Türkiye’de sağlık hizmeti sunan üniversite hastaneleri, nitelikli tıbbi müdahaleler ve akademik uzmanlık kadroları nedeniyle hastalar tarafından sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak hukuki boyuttan bakıldığında, Devlet Üniversitesi Hastaneleri ile Vakıf Üniversitesi Hastaneleri arasında hizmetin niteliği, tabi olunan mevzuat, görevli yargı kolu ve hekimlerin hukuki sorumluluğu bakımından hayati farklar bulunmaktadır. Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) iddialarında hak kaybına uğramamak adına hem hastaların hem de hekimlerin bu hukuki rejim ayrımını doğru kavraması gerekmektedir.
Hukuki Statü ve Görevli Yargı Yolu Ayrımı
Devlet ve vakıf üniversitesi hastaneleri arasındaki en temel hukuki farklılık, hizmetin sunum biçimi ve uyuşmazlık durumunda başvurulacak mahkeme türüdür:
- Devlet Üniversitesi Hastaneleri: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamındaki kamu tüzel kişileridir. Bu hastanelerde yürütülen tıbbi hizmetler “kamu hizmeti” niteliğindedir. Dolayısıyla, meydana gelen tıbbi hatalar nedeniyle açılacak tazminat davalarında görevli yargı merci İdari Yargı (İdare Mahkemeleri) olup, dava “Tam Yargı Davası” olarak idareye karşı açılır. Anayasa’nın 129/5. maddesi gereğince, kamu görevlisi olan hekimin hizmet kusurundan doğan tazminat davaları doğrudan hekimin şahsına açılamaz; doğrudan idareye (üniversite rektörlüğüne) yöneltilir. İdare, ödediği tazminatı ağır kusuru bulunan hekime rücu eder.
- Vakıf Üniversitesi Hastaneleri: Vakıf üniversiteleri Anayasal olarak kamu tüzel kişiliği taşısalar da hasta ile kurum arasındaki hukuki ilişki özel hukuk hükümlerine tabidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca hasta ile hasta kabul eden vakıf hastanesi arasında “Vekalet Sözleşmesi” veya “Tıbbi Hizmet Sözleşmesi” kurulduğu kabul edilir. Yaşanacak zararlarda görevli mahkeme Adli Yargı (Tüketici Mahkemesi veya Asliye Hukuk Mahkemesi) olup; dava doğrudan hastaneye, ilgili hekime veya her ikisine birden (müteselsil sorumluluk esasına dayanarak) açılabilir.
Dava Açma Usulü ve Zamanaşımı Süreleri
Her iki kurum türünde hak arama özgürlüğü farklı usul kurallarına ve süre sınırlarına tabidir:
Devlet Üniversitesi Hastanelerinde Usul: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 13 uyarınca, idare mahkemesinde dava açılmadan önce doğrudan ilgili idareye ön başvuru yapılması zorunludur. Bu başvuru, eylemin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır. İdarenin talebi reddetmesi veya süresi içinde cevap vermeyerek zımnen reddetmesi halinde idari yargıda dava süreci başlatılır.
Vakıf Üniversitesi Hastanelerinde Usul: Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmesel sorumluluğa ilişkin hükümleri doğrultusunda genel zamanaşımı süresi kural olarak 10 yıldır. İddianın haksız fiile dayandırılması halinde ise zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her halde eylemin işlendiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ayrıca adli yargı yoluna başvurulmadan önce dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlanması zorunludur.
Hekimlerin Ceza ve Disiplin Sorumluluğu
Tıbbi müdahale esnasında meydana gelebilecek olası bir ihmal veya hatada hekimlerin cezai yönden yargılanma usulleri de değişkenlik gösterir:
- Devlet Üniversitesi Hekimleri: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu anlamında “kamu görevlisi” sayılırlar. Bu hekimler hakkında mesleki icraları esnasındaki taksirli veya kasten işlenen suç iddialarında ceza soruşturması açılabilmesi için 4483 sayılı Kanun ve 2547 sayılı Kanun uyarınca yetkili idari mercilerden soruşturma izni alınması yasal bir zorunluluktur.
- Vakıf Üniversitesi Hekimleri: Akademik unvana sahip olsalar dahi, hastaya sunulan teşhis ve tedavi hizmetindeki kişisel kusurlar bakımından genel ceza usulü hükümlerine tabidirler. Soruşturma izni şartı aranmaksızın doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma yürütülebilir.
Değerlendirme ve Sonuç
Özetle; devlet üniversitesi hastanelerinde yaşanan uyuşmazlıklar İdare Hukuku ilkeleri çerçevesinde idari yargıda çözümlenirken, vakıf üniversitesi hastanelerindeki uyuşmazlıklar Özel Hukuk ve adli yargı denetimine tabidir. Yargıtay ve Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, uyuşmazlığın doğru yargı kolunda takip edilmesi usulden ret kararları ile karşılaşmamak adına hayati önem taşımaktadır. Her iki kurum türünde sunulan tıbbi hizmetin niteliği aynı görünse de hukuki sorumluluğun sınırları ve izlenecek prosedürler tamamen farklı kanuni temellere dayanmaktadır.

Anahtar Kelime : üniversite hastanesi fark

