Sağlık Turizminde Malpraktis Davaları Hangi Ülkede Açılır?

Sağlık turizminde malpraktis davası malpraktis davalari

Türkiye, son yıllarda sunduğu kaliteli sağlık hizmetleri ve uzman hekim kadrosuyla dünya genelinde sağlık turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Ancak, her tıbbi müdahalede olduğu gibi sağlık turizmi kapsamında gerçekleştirilen operasyonlarda da tıbbi uygulama hataları (malpraktis) veya arzu edilmeyen komplikasyonlar yaşanabilmektedir. Yabancı veya yurt dışında ikamet eden hastaların Türkiye’de gördükleri tedavi sonrasında malpraktis iddiasıyla hukuki yollara başvurmak istemesi durumunda akla gelen ilk ve en kritik soru şudur: Sağlık turizminde malpraktis davaları hangi ülkede açılır?

Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi

Milletlerarası unsur taşıyan hukuki uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin ve uygulanacak hukukun tespiti, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümlerine göre yapılmaktadır. MÖHUK m. 40 uyarınca, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirler.

Sağlık turizmi kapsamında gerçekleştirilen operasyon ve tedaviler Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştiğinden, uyuşmazlığın meydana geldiği yer Türkiye’dir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) genel yetki kuralları gereğince; haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya davalının (hekim veya hastanenin) yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki Türk mahkemeleri kesin olarak yetkilidir.

Hukuki Niteliğe Göre Uygulanacak Hukuk ve Görevli Mahkeme

Malpraktis iddialarına dayalı davalarda uygulanacak hukuk ve görevli mahkeme, hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre şekillenmektedir:

  • Vekalet Sözleşmesi: Teşhis ve tedaviye yönelik tıbbi müdahaleler genel olarak TBK m. 502 ve devamı kapsamında vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, hekim tedavi sürecinde gerekli özen ve dikkat borcunu ifa etmekle yükümlüdür.
  • Eser Sözleşmesi: Estetik ameliyatlar ve protez uygulamaları gibi belirli bir sonucun taahhüt edildiği tıbbi müdahaleler ise TBK m. 470 uyarınca eser sözleşmesi niteliğindedir.
  • Tüketici Hukuku Kapsamı: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince, özel hastaneler veya serbest hekimler ile hastalar arasındaki sözleşmeler tüketici işlemi sayılır. Bu nedenle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir.

Hastanın Kendi Ülkesinde Dava Açması Durumu ve Tanıma-Tenfiz

Yabancı hastalar zaman zaman kendi ikamet ettikleri ülkelerin mahkemelerinde dava açmayı tercih edebilmektedir. Ancak, yabancı bir ülke mahkemesinden alınan tazminat kararının Türkiye’deki hekim veya hastaneye karşı uygulanabilmesi (icra olunabilmesi) için Türkiye’de tanıma ve tenfiz davası açılması şarttır.

MÖHUK m. 50 ve devamı hükümleri uyarınca; yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir husus bulunmaması, kararın kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve iki ülke arasında karşılıklılık (mükarrebet) ilkesinin bulunması gerekir. Fiilin Türkiye’de gerçekleşmiş olması sebebiyle, yurt dışından alınan kararların Türkiye’de tenfizi ciddi hukuki engellerle karşılaşabilir. Bu nedenle doğrudan Türkiye’de dava açılması, sürecin hızı ve hukuki güvence açısından en efektif yoldur.

Sağlık Turizminde Malpraktis Davalarında Hukuki Süreç

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, tıbbi malpraktis davalarında kusur tespiti için Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından uzman bilirkişi heyeti raporu alınması zorunludur. Zarara uğradığını iddia eden yabancı hastanın, hukuki sürecin yürütülmesinde Türkiye’deki uzman bir sağlık hukuku avukatı aracılığıyla hareket etmesi hak kayıplarını önleyecektir.

Sonuç

Özetle; sağlık turizmi çerçevesinde Türkiye’de gerçekleştirilen tıbbi müdahalelerden doğan malpraktis ve tazminat davalarında yetkili ve görevli mahkemeler Türk Tüketici Mahkemeleridir. Davada uygulanacak hukuk ise Türk borçlar ve tüketici mevzuatıdır. Yabancı ülkelerde açılan davaların icra edilebilirliği son derece zor olduğundan, uyuşmazlıkların doğrudan Türkiye’deki yargı mercilerine taşınması hem hastalar hem de sağlık kuruluşları açısından hukuki öngörülebilirlik sağlar.

Sağlık turizminde malpraktis davası
Anahtar Kelime : malpraktis davalari

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız