Sağlık hukuku, hekim ve hasta arasındaki ilişkinin hukuki çerçevesini çizerken, tıbbi müdahaleden kaynaklanan zararların tazmini önemli bir yer tutar. İzmir gibi büyük şehirlerde, bu tür davalarda sıkça karşılaşılan bir durum ise hastanın kendi kusurunun, hükmedilecek tazminat miktarına olan etkisidir. Tıbbi bir hata (malpraktis) nedeniyle zarar gören hasta, her zaman tazminatın tamamını alamayabilir. Eğer hastanın kendi davranışları zararın doğmasına veya artmasına neden olmuşsa, bu durum tazminat miktarında indirime gidilmesine yol açabilir.
Hastanın Kendi Kusuru (Müterafik Kusur) Ne Anlama Gelir?
Hukuk dilinde “müterafik kusur” olarak adlandırılan bu kavram, zarar gören kişinin, zararın ortaya çıkmasında veya zararın boyutunun artmasında etkili olan kusurlu davranışlarını ifade eder. Sağlık hukuku açısından bakıldığında, hastanın hekimin tavsiyelerine uymaması, tedavi sürecine yeterli özeni göstermemesi veya hekime eksik ya da yanlış bilgi vermesi gibi durumlar müterafik kusur olarak değerlendirilebilir. Bu durum, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre, zarar gören kişi zarara razı olmuş veya zararın doğmasında/artmasında etkili olmuşsa, hakim tazminat miktarını indirebilir ve hatta tamamen kaldırabilir.
Hastanın Kusurlu Davranışlarına Örnekler
İzmir’deki sağlık hukuku davalarında hastanın kusuru, çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve doktrin, aşağıdaki durumları sıklıkla hastanın kendi kusuru olarak kabul etmektedir:
- Hekimin Talimatlarına Uymamak: Reçete edilen ilaçları düzenli kullanmamak, önerilen perhize veya yaşam tarzı değişikliklerine riayet etmemek, belirlenen kontrol randevularına gitmemek gibi davranışlar hastanın kusuru olarak değerlendirilebilir.
- Hekime Eksik veya Yanlış Bilgi Vermek: Hastanın mevcut alerjilerini, kullandığı diğer ilaçları veya kronik hastalıklarını hekime bildirmemesi, teşhis ve tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, ortaya çıkan zararda hastanın da payı olduğunu gösterir.
- Tedaviyi Reddetmek veya Geciktirmek: Hekim tarafından önerilen ve tıp bilimi standartlarına uygun olan bir tedaviyi makul bir gerekçe olmaksızın reddetmek veya tedaviye başlamayı geciktirmek, zararın artmasına neden olabilir ve bu da bir kusur nedenidir.
- Aydınlatılmış Onamın Kapsamını İhlal Etmek: Tıbbi müdahale öncesinde riskleri ve sonuçları anlatılan ve bu doğrultuda onamı alınan bir hastanın, hekimin uyarılarına rağmen riskli davranışlarda bulunması, kusurlu bir davranış olarak kabul edilebilir.
Tazminat Miktarının Belirlenmesinde Hastanın Kusurunun Rolü
Bir tıbbi uygulama hatası davasında mahkeme, öncelikle hekimin bir kusuru olup olmadığını ve bu kusur sonucunda bir zarar doğup doğmadığını tespit eder. Eğer hekimin kusurlu olduğu sonucuna varılırsa, bir sonraki aşamada hastanın da zararın oluşumunda veya artmasında bir kusuru olup olmadığı incelenir. Mahkeme, bu değerlendirmeyi yaparken her somut olayın kendi özelliklerini dikkate alır.
Hastanın müterafik kusuru tespit edildiğinde, hakim bu kusurun ağırlığına göre tazminat miktarında bir indirim yapar. Türk Borçlar Kanunu’nda bu indirimin oranı hakkında net bir hüküm bulunmamakla birlikte, Yargıtay kararlarında bu oranın her olayın özelliğine göre, hakkaniyet çerçevesinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Hakim, tarafların kusur oranlarını, olayın meydana geliş şeklini ve zararın boyutunu göz önünde bulundurarak adil bir indirim oranı takdir eder. Bu indirim, “hakkaniyet indirimi” veya “müterafik kusur indirimi” olarak adlandırılır.
İzmir’de Süreç Nasıl İşler?
İzmir’de açılan bir malpraktis davasında, hastanın kendi kusurunun olup olmadığı, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve hasta dosyası gibi delillerle aydınlatılır. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu’ndan veya alanında uzman üniversite öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetlerinden rapor alarak tarafların kusur oranlarını belirler. Belirlenen bu kusur oranları, nihai tazminat miktarının hesaplanmasında temel alınır. Dolayısıyla, tedavi sürecinde hastaların da kendi sağlıklarına özen göstermesi ve hekim ile tam bir iş birliği içinde olması, olası bir zararın önlenmesi ve hak kayıplarının yaşanmaması adına büyük önem taşımaktadır.
“`

Anahtar Kelime : hasta kusuru tazminat

