya yapılan müdahalenin cezai ve hukuki açıdan kusursuz kabul edilebilmesi için şu şartlar aranır:

  • Müdahalenin tıp kurallarına göre gerekli ve zorunlu (endikasyon dahilinde) olması,
  • Hastanın bilincinin kapalı olması nedeniyle rıza açıklamasının fiziken imkansız olması,
  • Müdahalede gecikilmesi halinde hastanın yaşamının yitirilmesi veya kalıcı bir sakatlığın doğması ihtimalinin bulunması.

Sonuç

Özetle; bilinci kapalı ve hayati tehlikesi bulunan acil bir hastaya, rızası alınmaksızın tıbbi müdahalede bulunulması hukuken sadece mümkün değil, aynı zamanda hekimler için mesleki bir görevdir. Hasta Hakları Yönetmeliği ve Türk Borçlar Kanunu’nun vekaletsiz iş görme hükümleriyle korunan bu süreç, anayasal bir hak olan yaşam hakkının korunmasını esas almaktadır. Hekimlerin tıp biliminin kurallarına ve mesleki özen yükümlülüğüne uygun olarak gerçekleştirdiği bu acil müdahaleler, hukuki koruma altındadır.

Bilinci kapalı hastaya müdahale yapan doktor
Anahtar Kelime : hastaya müdahale

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız