Yirmilik Diş Çekimi Sonrası Sinir Hasarında Hastanın Hakları

Diş çekimi sonrası sinir hasarı hukuki haklar sinir hasari haklari

Yirmilik diş çekimi, ağız, çene ve diş cerrahisinde en sık uygulanan operasyonlardan biridir. Ancak bu işlem, çene yapısının anatomik özellikleri nedeniyle birtakım ciddi riskleri de beraberinde getirir. Bu risklerin başında, “nervus alveolaris inferior” (alt çene siniri) veya “nervus lingualis” (dil siniri) hasarları gelmektedir. Diş çekimi sonrasında hastada meydana gelen kalıcı veya geçici his kaybı, uyuşukluk, yanma ve tat alma bozuklukları, hem tıbbi hem de hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Bu yazıda, yirmilik diş çekimi sonrası sinir hasarı vakalarında hastanın yasal hakları ve hekimin hukuki sorumluluğu, Türk borçlar hukuku ve idare hukuku prensipleri çerçevesinde ele alınmaktadır.

Tıbbi Hata (Malpraktis) ile Komplikasyon Ayrımı

Sağlık hukuku uyuşmazlıklarında çözülmesi gereken ilk ve en önemli mesele, meydana gelen zararın bir tıbbi uygulama hatası (malpraktis) mı yoksa öngörülebilir bir risk (komplikasyon) mi olduğunun tespitidir. Komplikasyon; tıbbi müdahale sırasında her türlü tedbir alınmasına rağmen ortaya çıkabilen, tıp bilimince kabul edilebilir risklerdir. Malpraktis ise hekimin bilgi eksikliği, deneyimsizliği, ilgisizliği veya özensizliği nedeniyle standart tedavi protokollerine uymaması sonucu hastanın zarar görmesidir.

Yirmilik dişin kök yapısının sinir kanallarına yakın olması nedeniyle diş çekimi esnasında sinir hasarı meydana gelmesi tıbbi açıdan bir komplikasyon olarak değerlendirilebilir. Ancak cerrahi işlem öncesinde gerekli radyolojik tetkiklerin (panoramik röntgen veya dental tomografi) yapılmaması, cerrahi esnasında aşırı kuvvet kullanılması veya anatomiye uygun olmayan tekniklerin tercih edilmesi durumu doğrudan malpraktis kapsamına sokar. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir riskin komplikasyon olarak kabul edilebilmesi için hekimin komplikasyonu önlemeye yönelik tüm tedbirleri almış olması ve komplikasyon oluştuktan sonra da süreci doğru yönetmiş (komplikasyon yönetimi) olması şarttır.

Aydınlatılmış Onam Yükümlülüğünün İhlali

Hasta Hakları Yönetmeliği ve Türk Borçlar Kanunu uyarınca, her tıbbi müdahaleden önce hastanın olası riskler hakkında detaylıca bilgilendirilmesi ve rızasının alınması gerekir. Bu yükümlülük hukukta “aydınlatılmış onam” olarak adlandırılmaktadır. Diş çekimi öncesinde, operasyonun sinir hasarına yol açabileceği riski hastaya açıkça anlatılmalı ve bu durum yazılı bir onam formuyla kayıt altına alınmalıdır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihat prensiplerine göre, aydınlatılmış onamın usulüne uygun şekilde alındığını ispat yükü hekime ve sağlık kuruluşuna aittir. Eğer hastaya sinir hasarı riski bildirilmemişse, operasyon tıp kurallarına tamamen uygun yapılmış ve hasar tıbbi bir komplikasyon olarak ortaya çıkmış olsa dahi, hekimin hukuki sorumluluğu doğacaktır. Çünkü rızası sakatlanmış olan hasta, bilmediği bir riski üstlenmiş sayılamaz.

Hastanın Hakları ve Talep Edebileceği Tazminatlar

Sinir hasarı neticesinde mağduriyet yaşayan hastaların, uğradıkları zararların giderilmesini talep etme hakkı bulunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49 kapsamında haksız fiil sorumluluğu veya TBK m. 112 kapsamında sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Hastalar şu kalemleri talep edebilir:

  • Maddi Tazminat: Sinir hasarının tedavisi için yapılan tüm ek tedavi masrafları, ilaç giderleri ve bu süreçteki yol masrafları talep edilebilir. Ayrıca kalıcı his kaybı veya maluliyet oluşması durumunda, kişinin çalışma gücü kaybından doğan kazanç kayıpları hesaplanarak maddi tazminat olarak hükmedilir.
  • Manevi Tazminat: Yaşanılan uyuşukluk, tat alamama veya konuşma güçlüğü gibi durumların yarattığı psikolojik çöküntü, elem ve ıstırabın hafifletilmesi amacıyla mahkemece uygun bir manevi tazminata hükmedilir.

Hukuki Süreç Nasıl Yürütülmelidir?

Hukuki başvurunun yapılacağı merci, diş çekiminin gerçekleştirildiği sağlık kuruluşunun niteliğine göre belirlenir. Operasyon özel bir diş kliniğinde veya özel bir hastanede yapılmışsa, uyuşmazlık Tüketici Mahkemesi’nde dava konusu edilir. Eğer müdahale bir kamu üniversitesi veya devlet hastanesinde yapılmışsa, Anayasa’nın 129/5 maddesi gereğince doğrudan hekime dava açılamaz; idare aleyhine İdare Mahkemesinde “tam yargı davası” açılması gerekmektedir.

Dava sürecinde kusur durumu, hastanın maluliyet oranı ve illiyet bağı (zarar ile müdahale arasındaki bağ), Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından alınacak bilirkişi raporları ile kesinleştirilir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi adına, sürecin tıp ve sağlık hukuku alanında uzman hukukçular eşliğinde yürütülmesi önem taşımaktadır.

Diş çekimi sonrası sinir hasarı hukuki haklar
Anahtar Kelime : sinir hasari haklari

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız