Akıllı lens olarak bilinen trifokal göz içi mercekleri, katarakt ameliyatları veya kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu lensler, hastaların uzak, orta ve yakın mesafede gözlüksüz net bir görüşe kavuşmasını hedefler. Ancak her tıbbi müdahalede olduğu gibi, akıllı lens ameliyatları da belirli riskler taşır ve operasyon sonrası istenmeyen sonuçlar, özellikle de görme kaybı yaşanması, hukuki sorumlulukları gündeme getirebilir.
Akıllı Lens Ameliyatları ve Komplikasyon Ayrımı
Her tıbbi müdahalenin doğasında belirli bir risk faktörü bulunur. Tıp biliminin güncel standartlarına ve tüm özen yükümlülüğüne uyulmasına rağmen ortaya çıkabilen ve öngörülemeyen olumsuz sonuçlara “komplikasyon” denir. Hekim, kural olarak, usulüne uygun gerçekleştirdiği bir ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlardan sorumlu tutulmaz. Ancak, standart tıbbi uygulamanın yapılmaması, beceri eksikliği veya ihmal sonucu hastanın zarar görmesi durumu “tıbbi uygulama hatası” (malpraktis) olarak tanımlanır ve hekimin hukuki sorumluluğunu doğurur. Akıllı lens ameliyatı sonrası yaşanan görme kaybının komplikasyon mu yoksa tıbbi uygulama hatası mı olduğunun tespiti, açılacak davaların temelini oluşturur. Bu ayrım, genellikle Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinden alınan bilirkişi raporları ile netleştirilir.
Hekimin Aydınlatma Yükümlülüğü ve Aydınlatılmış Onam
Hastanın vücut bütünlüğü, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir haktır. Bu hakka yönelik her türlü tıbbi müdahale, hastanın özgür iradesiyle verdiği rızaya dayanmak zorundadır. Rızanın hukuken geçerli olabilmesi için ise hastanın, hekim tarafından yeterli düzeyde bilgilendirilmiş olması şarttır. Bu bilgilendirme yükümlülüğüne “aydınlatma yükümlülüğü” denir.
Hekim, akıllı lens ameliyatı öncesinde hastasına;
- Ameliyatın gerekliliği, kapsamı ve nasıl yapılacağı,
- Kullanılacak lensin özellikleri, avantajları ve dezavantajları,
- Ameliyatın başarı şansı ve olası riskleri (görme kaybı, ışık hassasiyeti, gece görüş problemleri gibi),
- Alternatif tedavi yöntemleri ve bu yöntemlerin potansiyel sonuçları,
- Ameliyat sonrası iyileşme süreci ve dikkat edilmesi gerekenler
gibi konularda anlayabileceği bir dilde ve detaylı olarak bilgi vermekle yükümlüdür. Bu aydınlatma yapıldıktan sonra hastadan alınan yazılı veya sözlü rıza ise “aydınlatılmış onam” olarak adlandırılır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, aydınlatma yükümlülüğünün usulüne uygun şekilde yerine getirildiğinin ispatı hekime aittir.
Görme Kaybı Sonrası Hukuki Süreç
Akıllı lens ameliyatı sonrası görme kaybı yaşayan bir hasta, hekimin bir tıbbi uygulama hatası yaptığını veya aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiğini düşünüyorsa hukuki yollara başvurabilir. Süreç genellikle bir tazminat davası şeklinde ilerler. Bu davalarda hasta, ameliyat nedeniyle uğradığı maddi (tedavi masrafları, kazanç kaybı vb.) ve manevi (yaşanan acı, elem ve üzüntü) zararların karşılanmasını talep edebilir.
Dava sürecinde mahkeme, öncelikle hekimin kusurlu olup olmadığını değerlendirir. Bu değerlendirme, tıbbi kayıtlar, tanık beyanları ve özellikle de uzman bilirkişi raporları ışığında yapılır. Bilirkişi raporu, yapılan müdahalenin tıp biliminin gereklerine uygun olup olmadığını, yaşanan görme kaybının öngörülebilir bir komplikasyon mu yoksa bir hekim hatası mı olduğunu ve hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yeterince yerine getirip getirmediğini analiz eder. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, hekimin özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya hastayı olası riskler hakkında yeterince bilgilendirmemesi, tazminat sorumluluğunun doğması için yeterli kabul edilebilmektedir.
Önemli Not: Bu makale, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki bir tavsiye niteliği taşımaz. Akıllı lens ameliyatı sonrası yaşanan olumsuz bir sonuçla ilgili olarak, bir sağlık hukuku avukatından profesyonel destek alınması önemle tavsiye edilir.
“`

Anahtar Kelime : sağlık hukuku

