Sağlık hizmetlerinin kesintisiz, güvenli ve insan onuruna yaraşır bir şekilde sunulması, toplumsal refahın en temel unsurlarından biridir. Ancak son yıllarda sağlık çalışanlarına yönelik sözlü ve fiziki şiddet vakalarında yaşanan artış, hem sağlık sistemini sekteye uğratmakta hem de çalışan haklarını ciddi boyutta ihlal etmektedir. Türk hukuk sistemi, sağlıkta şiddeti önlemek ve mağdur olan hekim ile diğer sağlık personellerini korumak amacıyla son derece katı yasal düzenlemeler barındırmaktadır. Bu makalede, sağlık çalışanına yönelik şiddet eylemlerinin Türk Ceza Kanunu (TCK), Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve özel sağlık mevzuatı çerçevesindeki hukuki sonuçları ele alınacaktır.
Türk Ceza Kanunu Kapsamında Ağırlaştırıcı Sebepler
Sağlık çalışanları, görevlerini ifa ederken gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla Türk Ceza Kanunu uygulamasında “kamu görevlisi” olarak kabul edilmektedir. Bu durum, sağlık çalışanına karşı işlenen suçların sıradan vatandaşlara karşı işlenen suçlara oranla çok daha ağır yaptırımlarla cezalandırılmasını beraberinde getirir. Kanun koyucu, sağlık hizmetlerinin aksamaması adına koruyucu şemsiyeyi geniş tutmuştur.
- Kasten Yaralama (TCK m. 86): Sağlık çalışanına görevi nedeniyle fiziki müdahalede bulunulması durumunda, kasten yaralama suçunun nitelikli hali (kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle işlenmesi) devreye girer. Bu durumda ceza, yarı oranında artırılmaktadır.
- Tehdit ve Hakaret (TCK m. 106 ve m. 125): Görevi başındaki sağlık çalışanına hakaret edilmesi, suçun nitelikli halini oluşturur ve cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Benzer şekilde, tehdit suçunun görevi başındaki personele yöneltilmesi de ağırlaştırıcı sebep sayılır.
- Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (TCK m. 265): Sağlık çalışanının görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması durumunda, fail hakkında doğrudan bu suçtan ötürü kamu davası açılır.
3359 Sayılı Kanun ve Beyaz Kod Uygulaması
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek amacıyla hazırlanan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek 12. maddesi, bu alandaki yaptırımları daha da sıkılaştırmıştır. İlgili yasal düzenlemeler uyarınca, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeline karşı görevi sebebiyle işlenen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarında cezalar yarı oranında artırılmaktadır. Ayrıca bu suçlarda hapis cezasının ertelenmesi hükümleri kolay kolay uygulanamamakta ve tutuklama tedbiri öncelikli olarak değerlendirilmektedir.
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Beyaz Kod (Alo 113) uygulaması, şiddete maruz kalan sağlık çalışanına anında hukuki ve idari destek sağlamaktadır. Beyaz Kod bildirimi yapıldığında, olay doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına intikal eder ve Bakanlık avukatları aracılığıyla mağdur çalışana ücretsiz hukuki destek sunulur.
Uzlaşma Yasağı ve Resen Soruşturma Yetkisi
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında normal şartlarda şikayete veya uzlaşmaya tabi olan birçok suç, sağlık çalışanına karşı işlendiğinde bu niteliğini kaybetmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, sağlık çalışanının görevi esnasında veya görevi nedeniyle maruz kaldığı şiddet eylemleri şikayete tabi değildir. Mağdur sağlık çalışanı şikayetinden vazgeçse dahi kamu davası düşmez; yargılama devlet eliyle resen (kendiliğinden) yürütülür. Ayrıca, sağlık personeline yönelik şiddet eylemleri uzlaştırma kapsamı dışındadır. Bu kurallar, suç işleyen kişilerin cezasız kalmasının önüne geçmek için getirilmiş hayati mekanizmalardır.
Maddi ve Manevi Tazminat Sorumluluğu
Sağlık çalışanına uygulanan şiddet yalnızca ceza davalarına konu olmaz; aynı zamanda failin ciddi bir tazminat yükümlülüğü altına girmesine neden olur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen 49. maddesi uyarınca, sağlık çalışanına yönelik şiddet uygulayan kişilerin hukuki sorumluluğu doğar. Bu kapsamda mağdur sağlık çalışanı;
- Fiziki zarar nedeniyle oluşan tedavi masrafları ve iş gücü kaybı için maddi tazminat,
- Saldırının yarattığı psikolojik travma, yıpranma, elem ve kederin hafifletilmesi amacıyla manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, sağlık çalışanlarının mesleki saygınlığının ve ruhsal bütünlüğünün korunması amacıyla hükmedilen manevi tazminat miktarlarının caydırıcı nitelikte olması gerektiği savunulmaktadır.
Sonuç
Sağlıkta şiddet, yalnızca bireysel bir suç değil, tüm toplumun sağlık hakkına yönelik bir tehdittir. Türk hukuku, sağlık çalışanlarını korumak adına cezaların artırılması, şikayet şartının aranmaması, uzlaşma yasağı ve caydırıcı tazminat hükümleriyle çok yönlü bir koruma kalkanı sağlamaktadır. Sağlık çalışanlarının haklarını bilmesi ve yasal yollara başvurmaktan çekinmemesi, bu mücadeledeki en önemli adımdır.

Anahtar Kelime : sağlıkta şiddet

