Tıbbi müdahale sonrasında ortaya çıkan istenmeyen sonuçlar, sağlık hukukunda “komplikasyon” ve “malpraktis” (tıbbi uygulama hatası) ayrımı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Hekim veya sağlık personelinin mesleki standartlara uymaması, özen borcunu ihlal etmesi veya teşhis ile tedavi aşamasında hatalı davranması sonucunda bir zarar meydana geldiğinde hukuki sorumluluk süreci başlamaktadır. Bu süreçte hem hastaların hem de hekimlerin zihnini en çok meşgul eden konulardan biri, malpraktis ceza davası ile tazminat davasının birlikte yürütülüp yürütülemeyeceği sorusudur.
Malpraktis Ceza Davası ve Tazminat Davasının Niteliği
Hukuk sistemimizde ceza yargılaması ile hukuk/idare yargılaması farklı amaçlara, usullere ve yaptırımlara sahiptir:
- Ceza Davası: Hekimin veya sağlık çalışanının eyleminin Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edip etmediğini (örneğin taksirle yaralama veya taksirle öldürme) inceler. Temel amaç kamu düzenini korumak ve suç işleyen şahsı cezalandırmaktır.
- Tazminat Davası: Tıbbi hata nedeniyle zarara uğrayan hastanın veya yakınlarının uğradığı maddi ve manevi kayıpların giderilmesini amaçlar. Temel amaç, mağdur tarafın zararını finansal ve manevi anlamda telafi etmektir.
İki Dava Birlikte ve Eş Zamanlı Yürütülebilir mi?
Türk hukuk mevzuatı uyarınca ceza davası ile tazminat davası birbirinden bağımsız iki ayrı hukuki süreçtir ve aynı anda yürütülebilir. Bir tıbbi uygulama hatası iddiasında, mağdur taraf eş zamanlı olarak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak ceza soruşturması başlatabileceği gibi, görevli mahkemede tazminat davası da açabilir.
Süreçlerin yürütülmesinde sağlık kurumunun statüsü belirleyici rol oynar:
- Özel Hastaneler ve Serbest Hekimler: Tazminat davası adli yargıda (genellikle Tüketici Mahkemesi veya Asliye Hukuk Mahkemesi) açılırken; ceza davası Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemelerinde yürütülür.
- Kamu Hastaneleri: Anayasa’nın 129. maddesi gereğince, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları idare aleyhine İdare Mahkemesinde “Tam Yargı Davası” olarak açılmalıdır. Ancak ceza sorumluluğu şahsi olduğu için ceza davası doğrudan ilgili hekime karşı yürütülmektedir.
TBK m. 74 Çerçevesinde Ceza Mahkemesi Kararının Tazminat Davasına Etkisi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca; hukuk hakimi, ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleriyle veya ceza mahkemesinden verilen beraat kararıyla kural olarak bağlı değildir. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusurun değerlendirilmesine veya kusur oranının belirlenmesine ilişkin kararlarıyla da doğrudan bağlı tutulmamıştır.
Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça ifade edildiği üzere, bu kuralın çok kritik bir istisnası bulunmaktadır: Maddi olgunun tespiti. Ceza mahkemesi, “eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği” veya “olayın sanık tarafından işlenip işlenmediği” yönünde kesin ve somut bir tespitte bulunmuşsa, tazminat davasına bakan hakim bu maddi olgu tespitiyle bağlıdır.
Bekletici Mesele Yapılma Durumu
Uygulamada tazminat davasına bakan mahkemeler; ceza dosyasında toplanan delilleri, Adli Tıp Kurumu raporlarını ve tanık ifadelerini değerlendirmek isteyebilir. Bu doğrultuda, tazminat davasını yürüten mahkeme, ceza davasının sonucunu veya ceza dosyasındaki bilirkişi incelemelerini bekletici mesele yapma takdirine sahiptir. Bu durum, davaların ayrı kulvarlarda fakat birbiriyle etkileşimli olarak ilerlemesine yol açar.
Sonuç ve Değerlendirme
Özetle; tıbbi malpraktis iddialarında ceza davası ve tazminat davası eş zamanlı olarak açılabilir ve birlikte yürütülebilir. Hukuken birbirinin zorunlu bir ön şartı olmamakla birlikte, ceza dosyasında elde edilen somut deliller ve maddi olgu tespitleri tazminat davasının seyrini doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Süreçlerin zamanaşımı, görevli mahkeme tespiti ve ispat yükü açısından farklılıklar içermesi sebebiyle, her iki kulvarın da sağlık hukuku prensiplerine uygun şekilde titizlikle yönetilmesi gerekmektedir.

Anahtar Kelime : malpraktis ceza tazminat

