Sinir Yaralanmasında Ortopedi Hekiminin Sorumluluğu

Sinir yaralanması ve ortopedi muayenesi sinir yaralanmasi ortopedi sorumluluk

Ortopedik cerrahi müdahaleler, kas-iskelet sistemindeki rahatsızlıkların tedavisinde hayati bir rol oynamakla birlikte, yapısı gereği yüksek risk barındıran tıbbi işlemlerdir. Bu işlemler sırasında veya sonrasında gelişebilen en ciddi istenmeyen durumlardan biri ise sinir yaralanmalarıdır. Sinir hasarları; hastada kalıcı his veya hareket kaybına, kronik ağrıya ve yaşam kalitesinin ciddi oranda düşmesine yol açabilir. Böyle bir durumda ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklarda, ortopedi uzmanının hukuki sorumluluğunun sınırlarını belirlemek hem hastalar hem de hekimler açısından büyük önem taşır.

Tıbbi Hata (Malpraktis) ve Komplikasyon Ayrımı

Hukuk sistemimizde hekimin sorumluluğunun tespiti yapılırken ilk ve en kritik adım, meydana gelen sinir yaralanmasının bir tıbbi hata (malpraktis) mı yoksa öngörülebilir bir komplikasyon mu olduğunun ayrıştırılmasıdır.

  • Komplikasyon: Tıbbın gereklerine, standartlarına ve hekimin gerekli tüm özeni göstermesine rağmen, müdahalenin doğası gereği ortaya çıkabilen, önlenmesi her zaman mümkün olmayan istenmeyen sonuçlardır.
  • Tıbbi Hata (Malpraktis): Hekimin bilgi, beceri veya özen eksikliği; tıp biliminin kabul edilen standartlarına aykırı davranması veya gerekli dikkati göstermemesi sonucu meydana gelen zararlardır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da sıklıkla vurgulandığı üzere, tıp biliminin standartlarına uygun olarak gerçekleştirilen bir ameliyat sırasında gelişen ve zamanında fark edilip standartlara uygun şekilde yönetilen bir sinir yaralanması kural olarak komplikasyon kabul edilir ve hekimin hukuki sorumluluğunu doğurmaz. Ancak riskin hekim tarafından bilindiği halde gerekli tedbirlerin alınmaması veya standart dışı cerrahi teknik kullanılması durumu malpraktis olarak nitelendirilir.

Ortopedi Hekiminin Özen Borcu ve Hukuki Niteliği

Özel hastanelerde veya serbest muayenehanelerde gerçekleştirilen hekim-hasta ilişkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında genel olarak vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesi uyarınca hekim, üstlendiği vekalet görevini yerine getirirken sadakat ve özen göstermekle yükümlüdür.

Hekimin özen borcu, en hafif kusurundan dahi sorumlu tutulmasını gerektirir. Ortopedi uzmanı, ameliyat öncesinde (preoperatif), ameliyat anında (intraoperatif) ve ameliyat sonrasında (postoperatif) tıp biliminin ulaştığı seviyenin gerektirdiği tüm özeni göstermek zorundadır. Kamu hastanelerinde gerçekleşen operasyonlarda ise idari yargıda idarenin hizmet kusuru çerçevesinde tam yargı davası gündeme gelmektedir.

Aydınlatılmış Onamın Hayati Önemi

Hukuken bir komplikasyonun hekimi sorumluluktan kurtarabilmesi için en temel şart, hastadan usulüne uygun bir aydınlatılmış onam alınmış olmasıdır. Sağlık mevzuatımız uyarınca hekim, ameliyat öncesinde hastaya;

  • Uygulanacak cerrahi yöntemi ve alternatif tedavi seçeneklerini,
  • Müdahale sırasında oluşabilecek sinir yaralanması gibi olası riskleri,
  • Bu risklerin gerçekleşmesi halinde izlenecek tedavi sürecini

anlaşılır bir dille anlatmak ve onayını almak zorundadır. Yargıtay kararlarına yön veren temel ilke uyarınca, sinir yaralanması tıpen bir komplikasyon olsa dahi, hasta bu risk konusunda önceden bilgilendirilmemişse veya verilen onam matbu bir formdan ibaret kalıp aydınlatma yükümlülüğü tam olarak ifa edilmemişse, ortaya çıkan zarardan hekim sorumlu tutulabilmektedir.

Ameliyat Sonrası Takip ve Erken Müdahale Sorumluluğu

Ortopedik cerrahide sinir yaralanması meydana geldiğinde hekimin sorumluluğu sadece ameliyat masası ile sınırlı değildir. Ameliyat sonrasında gelişen nörolojik bulguların (düşük ayak, duyu kaybı, motor fonksiyon bozukluğu vb.) zamanında teşhis edilmesi, hekimin takip sorumluluğunun bir parçasıdır.

Ameliyat sonrası süreçte sinir basısı veya yaralanması şüphesi doğduğunda, hekimin gerekli tetkikleri (EMG, görüntüleme yöntemleri vb.) gecikmeksizin istemesi ve gerektiğinde derhal revizyon cerrahisi veya nöroşirürji/nöroloji konsültasyonu sağlaması gerekir. Komplikasyonun zamanında teşhis edilmemesi veya takipte geç kalınması, başlı başına bir tıbbi hata teşkil edebilir.

Sonuç

Sinir yaralanmalarında ortopedi hekiminin sorumluluğu değerlendirilirken; cerrahi standartlara uyulup uyulmadığı, aydınlatılmış onamın varlığı ve ameliyat sonrası takibin yeterliliği bir bütün olarak ele alınır. Hastalar açısından hak kaybı yaşanmaması, hekimler açısından ise haksız ithamlarla karşılaşılmaması için hukuki uyuşmazlıklarda adli tıp ve sağlık hukuku alanında uzman bilirkişi incelemeleri belirleyici rol oynamaktadır.

Sinir yaralanması ve ortopedi muayenesi
Anahtar Kelime : sinir yaralanmasi ortopedi sorumluluk

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız