Aşırı İş Yükü Hekimin Kusur Değerlendirmesini Etkiler mi?

Aşırı iş yükü altında doktor aşırı iş yükü hekim

Sağlık sektöründe çalışan hekimlerin karşı karşıya kaldığı en büyük zorluklardan biri aşırı iş yükü ve yoğun çalışma temposudur. Gün içinde bakılan hasta sayısının yüksekliği, nöbet sürelerinin uzunluğu ve yetersiz dinlenme zamanları, hekimlerin zihinsel ve fiziksel sınırlarını zorlayabilmektedir. Peki, bu denli yoğun bir çalışma ortamında meydana gelen tıbbi hatalarda (malpraktis), hekimin kusur sorumluluğu değerlendirilirken aşırı iş yükü bir mazeret veya kusuru hafifletici bir sebep olarak dikkate alınır mı? Bu sorunun yanıtı, hem hastaların nitelikli tıbbi bakım alma hakkı hem de hekimlerin hukuki güvencesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Hekimin Özen Borcu ve Hukuki Temelleri

Türk hukuk sisteminde hekim ile hasta arasındaki ilişki, özel hastaneler ve özel muayenehaneler bakımından genel olarak vekalet sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 506. maddesi uyarınca vekil, üstlendiği işi basiretli bir vekil gibi özenle yürütmekle yükümlüdür. Sağlık hukuku uygulamasında hekimin bu özen borcu oldukça yüksek bir standartta tutulmuştur. Tıbbi müdahalede bulunan bir hekim, tıp biliminin gerektirdiği mesleki tecrübe, dikkat ve özeni eksiksiz göstermek zorundadır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da sıklıkla vurgulandığı üzere, hekim hastasına karşı en hafif kusurundan dahi sorumludur. Tıbbi standartlara ve mesleki kurallara aykırı olan her türlü eylem veya ihmal, şartları oluştuğunda hekimin hukuki ve cezai sorumluluğunu doğurabilmektedir.

Aşırı İş Yükü Tıbbi Hatanın Mazereti Sayılır mı?

Temel hukuki ilkeler açısından bakıldığında, aşırı iş yükü, hasta yoğunluğu veya yorgunluk tek başına hekimin kusurunu ortadan kaldıran mutlak bir hukuki sebep sayılmaz. Hukuk düzeni, hastanın yaşam, beden ve ruh sağlığı bütünlüğünü korumayı esas alır. Bu doğrultuda, hekimin hastaya uyguladığı teşhis, tedavi veya takip sürecindeki bir ihmal veya tıbbi hata, “o gün çok fazla hasta baktım” gerekçesiyle tamamen kusursuz ilan edilemez.

Ancak bu durum, aşırı iş yükünün hukuken tamamen görmezden gelindiği anlamına da gelmez. Çalışma koşullarının ağırlığı, somut olayın özelliklerine ve idari yapılanmaya göre sorumluluğun kime yükleneceğinin belirlenmesinde kritik bir faktör haline gelebilir.

Organizasyon Kusuru ve Hizmet Kusuru Ayrımı

Hekimin bireysel sorumluluğu ile çalışılan kurumun sorumluluğunu ayırmak bu noktada belirleyicidir. Özellikle kamu hastanelerinde veya yoğun tempolu özel hastanelerde yaşanan vakalarda şu ayrımlar dikkate alınır:

  • Hizmet ve Organizasyon Kusuru: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Kamu hastanelerinde yetersiz personel istihdam edilmesi, acil servislere kapasitenin çok üzerinde hasta kabul edilmesi veya fiziki şartların yetersizliği idarenin “hizmet kusuru” veya hastane yönetiminin “organizasyon kusuru” olarak değerlendirilir.
  • Kişisel Kusur: Hekimin sistemik sorunlardan bağımsız olarak, doğrudan tıbbi bilgi eksikliği veya açık bir dikkatsizlik sonucu tıbbi standartları ihlal etmesidir.

Bilirkişi incelemelerinde, hekimin hata yapmasında sistemik eksikliklerin veya aşırı iş yükünün doğrudan payı olduğu tespit edilirse; doğan zararın tazmin yükümlülüğü öncelikli olarak kuruma (idareye veya hastane işletmesine) ait olacaktır. Kurumun hekime rücu etmesi gündeme geldiğinde ise bu aşırı iş yükü hekim lehine kusur oranını düşüren bir etken olarak ele alınır.

Bilirkişi İncelemesi ve Kusur Derecelendirmesi

Sağlık hukukuna ilişkin yargı süreçlerinde uyuşmazlıkların çözümü için Adli Tıp Kurumu veya alanında uzman akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyetlerinin görüşüne başvurulur. Bilirkişi heyetleri değerlendirme yaparken şu unsurları inceler:

  • Müdahalenin tıp bilimi ve etiğine uygun yürütülüp yürütülmediği,
  • Meydana gelen olumsuz sonucun önlenebilir bir tıbbi hata (malpraktis) mı yoksa öngörülemeyen bir komplikasyon mu olduğu,
  • Somut olayın meydana geldiği anki çalışma koşulları içinde hekimden objektif olarak beklenen özenin gösterilip gösterilmediği.

Sonuç

Aşırı iş yükü, hekimin özen borcunu ve tıbbi standartlara uyma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldıran hukuki bir kalkan değildir. Hastanın güvenliği ve sağlığı her koşulda esastır. Bununla birlikte, aşırı hasta yoğunluğu ve zorlu çalışma şartları, zarardan doğan sorumluluğun idareye veya hastane yönetimine yüklenmesinde ve hekimin kusur oranının derecelendirilmesinde önemli bir değerlendirme kriteridir. Olası hak kayıplarının önüne geçilmesi adına hem hastaların hem de hekimlerin somut olayın özelliklerini uzman bir sağlık hukuku avukatı ile değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır.

Aşırı iş yükü altında doktor
Anahtar Kelime : aşırı iş yükü hekim

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız