Globalleşen dünyada sağlık hizmetlerine erişim kolaylaşmış, pek çok hasta tedavi veya estetik amaçlarla yurt dışındaki sağlık kuruluşlarını tercih eder hale gelmiştir. Ancak bu süreç her zaman beklendiği gibi sonuçlanmayabilir. Yurt dışında hatalı tıbbi müdahale (malpraktis) sonucu mağduriyet yaşayan kişilerin, haklarını Türkiye’de arayıp arayamayacağı, özellikle İzmir gibi sağlık turizmi potansiyeli taşıyan bir şehirde dava açmanın mümkün olup olmadığı önemli bir hukuki sorundur.
Yurt Dışındaki Tıbbi Hata İçin Türkiye’de Dava Açmanın Hukuki Dayanağı
Yurt dışında gerçekleşen bir tıbbi uygulama hatası nedeniyle Türkiye’de dava açılabilmesi, temel olarak Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ve uygulanacak hukuk kurallarına bağlıdır. Bu konuda, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) temel yol göstericilerdir. Kural olarak, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, iç hukuktaki yetki kurallarına göre belirlenir.
Mağduriyetin temelinde yatan hukuki ilişki, davanın dayanağını oluşturur. Bu ilişki genellikle iki şekilde karşımıza çıkar:
- Sözleşmeye Aykırılık: Hasta ile yurt dışındaki hastane veya hekim arasında kurulan ilişki, bir “vekâlet sözleşmesi” niteliğindedir. Hekim veya hastane, tıbbi müdahaleyi sadakat ve özen borcu çerçevesinde yerine getirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali, sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve tazminat sorumluluğu doğurur.
- Haksız Fiil: Tıbbi müdahalenin kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille kişiye zarar vermesi, haksız fiil sorumluluğunu gündeme getirir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da hekimin özen yükümlülüğünün altı çizilmekte ve standart uygulamayı yapmaması, bilgi ve beceri eksikliği gibi durumlar kusur olarak kabul edilmektedir.
Türk Mahkemelerinin ve Özellikle İzmir’in Yetkisi Nasıl Belirlenir?
Yurt dışındaki bir tedavi sürecine ilişkin davanın Türkiye’de görülebilmesi için yetkili bir Türk mahkemesinin bulunması gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak, yurt dışındaki bir hastane veya hekimin Türkiye’de yerleşim yeri olmayabilir. Bu noktada özel yetki kuralları devreye girer:
- Davalının Türkiye’de Sakin Olduğu Yer: Davalının Türkiye’de yerleşim yeri olmasa dahi, düzenli olarak kaldığı bir “mutad meskeni” varsa, o yer mahkemesi yetkili olabilir.
- Haksız Fiilin İşlendiği veya Zararın Meydana Geldiği Yer: Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Tedavinin yurt dışında yapılmasına rağmen, zararın sonuçları (örneğin, sağlık durumunun kötüleşmesi, ek tedavi ihtiyacı) Türkiye’de ortaya çıkmışsa, zarar görenin yerleşim yeri olan İzmir’deki mahkemeler yetkili hale gelebilir.
- Sözleşmenin İfa Edileceği Yer: Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
- MÖHUK Özel Kuralı: 5718 sayılı MÖHUK, bazı durumlarda Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaların Türkiye’de görülmemesi halinde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinin yetkili olabileceğini belirtir. Bu, sağlık davaları için de yorum yoluyla bir dayanak oluşturabilir.
Dava Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yurt dışındaki bir tıbbi hata nedeniyle İzmir’de dava açmaya karar veren mağdurların şu adımları izlemesi önemlidir:
1. Delillerin Toplanması: Yurt dışında yapılan tedaviye ilişkin tüm tıbbi kayıtlar, raporlar, epikrizler, faturalar ve görsel materyaller eksiksiz olarak temin edilmelidir. Bu belgelerin Türkiye’de geçerli olabilmesi için genellikle apostil şerhi ve yeminli tercüman tarafından yapılmış noter onaylı çevirileri gerekmektedir.
2. Hukuki Değerlendirme: Sürecin karmaşıklığı nedeniyle, sağlık hukuku ve milletlerarası özel hukuk alanında uzman bir avukattan destek almak hayati önem taşır. Avukat, davanın hukuki temelini, yetkili mahkemeyi ve izlenecek stratejiyi belirleyecektir.
3. Tazminat Talepleri: Mağdurlar, hatalı tıbbi müdahale nedeniyle uğradıkları zararlar için maddi ve manevi tazminat talep edebilirler.
- Maddi Tazminat: Hatalı tedavi için ödenen ücretler, düzeltme ameliyatları ve ek tedavilerin masrafları, gelir kaybı, çalışma gücü kaybı gibi tüm parasal zararları kapsar.
- Manevi Tazminat: Yaşanan acı, elem, keder ve psikolojik sarsıntı nedeniyle talep edilen bir tazminat türüdür.
Sonuç
Yurt dışında tedavi görürken tıbbi bir hata sonucu mağdur olan kişilerin, belirli hukuki şartların sağlanması halinde Türkiye’de, özellikle de zararın sonuçlarının ortaya çıktığı İzmir gibi şehirlerde dava açma hakları mevcuttur. Sürecin yabancılık unsuru taşıması ve karmaşık usul kurallarına tabi olması nedeniyle, hak kaybı yaşamamak adına profesyonel hukuki yardım almak en doğru yaklaşım olacaktır.
“`

Anahtar Kelime : sağlık hukuku

