Malpraktis Davasında Arabuluculuk Gerekli midir?

Malpraktis davasında arabuluculuk süreci malpraktis arabuluculuk

Tıbbi uygulama hatası, bilinen adıyla malpraktis, hekimin veya sağlık personelinin teşhis, tedavi ya da bakım sürecinde tıp biliminin gerektirdiği özen ve standartlardan sapması sonucu hastanın bedensel veya ruhsal zarara uğramasıdır. Malpraktis iddiaları, hem zarar gördüğünü ileri süren hastalar hem de mesleki saygınlığını ve kariyerini korumak isteyen hekimler açısından oldukça hassas ve karmaşık süreçlerdir. Günümüzde yargı organlarının iş yükünü hafifletmek ve uyuşmazlıkları dostane yollarla çözüme kavuşturmak amacıyla uygulanan arabuluculuk müessesesi, sağlık hukukunda da kilit bir role sahiptir. Peki, bir malpraktis davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu mudur?

Özel Hastane ve Serbest Hekim Davalarında Arabuluculuk Zorunlu mu?

Özel hastaneler, tıp merkezleri, muayenehaneler veya serbest çalışan hekimler tarafından sunulan teşhis ve tedavi hizmetleri, hukuki niteliği itibarıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde vekalet sözleşmesi veya estetik operasyonlar gibi sonuç taahhüdü içeren müdahalelerde eser sözleşmesi esasına dayanır. Bu hukuki bağ, hizmeti alan hastayı “tüketici”, verilen sağlık hizmetini ise “tüketici işlemi” statüsüne sokmaktadır.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a (TKHK) eklenen 73/A maddesi uyarınca, Tüketici Mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk esası getirilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; özel bir sağlık kuruluşuna veya özel çalışan hekime karşı açılacak malpraktis kaynaklı maddi ve manevi tazminat davalarında, dava açılmadan önce adliyelerdeki arabuluculuk bürosuna başvurulması kanuni bir zorunluluktur. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan ve anlaşamama tutanağı düzenlenmeden doğrudan açılan davalar, dava şartı yokluğu sebebiyle mahkemece usulden reddedilmektedir.

Kamu Hastanelerinde Malpraktis ve İdari Başvuru Usulü

Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri veya devlet üniversitesi hastanelerinde meydana geldiği iddia edilen tıbbi hatalarda ise hukuki rejim tamamen farklılık gösterir. Kamu kurumlarında sunulan sağlık hizmeti bir kamu hizmeti niteliğinde olduğundan, burada oluşan zararların tazmini idare hukukunun konusunu oluşturur ve bu davalar İdare Mahkemelerinde tam yargı davası adıyla görülür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümleri uyarınca idari yargıda görülen davalar için adli yargıdaki dava şartı arabuluculuk usulü uygulanmaz. Bir diğer ifadeyle, kamu hastanelerine karşı açılacak malpraktis davalarında arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak İYUK m. 13 gereğince, idare mahkemesinde dava açılmadan önce ilgili kamu idaresine (Örn: Sağlık Bakanlığı veya ilgili Üniversite Rektörlüğü) yazılı olarak başvurulması ve tazminat talebinde bulunulması zorunlu bir dava şartıdır.

Sigorta Şirketlerinin Durumu ve İhtiyari Arabuluculuk

Hekimlerin yaptırmakla yükümlü olduğu Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası kapsamında doğrudan sigorta şirketine yöneltilecek tazminat taleplerinde uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 5/A uyarınca ticari nitelik taşıyabilmektedir. Bu tür durumlarda da davanın açılmasından önce ticari dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulama alanı bulabilir.

Bunun yanı sıra, zorunluluk bulunmayan hallerde dahi taraflar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) uyarınca ihtiyari arabuluculuk yolunu tercih edebilirler. Sağlık hukukunda arabuluculuk sürecinin tercih edilmesinin başlıca avantajları şunlardır:

  • Gizlilik İlkesi: Hekimin mesleki itibarının ve hastanın kişisel/tıbbi verilerinin gizli tutulması sağlanır.
  • Hızlı Sonuçlanma: Yıllarca sürebilen ağır yargılama süreçlerine kıyasla uyuşmazlıklar haftalar içinde çözüme kavuşturulabilir.
  • Maliyet Tasarrufu: Yüksek mahkeme harçları, keşif ve bilirkişi giderlerinin önüne geçilir.
  • Kazan-Kazan Prensibi: Tarafların esnek ve ortak bir noktada anlaşarak dostane bir şekilde süreci kapatmasına imkan tanır.

Sonuç

Özetle; tıbbi malpraktis iddiasıyla açılacak bir davada arabuluculuğun zorunlu olup olmaması, sağlık hizmetinin alındığı kurumun tüzel kişiliğine göre belirlenir. Özel hastaneler ve serbest hekimlere karşı açılacak davalarda arabuluculuk dava şartı iken; kamu hastanelerine karşı açılacak davalarda arabuluculuk aranmamakta, bunun yerine zorunlu idari başvuru usulü işletilmektedir. Zamanaşımı süreleri ve usul eksiklikleri nedeniyle telafisi güç hak kayıpları yaşamamak adına, sürecin alanında uzman bir sağlık hukuku avukatı rehberliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Malpraktis davasında arabuluculuk süreci
Anahtar Kelime : malpraktis arabuluculuk

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız