Diş çekimi operasyonları, özellikle gömülü 20’lik yaş dişi çekimleri, ağız ve çene cerrahisinde sıklıkla uygulanan tıbbi müdahalelerdendir. Ancak bu işlemler sırasında anatomik yakınlıklar nedeniyle nervus alveolaris inferior veya nervus lingualis gibi sinir dokularının zarar görmesi riski bulunmaktadır. Diş çekimi sonrasında dudağında, çenesinde veya dilinde his kaybı, uyuşukluk ve karıncalanma yaşayan hastaların zihnindeki en temel soru şudur: Diş çekimi sonrası oluşan sinir hasarı tıbbi malpraktis (hekim hatası) midir, yoksa tıbbın doğasında bulunan bir komplikasyon mu?
Komplikasyon mu, Malpraktis mi? Temel Hukuki Ayrım
Ağız ve diş sağlığı hukukunda, tıbbi müdahalenin olumsuz sonuçları iki ana kategoride değerlendirilir:
- Tıbbi Komplikasyon: Tıp biliminin kabul ettiği standartlara, teşhis ve tedavi protokollerine eksiksiz uyulmasına rağmen, öngörülebilen veya öngörülemeyen ancak engellenemeyen istenmeyen sonuçlardır. Hekimin standart bakımı sağladığı durumlarda gelişen komplikasyonlar nedeniyle hukuki sorumluluğu doğmaz.
- Tıbbi Malpraktis (Hekim Hatası): Hekimin mesleki standartları uygulamaması, tecrübesizlik, özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi, hatalı cerrahi teknik kullanması veya teşhis/tedavide ihmalkar davranması sonucu ortaya çıkan zarardır.
Diş çekiminde sinir hasarının varlığı tek başına hekimin kusurlu olduğunu kanıtlamaz. Meydana gelen hasarın malpraktis sayılabilmesi için cerrahi müdahale sürecinde hekimin kusurunun, ihmalinin veya tedbirsizliğinin bulunması gerekir.
Yargıtay İçtihatları ve Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Hekimin Sorumluluğu
Hasta ile diş hekimi arasındaki hukuki ilişki, Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri çerçevesinde genel olarak vekalet sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesi gereğince, hekim üstlendiği vekalet görevini sadakat ve özenle yerine getirmekle yükümlüdür.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hekim hastasına tedavi uygularken en hafif kusurundan dahi sorumludur. Cerrahi işlem öncesinde gerekli panoramik röntgen veya yüksek riskli durumlarda konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (CBCT) gibi görüntüleme yöntemlerinin istenmemesi, sinir anatomisine dikkat edilmeden kontrolsüz kuvvet uygulanması veya hatalı anestezi tekniği kullanılması durumunda hekimin özen borcunu ihlal ettiği kabul edilir.
Aydınlatılmış Onamın Hukuki Değeri
Diş çekimi öncesinde hastanın bilgilendirilmesi ve rızasının alınması anayasal ve yasal bir zorunluluktur. Sağlık mevzuatı ve Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca, hekim hastayı olası riskler, alternatif tedavi yöntemleri ve müdahalenin sonuçları hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür.
Diş çekimi sonrası gelişebilecek sinir hasarı tıbben bir komplikasyon olarak kabul edilse dahi; işlem öncesinde hastaya bu risk yazılı ve sözlü olarak detaylıca açıklanmamışsa, aydınlatılmış onam eksikliği nedeniyle hukuki sorumluluk doğacaktır. Yargıtay kararlarında, usulüne uygun aydınlatılmamış risklerin gerçekleşmesi halinde ortaya çıkan durumun hekim sorumluluğunda tıbbi hata olarak değerlendirileceği ilkesi benimsenmiştir.
İspat Yükü ve Bilirkişi İncelemesi
Sinir hasarı iddiası ile açılan tazminat davalarında (TBK m. 49 kapsamındaki haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle) temel belirleyici etken bilirkişi heyeti ve Adli Tıp Kurumu raporlarıdır.
Yargılama sürecinde mahkemeler, tıp alanında uzman bilirkişiler marifetiyle şu hususları inceler:
- Çekim öncesi gerekli radyolojik tetkiklerin yapılıp yapılmadığı,
- Cerrahi yöntemin tıp biliminin güncel verilerine uygun seçilip seçilmediği,
- Sinir hasarı oluştuktan sonra hekimin gerekli takip, tedavi ve Sevk yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği,
- Aydınlatılmış onam formunun hastaya özgü ve usulüne uygun şekilde alınıp alınmadığı.
Sonuç
Özetle, diş çekimi sonrası meydana gelen sinir hasarı her olayda doğrudan malpraktis teşkil etmez. Eğer diş hekimi gerekli tüm teşhis, planlama ve cerrahi kurallara uymuş, hastayı riskler konusunda usulünce bilgilendirmişse durum komplikasyon olarak değerlendirilir. Ancak özen borcunun ihlali, yetersiz görüntüleme, hatalı cerrahi teknik kullanımı veya bilgilendirme noksanlığı söz konusu ise bu durum hekimin hukuki sorumluluğunu doğuran bir tıbbi malpraktis olarak kabul edilecektir.

Anahtar Kelime : sinir hasari

