Sağlık hizmetlerinin sunumu, multidisipliner bir yapı gerektiren ve hata payının en aza indirilmesi gereken son derece hassas bir alandır. Tıbbi uygulama hataları (malpraktis) söz konusu olduğunda, hukuki sorumluluk yalnızca müdahaleyi gerçekleştiren hekimle sınırlı kalmamakta, hizmetin sunulduğu sağlık kuruluşunun kurumsal sorumluluğu da gündeme gelmektedir. Hastanenin kurumsal sorumluluğu, hem özel hastaneler hem de kamu hastaneleri açısından farklı hukuki temellere dayanmaktadır.
Özel Hastanelerin Hukuki Sorumluluğu ve Hekim Hataları
Özel hastanelerde tedavi gören bir hasta ile hastane işleticisi arasında hukuki niteliği itibariyle bir “hastaneye kabul sözleşmesi” kurulur. Bu sözleşme; hastanın tedavi, bakım, barınma ve güvenlik gibi tüm ihtiyaçlarının hastane tarafından karşılanacağını taahhüt eden karma yapılı bir sözleşmedir. Hastaneye kabul sözleşmesi çoğunlukla “tam kabul sözleşmesi” şeklinde kurulur. Bu durumda hastane, hekimin yapacağı tıbbi müdahalenin ve sunulacak bakım hizmetlerinin kusursuz ve eksiksiz yürütülmesinden doğrudan sorumludur.
Özel hastanelerin hekim hatalarından kaynaklanan sorumluluğu incelenirken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri esas alınır. Hastane yönetimi, bünyesinde çalışan hekimlerin ve diğer sağlık personelinin eylemlerinden TBK m. 116 (Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Sorumluluk) veya TBK m. 66 (Adam Çalıştıranın Sorumluluğu) hükümleri uyarınca sorumludur.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kararlılıkla vurgulandığı üzere, özel hastaneler istihdam ettikleri hekimlerin hastaya zarar vermesini önlemek için gerekli özen, denetim ve gözetimi göstermekle yükümlüdür. Bu sorumluluk kusursuz sorumluluk hallerinden biri olup, hastanenin “hekimin hatasından haberimiz yoktu” veya “hekim bağımsız çalışıyordu” diyerek sorumluluktan kaçınması hukuken mümkün değildir.
Hastanenin Kendi Kusuru: Organizasyon Sorumluluğu
Bazı durumlarda hekimin doğrudan kişisel bir hatası olmasa dahi, hastane yönetimsel ve sistemsel eksiklikler nedeniyle doğrudan sorumlu tutulabilir. Hukuk literatüründe ve yargı kararlarında “organizasyon kusuru” olarak adlandırılan bu durum, hastanenin kurumsal ödevlerini yerine getirmemesinden kaynaklanır. Organizasyon kusuru kapsamında değerlendirilen temel unsurlar şunlardır:
- Tıbbi cihazların yetersiz, bakımsız, eski veya arızalı olması,
- Sterilizasyon ve hijyen kurallarına uyulmaması nedeniyle hastane enfeksiyonlarının (nosokomiyal enfeksiyon) yayılması,
- Nöbetçi hekim veya uzman personel sayısının yetersiz olması,
- Acil durumlarda departmanlar arası koordinasyonun ve sevk zincirinin sağlanamaması,
- Hastanın anamnezinin eksik alınması veya tıbbi kayıtların düzgün tutulmaması.
Bu gibi durumlarda, hastane doğrudan kendi organizasyonel hatası nedeniyle ortaya çıkan zararlardan ötürü hastaya karşı doğrudan tazminat ödemekle yükümlü kılınır.
Kamu Hastanelerinde Durum ve İdare Hukuku Boyutu
Kamu hastanelerinde (Devlet hastaneleri, eğitim araştırma hastaneleri ve üniversite hastaneleri) meydana gelen hekim hatalarında ise sorumluluk rejimi tamamen farklı bir hukuki zemine oturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir.
Bu doğrultuda, kamu hastanesinde gerçekleşen bir malpraktis vakasında hasta veya yakınları doğrudan ilgili hekime tazminat davası açamaz. Dava, “hizmet kusuru” gerekçesiyle idari yargıda (İdare Mahkemesinde) Sağlık Bakanlığına veya ilgili üniversite rektörlüğüne karşı açılmalıdır. İdare, mahkeme kararı sonucunda zarar görene ödediği tazminatı, daha sonra tıbbi uygulamada ağır kusuru bulunan hekime rücu etme (geri isteme) hakkına ve yükümlülüğüne sahiptir.
Sonuç ve Değerlendirme
Sağlık hukukunda hastanenin kurumsal sorumluluğu, hastanın haklarının korunması ve zararın tazmin edilmesi açısından hayati bir güvencedir. Gerek özel hastanelerin sözleşmesel ve istihdam ilişkisinden doğan sorumlulukları gerekse kamu hastanelerinin hizmet kusuru ilkesi, zarar gören bireylerin mağduriyetlerinin giderilmesini kolaylaştırmaktadır. Hem hekimlerin mesleki güvenceleri hem de hastaların hak arama hürriyetleri açısından sürecin uzman bir sağlık hukuku avukatı eşliğinde yönetilmesi büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : kurumsal sorumluluk hastane

