Diş hekimliği ve estetik diş hekimliği uygulamalarının hızla geliştiği günümüzde, tedavi öncesi ve sonrası çekilen fotoğraflar hem tedavi sürecinin takibi hem de hekimlerin klinik arşivleri için vazgeçilmez birer unsur haline gelmiştir. Ancak tedavi sürecinde veya sonrasında ortaya çıkabilecek olası uyuşmazlıklarda, bu fotoğrafların hukuki birer delil niteliği taşıyıp taşımadığı konusu hem hastalar hem de diş hekimleri açısından kritik bir önem taşımaktadır. Tıbbi malpraktis (uygulama hatası) veya sözleşmeye aykırılık iddialarında görsel kayıtların mahkemeler ve bilirkişiler nezdindeki geçerliliği, hak kayıplarının önlenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır.
Diş Tedavisinde Görsel Kayıtların Hukuki Niteliği
Türk yargı sisteminde ispat faaliyeti, uyuşmazlığın niteliğine göre şekillenir. Diş hekimi ile hasta arasındaki ilişki, yapılacak işlemin türüne göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında “vekalet sözleşmesi” ya da “eser sözleşmesi” olarak nitelendirilir. Özellikle implant, protez veya gülüş tasarımı gibi estetik sonuç vaat eden tedaviler, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere çoğunlukla eser sözleşmesi kapsamında kabul edilir. Bu sözleşme türünde hekim bir sonuç taahhüt ettiği için, tedavi öncesi mevcut durum ile sonrasında ortaya çıkan sonucun karşılaştırılması davanın temelini oluşturur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 199. maddesinde “belge” kavramı düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca; uyuşmazlık konusu vakaları ispata elverişli olan fotoğraf, video ve benzeri elektronik veriler delil niteliğindedir. Dolayısıyla, usulüne uygun şekilde ve tahrifat yapılmadan çekilen diş fotoğrafları, hukuki açıdan mahkemede sunulabilecek geçerli birer yazılı ve görsel delil olarak kabul edilir.
Bilirkişi İncelemesinde Fotoğrafların Rolü ve Özen Borcu
Tıbbi uygulamalardan kaynaklanan tazminat davalarında, mahkemeler iddiaların doğruluğunu tespit etmek amacıyla dosyayı uzman bilirkişi heyetlerine tevdi eder. Bilirkişiler, hekimin TBK m. 49 ve ilgili diğer hükümler uyarınca özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini incelerken öncelikle tıbbi kayıtları esas alır.
Diş ve ağız yapısının zamanla değişime uğraması nedeniyle, geçmişe dönük fiziksel muayene her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Bu noktada, tedavi öncesinde çekilen fotoğraflar hastanın tedaviye başladığı andaki mevcut kemik, diş eti ve diş yapısını objektif olarak ortaya koyar. Tedavi sonrası çekilen fotoğraflar ise müdahalenin tıbbi standartlara uygunluğunu gösteren en somut araçtır. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarında vurgulandığı üzere, eksiksiz ve usulüne uygun tutulan tıbbi kayıtlar, hekimin mesleki özenini ispat etmesinde en güçlü savunma aracıdır.
KVKK ve Hasta Mahremiyeti Boyutu
Tedavi fotoğraflarının delil değeri kadar, bu fotoğrafların saklanması ve kullanılması da yasal sınırlara tabidir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, bir kişinin kimliğini doğrudan veya dolaylı olarak ortaya koyabilecek ağız ve yüz fotoğrafları kişisel veri niteliğindedir. Sağlık Bakanlığı mevzuatı ve Hasta Hakları Yönetmeliği çerçevesinde süreç şu şekilde yürütülmelidir:
- Tıbbi Arşivleme: Hekim, teşhis ve tedavi amacıyla fotoğraf çekebilir ve bunu hastanın tıbbi dosyasında güvenle saklamak zorundadır. Bu fotoğrafların mahkemede delil olarak sunulması “savunma hakkı” kapsamında hukuka uygundur.
- Sosyal Medya ve Paylaşım: Hastanın açık ve yazılı rızası (onamı) alınmadan, bu fotoğrafların tanıtım veya reklam amacıyla internette ya da sosyal medyada paylaşılması kesinlikle hukuka aykırıdır ve ağır yaptırımlara tabidir.
Hekimler ve Hastalar İçin Öneriler
Olası hukuki uyuşmazlıklarda tarafların haklarını koruyabilmesi için şu hususlara dikkat edilmelidir:
- Hekimler İçin: Tedaviye başlamadan önce detaylı bir “aydınlatılmış onam” alınmalı, fotoğrafların tıbbi kayıt amacıyla çekileceği belirtilmelidir. Fotoğrafların tarih ve saat bilgileri doğrulanabilir olmalı, görseller üzerinde kesinlikle dijital oynama yapılmamalıdır.
- Hastalar İçin: Yaşanan olumsuzluklar ve ağız içindeki fiziksel değişimler, sürece paralel olarak belgelenmeli ve gerektiğinde hekimden tıbbi dosyadaki fotoğrafların bir örneği talep edilmelidir.
Sonuç olarak; diş tedavisi öncesi ve sonrası çekilen fotoğraflar, hukuka uygun şekilde elde edilip saklandığı sürece uyuşmazlıklarda son derece güçlü ve belirleyici birer delildir.

Anahtar Kelime : sağlık hukuku hasta

