Malpraktis Davasında Delil Tespiti Nasıl Yapılır?

Malpraktis davasında delil tespiti süreci malpraktis delil tespiti

Tıbbi müdahale sonrasında gelişen istenmeyen durumlar (komplikasyon) ile hekim hatası (malpraktis) arasındaki çizginin netleştirilmesi, hukuk yargılamasının en kritik aşamasını oluşturur. Tıbbi malpraktis davalarında hak kaybına uğramamanın ve maddi gerçeğe ulaşmanın temel şartı ise eksiksiz ve müdahaleye uğramamış delillerin varlığıdır. Bu noktada, dava açılmadan önce veya dava sırasında uygulanan delil tespiti kurumu, hastanın ve hekimin haklarının korunmasında hayati bir rol üstlenir.

Tıbbi Malpraktiste Delil Tespiti Nedir?

Delil tespiti, ileride açılacak veya halen devam etmekte olan bir davada ileri sürülecek bir hususun, zaman geçmesiyle kaybolacağı, karartılacağı veya elde edilmesinin zorlaşacağı hallerde mahkeme aracılığıyla kayıt altına alınması işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 400 ve devamı hükümlerine dayanan bu hukuki mekanizma, malpraktis iddialarında tıbbi kayıtların mevcut haliyle dondurulmasını sağlar.

Tıbbi malpraktis süreçlerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, tıbbi belgelerin (epikriz, hasta takip formu, ameliyat notları vb.) zamanla eksik tutulması veya değiştirilme şüphesidir. HMK kapsamında geçerli bir delil tespiti talebi için ortada hukuki yarar bulunmalıdır. Delilin zamanında tespit edilmemesi halinde hak kaybı yaşanma riski yüksekse, mahkemece hızlıca karar verilerek tespit yapılması zorunluluk arz eder.

Delil Tespiti İle Hangi Belge ve Bulgular Güvence Altına Alınır?

Tıbbi hataya ilişkin bir uyuşmazlıkta tespiti istenebilecek başlıca tıbbi ve hukuki veriler şunlardır:

  • Hasta Tıbbi Dosyası ve Epikriz Raporları: Hastaneye yatıştan taburculuk veya vefata kadar tutulan tüm hemşire gözlem formları, doktor notları ve epikrizler.
  • Aydınlatılmış Onam Formları: Hastaya uygulanan tedavi ve olası riskler hakkında yeterli bilgilendirme yapılıp yapılmadığını gösteren, hastanın ıslak imzasını taşıyan belgeler.
  • Ameliyat ve Anestezi Notları: Operasyonun süresi, kullanılan teknikler ve cerrahi ekibin müdahalelerini ayrıntılı gösteren tutanaklar.
  • Laboratuvar ve Radyoloji Kayıtları: Kan tahlilleri, MR, BT ve röntgen gibi dijital veya basılı ham veriler.
  • Fiziki Durum ve Adli Tıp İncelemesi: Hastanın mevcut vücut bütünlüğünde oluşan kalıcı hasarın veya tıbbi ihmalin tespiti amacıyla bilirkişi hekim marifetiyle yapılan muayene bulguları.

Delil Tespiti Süreci Nasıl İşler?

Delil tespiti talebi, kural olarak asıl davaya bakmaya görevli ve yetkili olan mahkemeden veya delilin bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nden istenir. Talebi içeren dilekçede, hangi delillerin neden tespit edilmek istendiği ve karartılma veya kaybolma riskinin somut nedenleri açıkça belirtilmelidir.

Mahkeme, talebi uygun bulduğu takdirde gecikmeksizin tespiti gerçekleştirmek üzere harekete geçer. Genellikle bir uzman bilirkişi (ilgili branş hekimi veya adli tıp uzmanı) görevlendirilerek sağlık kuruluşundaki belgeler, dijital sistem kayıtları (HBYS) ve fiziki dosyalar mühürlenir veya onaylı bir örneği mahkeme dosyasına kazandırılır. Bu işlem, belgelerin sonradan geriye dönük olarak düzenlenmesinin veya değiştirilmesinin önüne geçer.

Yargıtay İçtihatları ve Mevzuat Çerçevesinde Tıbbi Kayıtların Önemi

Sağlık mevzuatı ve Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri uyarınca sağlık kuruluşları ve hekimler, hastaya ait tıbbi kayıtları eksiksiz, doğru ve düzenli tutmakla yükümlüdür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesinde düzenlenen vekalet sözleşmesi hükümleri kapsamında, hekimin özen borcu tıbbi kayıtların eksiksiz tutulmasını da kapsar.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, eksik veya usulüne uygun tutulmayan hasta dosyaları hekim veya hastane aleyhine hukuki karineler doğurabilmektedir. Tıbbi kayıtların yetersizliği nedeniyle tıp biliminin gerektirdiği standartların uygulanıp uygulanmadığı anlaşılamıyorsa, bu durumun olumsuz sonuçlarına kayıt tutma yükümlülüğünü yerine getirmeyen taraf katlanmak zorunda kalabilir. Bu nedenle erken aşamada yapılan delil tespiti, sadece hastanın değil, doğru müdahalede bulunduğunu ispat etmek isteyen hekimin de adil yargılanma hakkını korur.

Sonuç

Malpraktis iddialarında sonuca ulaşmanın en temel unsuru somut tıbbi verilerdir. Tıbbi müdahalenin hemen ardından şüpheli bir durumun varlığı halinde, zaman kaybetmeksizin HMK hükümleri uyarınca mahkemeye başvurularak delil tespiti yaptırılması, yargılama sürecinin kaderini belirleyen en stratejik adımdır. Karartılmamış ve eksiksiz tıbbi kayıtlar sayesinde bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu incelemeleri çok daha adil ve sağlıklı sonuç verecektir.

Malpraktis davasında delil tespiti süreci
Anahtar Kelime : malpraktis delil tespiti

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız