Tıbbi malpraktis (tıbbi uygulama hatası) davaları, hem hukuki hem de teknik anlamda son derece karmaşık süreçlerdir. Bu tür uyuşmazlıklarda mahkemeler, uyuşmazlığın çözümü için tıbbi bilgiye ihtiyaç duyar. Tıbbi müdahalenin tıp biliminin genel kabul görmüş kurallarına, standartlarına ve özen borcuna uygun yapılıp yapılmadığını tespit etmek amacıyla bilirkişi incelemesine başvurulmaktadır. Ancak bu noktada kritik bir soru ortaya çıkar: Bilirkişi hekimin uzmanlık alanı neden bu kadar önemlidir? Hukuki süreçlerin adil, nesnel ve hukuka uygun yürütülebilmesi için bilirkişi heyetinin veya hekimin, uyuşmazlığa konu tıbbi branş ile doğrudan örtüşmesi bir zorunluluktur.
Hukuki Süreçte Bilirkişi İncelemesi ve Uzmanlık İlkesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 266. maddesi uyarınca, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde mahkeme bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Tıbbi malpraktis iddialarında, hekimin sadakat ve özen borcunu (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 506) yerine getirip getirmediğinin tespiti tamamen tıbbi bir uzmanlık gerektirir.
Tıp bilimi, bünyesinde çok sayıda alt uzmanlık ve yan dal barındıran geniş bir alandır. Bir beyin cerrahisi operasyonunda yaşanan komplikasyonun veya uygulama hatasının bir genel cerrah ya da dahiliye uzmanı tarafından değerlendirilmesi, bilimsellik ve objektiflik ilkeleriyle bağdaşmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere; uyuşmazlık konusu tıbbi işlemin yapıldığı branşta uzmanlaşmış hekimlerden rapor alınması zorunludur. Yanlış veya ilgisiz uzmanlık alanına sahip bir hekim tarafından düzenlenen rapor, hukuki açıdan hükme esas alınamaz.
Yetersiz veya Yanlış Uzmanlık Raporlarının Hukuki Sonuçları
Tıbbi uyuşmazlıklarda uzmanlık alanına uygun olmayan bilirkişi heyetlerinden alınan raporlar, yargılama sürecinde ciddi usuli ihlallere ve adalet kayıplarına yol açmaktadır. Yargıtay kararlarında, olayın gerçekleştiği branş dışındaki uzmanlarca verilen görüşler “eksik inceleme” kapsamında değerlendirilmekte ve bozma nedeni sayılmaktadır.
- Eksik İnceleme Nedeniyle Bozma: Mahkemenin, olayın uzmanı olmayan bir hekimin raporuna dayanarak karar vermesi halinde, üst mahkeme (Yargıtay) kararı usulden bozmaktadır. Bu durum yargılamanın uzamasına ve tarafların hak kaybına uğramasına neden olur.
- Adil Yargılanma Hakkının İhlali: Tarafların iddia ve savunmalarını bilimsel verilere uygun şekilde sunabilmesi için raporun ilgili branş uzmanınca hazırlanması gerekir. Aksi durum, Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkını zedeler.
- Çelişkili Raporlar ve Denetim Sorunu: Branş dışı hekimlerin hazırladığı raporlar, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili bilim kurullarının raporlarıyla çelişebilir. Bu çelişkiler giderilmeden karar tesis edilmesi hukuki güvenilirliği ortadan kaldırır.
Hastalar ve Hekimler Açısından Uzmanlık Uyumunun Önemi
Bilirkişi hekimin doğru uzmanlık alanından seçilmesi, davanın her iki tarafı için de hayati öneme sahiptir:
Hastalar Açısından (Adil Tazminat ve Hak Arama Hürriyeti): Zarara uğradığını iddia eden hasta, yaşadığı tıbbi olumsuzluğun gerçek bir malpraktis mi yoksa öngörülebilir bir komplikasyon mu olduğunu ancak ilgili branş uzmanının objektif değerlendirmesiyle kanıtlayabilir. Yanlış branş incelemesi, haklı olan hastanın davasının reddedilmesine yol açabilir.
Hekimler Açısından (Mesleki Savunma ve Tıbbi Standartlar): Tıbbi müdahalede bulunan hekim, mesleki standartlara ve dönemin tıp verilerine uygun hareket ettiğini savunurken, kendi branşındaki uygulamaları en iyi bilen meslektaşlarının değerlendirmesine ihtiyaç duyar. Farklı bir branştaki hekimin, o branşa özgü incelikleri ve acil durum protokollerini tam olarak takdir edememesi, kusursuz olan bir hekimin haksız yere tazminata mahkûm edilme riskini doğurur.
Sonuç
Sağlık hukukunda adaletin tecellisi, maddi gerçeğin bilimsel kurallara uygun olarak ortaya çıkarılmasına bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde yürütülen malpraktis davalarında, bilirkişi hekimin ilgili tıp alanında uzman olması yasal ve bilimsel bir gerekliliktir. Yargıtay’ın müstekar içtihatları doğrultusunda, somut olayın niteliğine uygun branş uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetlerinin raporları doğrultusunda hüküm kurulması, hem hasta hem de hekim haklarının korunmasının en temel güvencesidir.

Anahtar Kelime : hekim uzmanlik alani

