Şehir Hastanesinde Malpraktis Davası Kime Karşı Açılır?

Şehir hastanesi malpraktis davası avukatı şehir hastanesi malpraktis

Şehir hastaneleri, kamu-özel iş birliği (KÖİ) modeliyle kurulan ve geniş kapasiteleriyle hizmet veren modern sağlık kompleksleridir. Bu hastanelerde gerçekleştirilen teşhis, tedavi ve cerrahi operasyonlar sırasında meydana gelen tıbbi uygulama hataları (malpraktis), hem hastalar hem de görev yapan hekimler açısından karmaşık hukuki süreçleri beraberinde getirebilir. Şehir hastanelerinin karma yapısı nedeniyle, mağduriyet yaşayan kişilerin sıklıkla sorduğu en kritik soru “Şehir hastanesinde malpraktis davası kime karşı açılır?” sorusudur.

Şehir Hastanelerinin Hukuki Statüsü ve Hizmet Kusuru

Şehir hastanelerinde bina yapımı ve tıbbi dışı destek hizmetleri özel yüklenici şirketler tarafından üstlenilmiş olsa da, sunulan sağlık hizmetinin özü doğrudan T.C. Sağlık Bakanlığı sorumluluğundadır. Hastanelerde görev yapan doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık personeli kamu görevlisi statüsündedir. Bu nedenle, tıbbi müdahale sırasında meydana gelen zararlar idare hukuku prensipleri gereğince hizmet kusuru sayılır.

Malpraktis Davasında Doğrudan Davalı Kimdir?

Şehir hastanesinde yaşanan bir tıbbi hata nedeniyle tazminat talebinde bulunulacaksa, dava doğrudan ve yalnızca T.C. Sağlık Bakanlığı’na karşı açılmalıdır.

Anayasa’nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu anayasal ilke, kamu hizmetinin kesintisiz ve güvence altında yürütülmesini amaçlar.

Hekime Doğrudan Dava Açılabilir mi?

Hastalar veya hasta yakınları, şehir hastanesinde görev yapan kamu personeli bir hekime adli yargı mercilerinde (Asliye Hukuk veya Tüketici Mahkemesi) doğrudan tazminat davası yöneltemezler. Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında açıkça vurgulandığı üzere, kamu görevlisinin hizmetle ilgili eylemlerinden kaynaklanan zararlarda husumetin idareye yöneltilmesi zorunludur.

Ancak idare, ödediği tazminatı daha sonra ilgili hekime rücu ettirebilir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamındaki Mesleki Sorumluluk Kurulu, hekimin kastı veya ağır kusuru olup olmadığını inceleyerek rücu hususunu karara bağlar.

İşletici (Yüklenici) Şirkete Dava Açılabilir mi?

Şehir hastanelerinin altyapısını işleten özel şirketler, doğrudan tıbbi hizmet sunan kurumlar değildir. Bu nedenle teşhis, tedavi ve ameliyat hatalarında yüklenici firmaya malpraktis davası açılamaz. Yalnızca tıbbi cihaz arızası veya fiziki bina altyapısından kaynaklanan zararlarda, Sağlık Bakanlığı tazminatı ödedikten sonra sözleşme şartlarına göre ilgili yüklenici firmaya hukuki rücu sürecini işletebilir.

Görevli Mahkeme ve Dava Açma Usulü

Şehir hastanelerindeki malpraktis iddialarında görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir. Takip edilmesi gereken hukuki süreç şu şekildedir:

  • Dava Türü: Süreç bir Tam Yargı Davası (idari tazminat davası) olarak yürütülür.
  • Zorunlu İdari Başvuru: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 13 gereğince, dava açılmadan önce doğrudan Sağlık Bakanlığı’na yazılı başvuru yapılarak tazminat talep edilmelidir.
  • Başvuru Süreleri: İdari başvuru, zararın ve hatanın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır. İdarenin talebi reddetmesi veya süresi içinde yanıt vermemesi halinde idare mahkemesinde dava açılır.

Sonuç

Özetle, şehir hastanesinde meydana gelen tıbbi malpraktis vakalarında hukuki muhatap ne tedaviyi uygulayan hekim ne de hastaneyi inşa eden/işleten özel firmadır. Hak kayıplarının önüne geçilmesi ve davanın usulden reddedilmemesi adına husumetin doğru bir şekilde T.C. Sağlık Bakanlığı’na yöneltilmesi ve idari yargı usullerine titizlikle uyulması gerekmektedir.

Şehir hastanesi malpraktis davası avukatı
Anahtar Kelime : şehir hastanesi malpraktis

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız