Acil servislerde ve poliklinik muayenelerinde en sık karşılaşılan tıbbi teşhis hatalarından biri, kırık tanısının atlanması veya gecikmesidir. Travma sonrası başvuran hastalarda fiziki muayenenin yetersiz yapılması, gerekli radyolojik görüntülemelerin (X-ray, BT, MR) istenmemesi ya da çekilen grafilerin yanlış yorumlanması, telafisi güç sağlık sorunlarına yol açabilir. Sağlık hukuku perspektifinden bakıldığında, kırık tanısının atlanması basit bir teşhis yanılması olarak değil, hekimin özen borcunu ihlal etmesi sonucunda doğan bir tıbbi malpraktis (hekim hatası) vakası olarak değerlendirilmektedir.
Tıbbi Teşhis Sürecinde Hekimin Özen Borcu
Hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki, özel hastanelerde ve serbest muayenehanelerde genellikle vekalet sözleşmesine; kamu hastanelerinde ise kamu hukuku ilişkisine dayanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca hekim, tıp biliminin gerektirdiği tüm özeni göstermekle mükelleftir. Hekimden beklenen, en hafif kusurundan dahi sorumlu tutulacağı yüksek bir özen yükümlülüğüdür.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ve ilgili tıbbi deontoloji mevzuatı çerçevesinde hekim, hastanın şikayetlerini eksiksiz dinlemek, gerekli fiziksel muayeneyi yapmak ve şüphe durumunda uygun radyolojik tetkiklere başvurmak zorundadır. Kırık şüphesi uyandıran durumlar karşısında gerekli tetkikleri istememek veya çekilen filmleri dikkatsizce inceleyerek kırığı gözden kaçırmak, hekimin özen borcunun açık bir ihlalini oluşturur.
Kırık Tanısının Atlanmasının Hukuki Sonuçları
Tanının gecikmesi veya atlanması sebebiyle kırık bölgesinde kaynamama, yanlış kaynamama, doku harabiyeti, fonksiyon kaybı ve kalıcı sakatlık gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu durum hekim, sağlık kuruluşu ve hasta açısından çeşitli hukuki sonuçlar doğurmaktadır:
1. Tazminat Sorumluluğu (Hukuk ve İdare Davaları)
- Maddi Tazminat: Türk Borçlar Kanunu m. 49 ve m. 53 hükümleri uyarınca, yanlış veya eksik teşhis nedeniyle hastanın yapmak zorunda kaldığı ek tedavi masrafları, çalışma gücünün azalmasından doğan zararlar ve kazanç kayıpları tazmin ettirilir.
- Manevi Tazminat: TBK m. 56 uyarınca, tanı hatası sebebiyle bedensel bütünlüğü ihlal edilen ve ağır bedensel veya ruhsal acı çeken hastaya manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir.
- Hizmet Kusuru ve Tam Yargı Davası: Olayın bir kamu hastanesinde meydana gelmesi halinde durum, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında “hizmet kusuru” olarak nitelendirilir. Hasta doğrudan idareye (Sağlık Bakanlığı veya Üniversite) karşı İdare Mahkemesinde tam yargı davası açar. İdare, ödediği tazminatı kusurlu hekime rücu edebilir.
2. Ceza Sorumluluğu
Kırık tanısının atlanması neticesinde hastanın organlarından birinin işlevinin zayıflaması veya kaybolması, iyileşme sürecinin uzaması gibi durumlar ortaya çıktığında, Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçu gündeme gelebilir. Hekimin gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek öngörülebilir bir sonucu öngörememesi, ceza sorumluluğunu doğurur.
Yargıtay İçtihatları Işığında İlliyet Bağı ve Adli Tıp İncelemesi
Sağlık hukukunda bir sorumluluktan bahsedebilmek için sadece hekimin kusurlu davranışı değil, bu kusurlu davranış ile meydana gelen zarar arasında doğrudan bir illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, her tanı gecikmesi doğrudan tazminat yükümlülüğü doğurmaz; gecikmenin hastanın mevcut durumunu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı ve zamanında müdahale edilseydi sonucun değişip değişmeyeceği ayrıntılıca araştırılır.
Bu bağlamda yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumu veya alanında uzman bilirkişi heyetlerinden rapor alınarak şu hususlar netleştirilir:
- Atlanan kırık, standart tıbbi uygulama ve mevcut teknik imkanlarla tespiti mümkün olan bir kırık mıdır?
- Tanı hatası olmasaydı hastada gelişen sakatlık veya fonksiyon kaybı önlenebilir miydi?
- Gelişen olumsuz tablo, teşhis hatasından mı yoksa travmanın kendi doğasından kaynaklanan önlenemez bir komplikasyondan mı ibarettir?
Sonuç
Kırık tanısının atlanması, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ve telafisi zor bedensel zararlara yol açabilen ciddi bir tıbbi malpraktis türüdür. Hekimlerin tıbbi standartlara uyması ve şüpheli vakalarda gerekli tetkiklere başvurması yasal bir zorunlulukken; hak kaybına uğrayan hastaların da hukuki süreçleri uzman bir sağlık hukuku avukatı aracılığıyla takip etmesi, haklarının eksiksiz temini açısından kritik önem taşır.

Anahtar Kelime : kirik tanisi atlanmasi

