Özel Hastane ile Hekim Arasındaki Sözleşme Nasıl Düzenlenmeli?

Hekim ve özel hastane sözleşmesi imzalanıyor. hekim sözleşmesi

Özel hastaneler ile hekimler arasındaki hukuki ilişki, hem sağlık hukuku hem de borçlar ve iş hukuku disiplinlerini ilgilendiren oldukça hassas ve çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Bu iki aktör arasındaki iş birliğinin sınırlarını çizen sözleşmelerin doğru yapılandırılması, gelecekte ortaya çıkabilecek tazminat, rücu ve iş hukuku uyuşmazlıklarının önlenmesinde hayati bir rol oynar. Bu yazıda, özel hastane ile hekim arasında kurulacak sözleşmelerde dikkat edilmesi gereken temel hukuki hususlar, yasal dayanaklar çerçevesinde ele alınmıştır.

Sözleşmenin Hukuki Niteliğinin Belirlenmesi

Özel hastane ile hekim arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği, tarafların hak ve borçlarını belirleyen en temel unsurdur. Türk hukuk sisteminde bu ilişki genellikle iki farklı model üzerinden kurulmaktadır:

  • Bağımlı Çalışma (İş Sözleşmesi): Hekimin hastane yönetiminin emir, talimat ve denetimi altında, belirli mesai saatlerine tabi olarak çalışması durumudur. Bu modelde 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulama alanı bulur.
  • Serbest Meslek Faaliyeti (Fatura Karşılığı Çalışma): Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin ilgili ek maddeleri kapsamında hekimlerin, şahıs şirketi veya limitet şirket kurarak hastaneye fatura kesmesi yoluyla çalışmasıdır. Bu modelde taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde bir sözleşme ilişkisi kurulur.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da önemle vurgulandığı üzere, sözleşmeye verilen isimden ziyade taraflar arasındaki fiili çalışma ilişkisinin niteliği esas alınır. Eğer taraflar arasında bir bağımlılık ilişkisi mevcutsa, sözleşmenin adı “Hizmet Alım Sözleşmesi” olsa dahi ilişki iş sözleşmesi olarak kabul edilebilmektedir.

Sözleşmede Mutlaka Yer Alması Gereken Temel Unsurlar

Hukuki ihtilafları asgariye indirmek amacıyla hazırlanacak sözleşme metninde şu hususların açık, net ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir:

1. Görev Tanımı ve Tıbbi Özerklik

Hekimin branşı, gerçekleştireceği tıbbi müdahaleler ve üstleneceği görevler sözleşmede açıkça tanımlanmalıdır. Ancak, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun gereğince hekimin sahip olduğu tıbbi özerklik hiçbir surette kısıtlanamaz. Hastane yönetiminin hekime meslek etiğine ve tıbbi kurallara aykırı talimatlar vermesini öngören sözleşme maddeleri hukuken geçersizdir.

2. Mali Hükümler ve Hakediş Koşulları

Ücretin sabit mi, yoksa ciro veya hasta sayısı üzerinden hakediş (performans) usulüyle mi ödeneceği net bir şekilde kararlaştırılmalıdır. Hakedişlerin ödenme takvimi, resmi tatil ve nöbet ücretleri, SGK ve özel sigorta kesintilerinin paylaşıp paylaşılmayacağı gibi detaylar Borçlar Kanunu’nun genel sözleşme serbestisi ilkelerine uygun olarak detaylandırılmalıdır.

3. Tıbbi Malpraktis ve Hukuki Sorumluluk Dağılımı

Tıbbi uygulama hatalarından (malpraktis) doğacak tazminat sorumluluğu, sözleşmelerin en kritik maddesidir. Hekimlerin yaptırmakla yükümlü olduğu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçe primlerinin ödeme sorumluluğu ve olası bir tazminat davasında hastanenin hekime rücu etme (ödenen tazminatı hekimden geri isteme) şartları netleştirilmelidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, hastane ve hekim üçüncü kişilere karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, iç ilişkideki kusur dağılımı sözleşme serbestisi kapsamında belirlenebilir.

4. Rekabet Yasağı Sınırları

Hekimin işten ayrıldıktan sonra aynı coğrafi bölgede veya rakip bir sağlık kuruluşunda çalışmasını engelleyen rekabet yasağı hükümleri sıklıkla sözleşmelere eklenmektedir. Ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında rekabet yasağının geçerli olabilmesi için; yer, zaman (en fazla iki yıl) ve uzmanlık konusu bakımından makul ve hakkaniyete uygun sınırlandırılmış olması zorunludur. Hekimin mesleki faaliyetini tamamen durduracak nitelikteki aşırı sınırlamalar yargı mercilerince geçersiz kabul edilmektedir.

5. Cezai Şart ve Fesih Koşulları

Sözleşmenin taraflarca haksız veya süreye uyulmaksızın feshedilmesi durumunda uygulanacak cezai şartların karşılıklı ve dengeli olması esastır. Türk Borçlar Kanunu uyarınca, hakimlerin aşırı cezai şart miktarlarını tenkis etme (indirme) yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle tarafların ekonomik mahvına sebep olmayacak, dengeli cezai şartlar belirlenmelidir.

Sonuç

Özel hastane ile hekim arasındaki iş birliği, hem hastaların sağlık hakkını doğrudan etkileyen hem de tarafların ciddi mali ve cezai sorumluluklar altına girmesine neden olan bir ilişkidir. Hazırlanacak sözleşmelerin matbu (şablon) metinlerden uzak, hekimin uzmanlık alanına ve çalışmanın fiili niteliğine özgülenmiş olması şarttır. Hak kayıplarının önüne geçilmesi adına tüm bu sürecin sağlık hukuku alanında uzman bir hukukçu desteğiyle yürütülmesi önem arz etmektedir.

Hekim ve özel hastane sözleşmesi imzalanıyor.
Anahtar Kelime : hekim sözleşmesi

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız