Sağlık sektörü, teknolojinin gelişmesi ve özel sağlık kuruluşlarının yaygınlaşmasıyla birlikte son derece dinamik bir yapıya kavuşmuştur. Ancak özel hastanelerin sunduğu sağlık hizmetlerinin çeşitlenmesi, bu kurumların hukuki sorumluluklarını da beraberinde getirmektedir. Hem hastaların haklarını koruyabilmesi hem de hekimlerin ve hastane yönetimlerinin yasal çerçeveyi doğru analiz edebilmesi adına özel hastanelerin hukuki sorumluluğunun hangi durumlarda doğduğunu bilmek kritik önem taşımaktadır.
Özel Hastane ve Hasta Arasındaki Hukuki İlişkinin Niteliği
Özel hastaneye başvuran bir hasta ile hastane yönetimi arasında hukuki anlamda bir “Hastane Kabul Sözleşmesi” kurulur. Bu sözleşme, Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında karma nitelikte bir sözleşme olarak kabul edilmektedir. Sözleşme uyarınca hastane, sadece tıbbi tedavi sunmayı değil; aynı zamanda barındırma, besleme, hijyen sağlama ve güvenliği temin etme gibi yan edimleri de üstlenir. Dolayısıyla özel hastanenin sorumluluğu, sözleşmeye aykırılık (TBK m. 112) ve duruma göre haksız fiil (TBK m. 49) hükümlerine dayanmaktadır.
Özel Hastanelerin Hukuki Sorumluluğunu Doğuran Durumlar
Özel hastanelerin hukuki sorumluluğu genel olarak iki temel başlık altında incelenir: Hekim ve yardımcı personelin kusurlarından kaynaklanan sorumluluk ve hastanenin organizasyon kusurundan kaynaklanan sorumluluk.
1. Tıbbi Malpraktis ve Hekim Hataları (Adam Çalıştıranın Sorumluluğu)
Özel hastanelerde görev yapan hekimlerin veya diğer sağlık personelinin (hemşire, teknisyen, ebe vb.) teşhis, tedavi ya da ameliyat esnasında gerçekleştirdiği hatalı uygulamalar (tıbbi malpraktis) doğrudan hastanenin sorumluluğunu doğurur. Türk Borçlar Kanunu’nun “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu” (TBK m. 66) ve “Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Sorumluluk” (TBK m. 116) hükümleri uyarınca, hastane yönetimi çalışanlarının kusurlu davranışlarından ötürü ortaya çıkan zararlardan müteselsilen (ortaklaşa) sorumludur. Hasta, zararının tazmini için doğrudan hastane yönetimine karşı dava açabilmektedir.
2. Organizasyon Kusuru (Hastanenin Kendi Kusuru)
Özel hastaneler, sadece çalışanlarının hatalarından değil, bizzat organizasyon yapısındaki eksikliklerden de sorumludur. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hastanenin organizasyon kusuru şu durumlarda ortaya çıkar:
- Hijyen ve Enfeksiyon Kontrolü: Ameliyathane veya yoğun bakım ünitelerinde gerekli sterilizasyonun sağlanamaması sonucu hastanın hastane enfeksiyonu kapması.
- Cihaz ve Ekipman Yetersizliği: Kullanılan tıbbi cihazların bozuk, bakımsız veya eksik olması nedeniyle tedavinin aksaması ya da hastanın zarar görmesi.
- Nöbetçi ve Uzman Kadro Yetersizliği: Acil durumlarda müdahale edecek yeterli uzman hekim veya sağlık personelinin zamanında hazır bulundurulmaması.
- Güvenlik ve İdari Hizmetler: Hastanın hastane sınırları içinde düşmesi, zarar görmesi veya refakatçilerin güvenliğinin sağlanamaması.
3. Aydınlatılmış Onam Yükümlülüğünün İhlali
Hasta Hakları Yönetmeliği ve uluslararası sözleşmeler gereğince, hastaya uygulanacak her türlü tıbbi müdahaleden önce hastanın detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi ve rızasının alınması zorunludur. Hastaya hastalığın teşhisi, tedavi seçenekleri, olası riskler ve komplikasyonlar anlaşılır bir dille anlatılmalıdır. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarına göre, aydınlatılmış onam formu hukuka uygun şekilde alınmamışsa, yapılan tıbbi müdahale tıbben başarılı geçmiş olsa dahi hastanın rızası hilafına müdahale yapıldığı için hastanenin ve hekimin hukuki sorumluluğu doğacaktır.
Hukuki Dayanaklar ve Yargıtay’ın Standart Hizmet Yaklaşımı
Özel hastanelerin sorumluluk davalarında Türk Borçlar Kanunu hükümleri esas alınır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, özel hastanelerin tıp biliminin en güncel ve bilimsel verilerine uygun olarak hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir. Sağlık kuruluşları, en hafif kusurlarından dahi sorumlu tutulmaktadır. Zira insan hayatı ve beden bütünlüğü söz konusu olduğunda, gösterilmesi gereken özen düzeyi en üst seviyededir. Hasta ile hastane arasındaki ilişki tüketici işlemi olarak da nitelendirilebildiğinden, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de bu uyuşmazlıklarda uygulama alanı bulabilmektedir.
Sonuç
Özel hastaneler, sağlık hizmeti sunarken hem profesyonel bir işletme hem de tıbbi bir kurum olarak iki yönlü bir özen borcu altındadır. Tıbbi malpraktis vakalarından hijyen eksikliklerine, aydınlatılmış onam ihlallerinden organizasyon hatalarına kadar geniş bir yelpazede hastanelerin hukuki sorumluluğu söz konusu olabilmektedir. Olası bir hak kaybının önüne geçmek adına hem hastaların hem de sağlık profesyonellerinin hukuki hak ve yükümlülüklerini bilmesi, uyuşmazlık durumunda ise alanında uzman bir sağlık hukuku avukatından destek alması önem arz etmektedir.

Anahtar Kelime : özel hastane sorumluluğu

