Günümüzde akıllı telefonların ve giyilebilir teknolojilerin yaygınlaşması, günlük hayatta ses ve görüntü kaydı almayı oldukça kolaylaştırmıştır. Ancak bu teknolojik kolaylık, özellikle hekim-hasta ilişkisinde ciddi hukuki sorunları beraberinde getirmektedir. Son yıllarda, hastaların veya hasta yakınlarının muayene, teşhis ve tedavi süreçlerinde hekimleri rızaları olmaksızın gizlice kaydetmesi vakalarında belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Peki, bir hekimin rızası dışında gizlice sesinin veya görüntüsünün kaydedilmesi hukuken ne anlama gelir? Bu durum karşısında hekimlerin sahip olduğu yasal haklar nelerdir?
1. Türk Ceza Kanunu Kapsamında Gizli Kayıt Almanın Cezai Boyutu
Hekim ile hasta arasındaki görüşmeler, kamusal bir alanda gerçekleşse dahi rıza dışı kaydedilemeyecek niteliktedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında, bir kişinin rızası olmaksızın ses veya görüntüsünün kaydedilmesi ciddi yaptırımlara tabidir:
- Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kaydedilmesi (TCK m. 133): Hekimin rızası olmadan, muayene odasındaki konuşmaların cihazla kaydedilmesi bu suçu oluşturur. Aleni olmayan bir söyleşiyi taraflardan birinin rızası olmaksızın kaydeden kişi cezalandırılır.
- Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK m. 134): Hekimin mesleki faaliyetini yürüttüğü muayene odası, belirli sınırlar dahilinde özel hayatın korunduğu bir alandır. Bu alanda rızasız kayıt yapılması, özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunu gündeme getirebilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; kişilerin ses ve görüntülerinin rızaları dışında kaydedilmesi, anayasal güvence altında olan özel hayatın gizliliği hakkına açık bir müdahale olarak kabul edilmektedir.
2. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) Açısından Değerlendirme
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, bir bireyin sesi, yüz görüntüsü ve fiziksel özellikleri kişisel veri kapsamındadır. Hekimin açık rızası olmaksızın bu verilerin kaydedilmesi, işlenmesi ve hatta sosyal medya gibi platformlarda paylaşılması KVKK ihlali teşkil eder. Bu durum, idari para cezalarının yanı sıra TCK kapsamında “Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme” (TCK m. 136) suçunun oluşmasına da sebebiyet verebilir.
3. Gizli Alınan Kayıtlar Mahkemede Delil Olarak Kullanılabilir mi?
En çok merak edilen konulardan biri de bu gizli kayıtların olası bir tıbbi uygulama hatası (malpraktis) davasında delil olup olamayacağıdır. Türk hukuk sisteminde “hukuka aykırı elde edilen delillerin” mahkemelerce hükme esas alınamayacağı ilkesi geçerlidir:
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK m. 189/2) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK m. 217/2): Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
- Yargıtay İçtihatlarındaki İstisna: Yargıtay’ın bazı kararlarında, ani gelişen bir suç (örneğin tehdit, hakaret, rüşvet isteme gibi) karşısında o an başka bir şekilde delil elde etme imkanının bulunmaması şartıyla yapılan anlık kayıtlar hukuka uygun kabul edilebilmiştir. Ancak, planlı ve sistemli bir şekilde, sırf ileride açılması muhtemel bir tazminat davasına delil oluşturmak amacıyla yapılan gizli kayıtlar hukuka aykırı delil niteliğindedir ve delil olarak kabul edilmez.
4. Gizlice Kaydedilen Hekimin Hakları ve Atabileceği Adımlar
Gizli kayda maruz kalan bir hekim, mesleki saygınlığını ve kişisel haklarını korumak adına şu yollara başvurabilir:
- Hekimlikten Çekilme Hakkı: Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi çerçevesinde, acil vakalar hariç olmak üzere, güven ilişkisinin sarsıldığı durumlarda hekim tedaviyi üstlenmekten kaçınabilir veya tedaviyi yarıda kesebilir. Gizli kayıt, güven ilişkisini zedeleyen haklı bir nedendir.
- Suç Duyurusunda Bulunma: Hekim, durumu tespit ettiği anda Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak şikayetçi olabilir.
- Manevi Tazminat Davası: Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK m. 58) kişilik haklarının zedelenmesine ilişkin hükümleri uyarınca, gizli kayıt alan hasta veya hasta yakınından manevi tazminat talep edilebilir.
Sonuç
Hekim-hasta ilişkisinin temeli karşılıklı güven esasına dayanır. Hekimin bilgisi ve rızası dışında yapılan her türlü ses ve görüntü kaydı, yalnızca bu güven ilişkisini zedelemekle kalmaz; aynı zamanda Türk Ceza Kanunu ve KVKK kapsamında ağır yaptırımları olan hukuki ihlaller doğurur. Hak kaybı yaşamamak adına, sürecin bir sağlık hukuku uzmanı eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : hekim gizli kayit

