Mahkeme Bilirkişi Raporuna Uymak Zorunda mı?

Sağlık hukuku bilirkişi raporu mahkeme kararı bilirkişi raporu mahkeme

Tıbbi malpraktis (tıbbi uygulama hatası) davalarında mahkemelerin en çok başvurduğu delil ikame yöntemlerinden biri bilirkişi incelemesidir. Tıp biliminin kendine özgü karmaşık yapısı nedeniyle, hâkimlerin teknik konularda uzman hekimlerin veya Adli Tıp Kurumu gibi resmi kurumların görüşüne başvurması kaçınılmazdır. Ancak hem davacı konumundaki hastaların hem de davalı konumundaki hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının aklına takılan en kritik soru şudur: Mahkeme bilirkişi raporuna uymak zorunda mıdır?

Hukuki Açıdan Bilirkişi Raporunun Niteliği

Türk hukuk sisteminde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca deliller “kesin delil” ve “takdiri delil” olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Bilirkişi raporları hukuki niteliği itibarıyla takdiri delil kategorisinde yer almaktadır.

HMK’nın 282. maddesinde açıkça belirtildiği üzere; “Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü serbestçe değerlendirir.” Bu yasal düzenleme, mahkeme hâkiminin bilirkişi raporuyla mutlak surette bağlı olmadığını, raporu bir hukukçu süzgecinden geçirerek karara bağlamakla yükümlü olduğunu somut bir şekilde ortaya koyar. Bilirkişi, hâkimin yerine geçerek karar veren bir makam değil, yalnızca uzmanlık gerektiren teknik konularda hâkime bilgi sunan bir yardımcıdır.

Mahkeme Bilirkişi Raporunu Doğrudan Reddedebilir mi?

Hâkimin bilirkişi raporuna uyma zorunluluğunun bulunmaması, rapora keyfi olarak uymayabileceği anlamına gelmez. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kararlılıkla vurgulandığı üzere, hâkim bilirkişi raporunu kabul etmiyorsa veya rapordaki tespitleri yetersiz buluyorsa, bunu hukuki ve denetlenebilir gerekçelerle açıklamak zorundadır.

Tıbbi malpraktis gibi yüksek düzeyde teknik uzmanlık gerektiren alanlarda hâkim, kendi tıbbi bilgisine dayanarak doğrudan raporun aksine bir karar veremez. Eğer raporda çelişkiler, eksiklikler veya bilimsel yetersizlikler mevcutsa hâkim şu adımları takip eder:

  • Ek Rapor İstenmesi: Rapordaki belirsizliklerin veya tarafların itirazlarının aydınlatılması amacıyla aynı bilirkişiden ek rapor talep edilebilir.
  • Yeni Bilirkişi Heyeti Tayini: Raporun yetersiz veya çelişkili bulunması halinde, farklı uzmanlardan oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden yeniden inceleme istenebilir (HMK m. 281).

Tıbbi Malpraktis Davalarında Bilirkişi Raporunun Özel Önemi

Sağlık hukukunda davaların seyrini belirleyen temel unsur, meydana gelen olumsuz sonucun bir komplikasyon (öngörülebilir ve önlenemeyen risk) mu yoksa malpraktis (tıbbi özen ve standart eksikliği) mi olduğunun tespit edilmesidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile vekâlet sözleşmesi hükümlerine dayanan tıbbi tazminat davalarında, hekimin kusur durumu tıp bilimi kurallarına göre belirlenir.

Bir tıbbi malpraktis raporunun mahkeme tarafından hükme esas alınabilmesi için şu kriterleri taşıması gerekir:

  • Bilimsel Yeterlilik: Raporda kullanılan tıbbi literatürün ve tanı-tedavi protokollerinin güncel olması,
  • Gerekçelendirme: Hekimin müdahalesinin veya hastaya uygulanan tıbbi bakımın neden hatalı ya da kusursuz bulunduğunun somut verilerle açıklanması,
  • Çelişkisizlik: Raporun tespit bölümü ile sonuç bölümü arasında mantıksal bir bütünlük bulunması.

Rapor Yanıltıcı veya Yetersizse Ne Yapılmalıdır?

Aleyhine bilirkişi raporu tanzim edilen taraf (hasta veya hekim), usul kanununun tanıdığı süreler dahilinde rapora gerekçeli olarak itiraz etme hakkına sahiptir. İtiraz dilekçesinde, tıbbi kılavuzlar, uluslararası literatür ve somut tıbbi kayıtlar sunularak rapordaki hatalar gösterilmelidir. Nitelikli ve bilimsel dayanağı olan itirazlar karşısında mahkeme, mevcut rapora dayanarak karar veremez; çelişkileri gidermekle yükümlüdür.

Sonuç

Özetle; mahkemeler bilirkişi raporuna kanunen mutlak olarak bağlı değildir. Ancak hakim, teknik bilgi gerektiren tıbbi konularda raporu göz ardı edecekse bunu bilimsel ve hukuki olarak çürüten gerekçelere veya yeni bir bilirkişi raporuna dayandırmak zorundadır. Dolayısıyla, aleyhinize olan bir bilirkişi raporu davanın kesin olarak kaybedildiği anlamına gelmeyeceği gibi, lehinize olan bir rapor da davanın kazanıldığını garanti etmez. Tıbbi malpraktis süreçlerinde teknik ve hukuki takibin titizlikle yürütülmesi hak kayıplarını engellemektedir.

Sağlık hukuku bilirkişi raporu mahkeme kararı
Anahtar Kelime : bilirkişi raporu mahkeme

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız