Doğum Sırasında Bebeğin Zarar Görmesi ve Hukuki Niteliği
Doğum eylemi, tıp biliminin en hassas ve öngörülemeyen süreçlerinden biridir. Doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması (hipoksi), pleksus yaralanmaları, kemik kırıkları veya kalıcı beyin hasarı gibi durumların meydana gelmesi hem aileler hem de sağlık personeli açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Hukuk sistemimizde, doğum esnasında bebeğin zarar görmesi halinde hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının sorumluluğu, tıbbi malpraktis (tıbbi uygulama hatası) ve komplikasyon ayrımı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Tıbbi Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımı
Sağlık hukukunda hekimin veya sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için yapılan tıbbi müdahalenin meslek standartlarına aykırı olması gerekir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hekimden beklenen temel yükümlülük, tıp biliminin genel kabul görmüş kurallarına ve mesleki özen borcuna tam uygunluk göstermesidir.
Komplikasyon, tıbbi girişim sırasında gerekli tüm özen gösterilmesine ve standartlara uyulmasına rağmen önlenemeyen, öngörülebilir riskleri ifade eder. Doğum sırasında meydana gelen bir zararın komplikasyon olarak kabul edilebilmesi için, hekimin bu riski yönetme sürecinde gerekli tüm tıbbi tedbirleri zamanında ve eksiksiz alıp almadığı incelenir. Riskin yönetiminde gecikme, teşhis hatası veya yanlış müdahale bulunuyorsa, durum artık komplikasyon sınırını aşar ve tıbbi malpraktis olarak değerlendirilir.
Hekimin Özen Borcu ve Aydınlatılmış Onam
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca hekim, vekalet sözleşmesi hükümleri doğrultusunda sadakat ve özen borcu altındadır. Ayrıca Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği gereğince, doğum öncesinde ebeveynlere doğumun olası riskleri ve uygulanacak yöntemler hakkında yeterli bilgilendirmenin yapılması, yani aydınlatılmış onam alınması zorunludur. Aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi, ortaya çıkan zararlardan dolayı hukuki sorumluluk doğurabilir.
Özel ve Kamu Hastanelerinde Hukuki Sorumluluk Farkı
Doğum eyleminin gerçekleştiği sağlık kuruluşunun niteliği, açılacak davanın türünü ve görevli yargı yolunu belirler:
- Özel Hastaneler ve Özel Hekimler: Bebeğin zarar görmesi halinde, Türk Borçlar Kanunu’nun vekalet sözleşmesi ve haksız fiil (m. 49) hükümleri uyarınca adli yargıda (Tüketici Mahkemeleri veya Asliye Hukuk Mahkemeleri) doğrudan hekime veya özel hastaneye karşı tazminat davası açılır.
- Kamu ve Üniversite Hastaneleri: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 129/5. maddesi gereğince, kamu görevlisi hekimlerin görevlerinden doğan kusurlarından dolayı doğrudan kişisel sorumluluklarına gidilemez. Bu durumlarda idareye karşı idari yargıda (İdare Mahkemesi) “hizmet kusuru” sebebiyle tam yargı davası açılması yasal bir zorunluluktur. İdare, ödediği tazminatı ağır kusuru bulunan hekime rücu edebilir.
Talep Edilebilecek Tazminat Türleri
Doğumda bebeğin bedensel veya zihinsel bir zarara uğraması halinde, Türk Borçlar Kanunu’nun bedensel zararları düzenleyen hükümleri (m. 54 ve devamı) uyarınca aşağıdaki tazminat kalemleri talep edilebilir:
- Tedavi ve Rehabilitasyon Giderleri: Bebeğin sağlığına kavuşması veya yaşam kalitesinin artırılması için yapılan tüm tıbbi harcamalar ve bakım giderleri.
- Çalışma Gücünün Kaybından Doğan Zararlar: Bebeğin ileride yaşayacağı kalıcı engellilik oranına bağlı olarak ömür boyu uğrayacağı çalışma gücü ve kazanç kaybı.
- Bakıcı Giderleri: Sürekli bakıma muhtaç kalan bebek için gelecekte gereksinim duyulacak profesyonel bakıcı ve destek masrafları.
- Manevi Tazminat: Yaşanan üzücü olay nedeniyle bebek adına ve ebeveynlerin duyduğu derin elem, acı ve ızdırabın telafisi amacıyla takdir edilecek manevi tazminat (TBK m. 56).
İspat Yükü ve Zamanaşımı Süreleri
Tıbbi malpraktis davalarında kusur durumu ve zararla tıbbi müdahale arasındaki illiyet bağı, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin uzman bilirkişi heyetlerinden alınan tıbbi raporlar ile tespit edilir. Zamanaşımı süreleri davanın hukuki niteliğine göre değişmektedir. Haksız fiil sorumluluğunda zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl (her halde 10 yıl), vekalet sözleşmesinde ise 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Kamu hastanelerinde açılacak tam yargı davalarında ise eylemin ve zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde ilgili idareye başvuru yapılması şarttır.

Anahtar Kelime : bebek zarar doğum hukuki

