Hasta Yakınından Alınan Onam Ne Zaman Geçerlidir?

Hasta yakını onam formu imzalanıyor hasta yakini onami

Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluğu, kural olarak hastanın özgür iradesiyle verdiği rızaya, yani aydınlatılmış onama bağlıdır. Türk hukukunda kişinin vücut bütünlüğü üzerinde tasarrufta bulunma hakkı, Türk Medeni Kanunu kapsamında şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar arasında yer alır. Bu temel kural gereğince onam verme yetkisi öncelikli ve ayrıcalıklı olarak hastanın kendisine aittir. Ancak hastanın bizzat onam veremediği veya hukuken onamının yeterli görülmediği istisnai haller söz konusu olabilmektedir. Bu durumlarda, hasta yakınından alınan onamın hangi şartlarda ve nasıl geçerli olacağı hususu, sağlık hukuku çerçevesinde büyük bir önem taşımaktadır.

Tıbbi Müdahalelerde Onamın Hukuki Niteliği

Bir tıbbi müdahalenin hukuken meşru kabul edilebilmesi için hastanın müdahaleden önce yeterince bilgilendirilmesi ve rızasının alınması zorunludur. Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri uyarınca, aydınlatılmış onam alınmadan gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler, operasyon başarıyla sonuçlansa dahi hastanın kişilik haklarının ve vücut bütünlüğünün ihlali niteliğindedir. Şahsa sıkı sıkıya bağlı olan bu hakkın kullanımı kural olarak başkasına devredilemez. Ancak hastanın bilincinin kapalı olması, küçük olması veya zihinsel melekelerinin yerinde olmaması gibi durumlarda, bu hakkın kullanımı yasal temsilciler aracılığıyla gerçekleştirilir.

Hasta Yakınından Alınan Onamın Geçerlilik Şartları

Sağlık mevzuatımız çerçevesinde, hastanın kendi adına karar veremediği durumlarda hasta yakınından veya yasal temsilciden alınan rızanın geçerli kabul edilmesi belirli şartlara bağlanmıştır:

  • Küçüklerin ve Kısıtlıların Durumu: Fiil ehliyeti bulunmayan küçüklerin ve vesayet altındaki kısıtlıların tıbbi müdahalelerinde rıza, veli veya vasi gibi yasal temsilciler tarafından verilir. Ancak yasal temsilcinin rıza göstermemesi durumunda, eğer müdahale hayati önem taşıyorsa, hekimin hastanın yüksek yararını gözeterek gerekli tıbbi müdahaleyi yapma hakkı ve yükümlülüğü bulunmaktadır.
  • Ayırt Etme Gücünün Kaybı: Geçici veya kalıcı olarak ayırt etme gücünü kaybetmiş, bilinci kapalı olan hastaların acil tıbbi müdahalelerinde birinci derece yakınların veya yasal temsilcilerin onamı geçerlidir. Ancak kalıcı durumlarda vesayet kararı alınarak vasi atanması hukuki güvenliği sağlayacaktır.
  • Tıbbi Zorunluluk ve Acil Durumlar: Hastanın bilincinin kapalı olduğu ve yanında hiçbir yakınının bulunmadığı acil durumlarda, müdahale edilmemesi halinde ölüm veya kalıcı hasar riski varsa, rıza aranmaksızın doğrudan tıbbi müdahalede bulunulur. Bu durum, Türk Borçlar Kanunu kapsamında yer alan vekaletsiz iş görme kuralları çerçevesinde hukuka uygun kabul edilmektedir.

Hasta Yakını ve Yasal Temsilci Ayrımının Önemi

Uygulamada en sık karşılaşılan hukuki hata, “hasta yakıbı” ile “yasal temsilci” kavramlarının eşdeğer kabul edilmesidir. Reşit ve ayırt etme gücü yerinde olan bir hastanın tedavisi için eşinden, çocuklarından veya anne-babasından alınan onam hukuken geçersizdir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında भी açıkça vurgulandığı üzere; hastanın kendisinden onam alınması mümkün iken, sadece hasta yakınının rızasına dayanılarak yapılan tıbbi müdahaleler hukuka aykırıdır ve hekim ile sağlık kuruluşunun tazminat sorumluluğunu doğurur. Eşlerden birinin tıbbi müdahaleye rıza göstermesi, diğer eşin rızasının yerine geçemez.

Aydınlatılmış Onamın İspat Yükümlülüğü

Hasta yakınından alınan onamın geçerli olabilmesi için, rızayı veren kişinin yapılacak tıbbi işlemin niteliği, riskleri, komplikasyonları ve alternatif tedavi yöntemleri hakkında tam olarak bilgilendirilmiş olması şarttır. Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri uyarınca bu aydınlatma süreci sözlü ve yazılı olarak yürütülmelidir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, önceden hazırlanmış, matbu ve hastanın/yakınının durumuna özel olarak düzenlenmemiş onam formları ispat aracı olarak yetersiz kabul edilmektedir. Onam formlarında, bilgilendirmenin yapıldığına dair rıza gösterenin el yazısıyla yazılmış beyanının bulunması hukuki geçerliliği kuvvetlendirmektedir.

Hekimlerin Dikkat Etmesi Gereken Hukuki Noktalar

Hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının hukuki sorumluluk altında kalmaması için şu kurallara riayet etmesi büyük önem arz eder:

  • Hastanın ayırt etme gücü yerindeyse, mutlaka ve sadece hastanın kendisinden onam alınmalıdır.
  • Küçük veya kısıtlı hastalarda, rıza veren kişinin velayet veya vasilik yetkisine sahip olduğunu gösterir resmi belgeler talep edilerek hasta dosyasına eklenmelidir.
  • Hasta yakınından onam alınmasını gerektiren istisnai durumlarda, hastanın bizzat onam verememe gerekçesi (örneğin bilincinin kapalı olması) tıbbi kayıtlar ve epikriz raporları ile açıkça belgelenmelidir.
  • Acil durumlarda yapılan müdahalelerde, gecikmenin hayati tehlike yaratacağı yönündeki tıbbi kanaat mutlaka birden fazla hekimin imzasıyla (mümkünse kurul kararı ile) tutanak altına alınmalıdır.

Hasta yakını onam formu imzalanıyor
Anahtar Kelime : hasta yakini onami

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız