Malpraktis Nedir? Tıbbi Uygulama Hatasının Hukuki Şartları

Tıbbi uygulama hatası hukuki şartları tibbi uygulama hatasi

Tıp bilimi ve teknolojisindeki hızlı gelişmeler, teşhis ve tedavi yöntemlerinin çeşitlenmesini sağlarken, tıbbi müdahalelerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkları da beraberinde getirmektedir. Hem hekimlerin mesleki güvencelerini korumak hem de hastaların haklarını güvence altına almak adına, tıp hukukunun en temel kavramlarından biri olan “malpraktis” konusunu doğru anlamak büyük önem taşımaktadır. Tıbbi uygulama hatası olarak da adlandırılan malpraktis, tıp çalışanlarının tedavi sürecinde standartlara aykırı davranması neticesinde ortaya çıkan hukuki sorumluluğu ifade eder.

Malpraktis (Tıbbi Uygulama Hatası) Nedir?

Dünya Tabipler Birliği ve ulusal mevzuatımız çerçevesinde malpraktis; hekimin veya sağlık çalışanının tedaviyi uygularken bilgisizliği, deneyimsizliği ya da ilgisizliği nedeniyle hastaya standart dışı veya kusurlu bir bakım uygulaması ve bunun sonucunda hastanın zarar görmesidir. Tıbbi uygulama hataları; teşhis aşamasında (yanlış teşhis konulması veya teşhiste gecikilmesi), tedavi aşamasında (yanlış ilaç veya doz kullanımı, hatalı cerrahi müdahale uygulanması) ya da bakım/takip aşamasında (operasyon sonrası hastanın gerekli takibinin yapılmaması) meydana gelebilir.

Burada en kritik ayrım, komplikasyon ile malpraktis arasındaki farktır. Komplikasyon, tıbbi müdahalenin doğasında var olan, her türlü tedbir alınmasına rağmen önlenemeyen istenmeyen durumlardır (izin verilen risk). Malpraktis ise hekimin mesleki standartlara ve özen borcuna aykırı davranması durumudur. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hekim komplikasyonu zamanında fark edip yönetemezse veya komplikasyon sürecinde ihmalkar davranırsa, bu durum da artık bir malpraktis vakasına dönüşmektedir.

Tıbbi Uygulama Hatasının Hukuki Şartları Nelerdir?

Bir tıbbi müdahalenin hukuki anlamda malpraktis olarak kabul edilmesi ve hekimin ya da sağlık kuruluşunun tazminat sorumluluğunun doğması için belirli şartların bir arada bulunması gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) haksız fiil (TBK m. 49) ve sözleşmeye aykırılık (TBK m. 112) hükümlerine dayanan bu şartlar şunlardır:

1. Hukuka Aykırı Bir Fiilin Varlığı

Hekimin gerçekleştirdiği tıbbi müdahalenin tıp bilimi kurallarına, mesleki standartlara veya mevzuata aykırı olması gerekir. Endikasyon (tıbbi gereklilik) bulunmayan bir müdahale veya hastanın rızası alınmadan yapılan işlemler de hukuka aykırılık teşkil eder.

2. Kusur (Özen Borcuna Aykırılık)

Hekimin tıbbi müdahale sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması gerekir. Yargıtay kararlarında sıklıkla belirtildiği üzere, hekim hastasının hayatını ve sağlığını korumak için tıp biliminin gerektirdiği en yüksek özeni göstermekle yükümlüdür. Hafif kusur dahi sorumluluğu doğurmak için yeterlidir.

3. Zararın Meydana Gelmesi

Hatalı tıbbi müdahale sonucunda hastada bedensel veya ruhsal bir zararın ortaya çıkmış olması şarttır. Ölüm, geçici veya kalıcı sakatlık, organ kaybı, hastalığın ağırlaşması ya da tedavi süresinin uzaması gibi durumlar hukuken tazmin edilmesi gereken maddi ve manevi zararları oluşturur.

4. İlliyet Bağı (Nedensellik İlişkisi)

Tıbbi malpraktis davalarının en önemli ve tespiti en zor şartı illiyet bağıdır. Ortaya çıkan zarar ile hekimin kusurlu eylemi arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Zararın hekimin eyleminden değil, hastanın mevcut kronik rahatsızlığından veya öngörülemeyen bir komplikasyondan kaynaklandığı durumlarda hekim sorumlu tutulamaz.

Aydınlatılmış Onamın Önemi

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında üzerinde en çok durulan hususlardan biri de “aydınlatılmış onam” yükümlülüğüdür. Hekim, uygulayacağı tedavinin risklerini, olası komplikasyonlarını ve alternatif tedavi yöntemlerini hastaya anlayabileceği bir dille açıklamak ve rızasını almak zorundadır. Usulüne uygun bir aydınlatılmış onamın alınmamış olması, yapılan tıbbi müdahale başarılı geçse dahi hekimin hukuki sorumluluğunu doğurabilmektedir. Ancak acil durumlarda ve hastanın bilincinin kapalı olduğu hallerde bu kuralın istisnaları mevcuttur.

Sonuç

Tıbbi uygulama hataları (malpraktis), hem hastaların yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü hem de hekimlerin mesleki itibarı açısından son derece hassas bir konudur. Bir uyuşmazlığın malpraktis mi yoksa komplikasyon mu olduğunun tespiti; tıp biliminin güncel verileri, Adli Tıp Kurumu raporları ve Yargıtay’ın yerleşik içtihat standartları çerçevesinde titizlikle incelenmektedir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi adına hem hekimlerin hem de hastaların süreci sağlık hukuku alanında uzman bir avukat aracılığıyla takip etmesi önem arz etmektedir.

Tıbbi uygulama hatası hukuki şartları
Anahtar Kelime : tibbi uygulama hatasi

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız