Acil Durumlarda Hastanın Onamı Aranır mı?

Acil durumda hasta onamı beyanı acil hasta onami

Tıbbi Müdahalelerde Onam İlkesi ve Acil Durum İstisnası

Modern tıp hukukunun en temel direklerinden biri, hastanın kendi vücudu üzerinde karar verme yetkisidir. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, tıbbi müdahalelerde hastanın rızasını (aydınlatılmış onamını) zorunlu kılar. Ancak hayatın olağan akışında, saniyelerin hayati önem taşıdığı ve hastanın bilincinin kapalı olduğu acil durumlarla karşılaşılabilmektedir. Peki, bu durumlarda hekimlerin hastadan veya yakınlarından onam alması şart mıdır? Hukuk sistemi, yaşam hakkı ile kişi dokunulmazlığı arasındaki bu hassas dengeyi nasıl kurmaktadır?

Hukuki Dayanaklar: Acil Hallerde Rıza Aranır mı?

Türk hukuk mevzuatında acil durumlarda onam alınmaksızın tıbbi müdahale yapılmasına olanak tanıyan net düzenlemeler mevcuttur. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 24. maddesi bu konuyu açıkça düzenlemektedir. İlgili maddeye göre, hastanın bilincinin kapalı olduğu ve hayatı veya hayati organlarından birini tehdit eden acil durumlarda, rıza alınması için zaman bulunmuyorsa doğrudan tıbbi müdahalede bulunulabilir. Bu durumlarda, hastanın önceden bilinen ve bu müdahaleyi kesin olarak reddeden bir beyanı yoksa, “varsayılan rıza” (zımni rıza) ilkesi devreye girer.

Ayrıca, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesi ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi de benzer şekilde acil durumların varlığı halinde hekimlerin müdahale yükümlülüğünü düzenlemektedir. Hekim, hastanın yaşamını kurtarmak amacıyla gerekli olan acil tıbbi uygulamaları rıza aramaksızın gerçekleştirmekle sadece yetkili değil, aynı zamanda yükümlüdür.

Acil Durumlarda Onamsız Müdahalenin Şartları

Hukuken ve tıbben geçerli bir acil müdahaleden söz edebilmek ve hekimin cezai ya da hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmak için belirli şartların bir arada bulunması gerekir. Bu şartlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Hayati Tehlikenin Varlığı: Hastanın yaşamı veya hayati fonksiyonları (solunum, dolaşım vb.) doğrudan ve ciddi bir tehdit altında olmalıdır.
  • Zaman Kısıtı ve Gecikmenin Tehlike Yaratması: Onam alma sürecinin (hastanın aydınlatılması, yakınlarına ulaşılması, formların doldurulması vb.) yaratacağı gecikme, hastanın durumunun ağırlaşmasına veya ölümüne yol açacak nitelikte olmalıdır.
  • Hastanın Karar Verme Ehliyetinin Olmaması: Hastanın bilincinin kapalı olması, şokta bulunması veya çocuk/kısıtlı olması nedeniyle iradesini sağlıklı bir şekilde ortaya koyamaması gerekmektedir.
  • Temsilciye Ulaşılamaması: Hastanın yasal temsilcisine (veli, vasi) o an için ulaşılamıyor olması veya ulaşıldığı halde müdahalenin gecikmeye tahammülünün bulunmaması şarttır.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Perspektifinden Acil Müdahaleler

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında ve Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında, yaşam hakkının korunması en üstün değer olarak kabul edilmektedir. Hukuk sistemimiz, hekimin öncelikli ödevinin “yaşatmak” olduğunu vurgulamaktadır. Yargıtay kararlarında, acil ve hayati durumlarda hekimin hastayı kurtarmak amacıyla yaptığı müdahalelerin “hukuka uygunluk nedeni” (zorunluluk hali) kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Bu doğrultuda, Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu, acil durumlarda yapılan ve tıbbi standartlara uygun olan müdahaleler için geçerli olmamaktadır. Ancak burada sınır, tıbbi gerekliliktir. Acil durumu aşan, yani hastanın yaşamını o an doğrudan tehdit etmeyen elektif (isteğe bağlı/ertelenmesi mümkün) cerrahi veya tedavi süreçleri için mutlaka onam alınması gerekmektedir.

Sonuç ve Hekimlere Tavsiyeler

Özetlemek gerekirse, acil durumlarda hastanın onamının aranmaması istisnai ve hukuken korunan bir durumdur. Hekimler, hayati tehlike arz eden durumlarda hastayı kurtarmak için rıza aramaksızın müdahale etme yetkisine sahiptir. Ancak olası hukuki uyuşmazlıkların önüne geçmek adına, hekimlerin şu hususlara dikkat etmesi büyük önem taşımaktadır:

  • Müdahalenin aciliyetini, hastanın o anki klinik durumunu ve bilincinin kapalı olduğunu detaylı bir şekilde tıbbi kayıtlara (epikriz, acil servis gözlem formu vb.) geçirmek.
  • Eğer varsa, müdahaleye katılan diğer hekimlerin de katılımıyla acil durum tutanağı düzenlemek.
  • Hastanın yakınlarına veya yasal temsilcilerine ulaşılabildiği ilk anda durumu bildirmek ve sonraki süreçler için gerekli aydınlatılmış onamı yazılı olarak almak.

Hukuk, yaşamı korumak adına hekimlerin yanındadır; yeter ki yapılan müdahale tıbbi gereklilik sınırları içinde kalsın ve eksiksiz bir şekilde belgelendirilsin.

Acil durumda hasta onamı beyanı
Anahtar Kelime : acil hasta onami

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız