Sünnet Hatası Nedeniyle Maddi Ve Manevi Tazminat: Hangi Durumlarda İstenir?

Sağlık hukuku makalesi kavramsal görsel

Sünnet, kültürel ve dini önemi yüksek, yaygın bir cerrahi müdahaledir. Tıbbi bir işlem olması dolayısıyla, her cerrahi müdahale gibi belirli riskler taşır. Bu risklerin öngörülemeyen ve hekimin elinde olmayan bir sonucu olarak ortaya çıkması “komplikasyon” olarak adlandırılırken, hekimin tecrübesizliği, dikkatsizliği veya tıp biliminin standartlarına uymaması sonucu oluşan zararlar ise “tıbbi uygulama hatası” yani “malpraktis” kapsamına girer. Sünnet hatası durumunda, hasta ve ailesinin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı doğabilmektedir.

Sünnet Hatası (Malpraktis) Nedir?

Hekimlik mesleğinin gerektirdiği standartlara ve tıp biliminin genel kabul görmüş kurallarına aykırı şekilde yapılan sünnet işlemi, hatalı olarak kabul edilir. Türk Tabipleri Birliği Meslek Etiği Kuralları’na göre, hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik veya ilgisizlik nedeniyle hastaya zarar vermesi “hekimliğin kötü uygulanması” anlamına gelir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da hekimin, tecrübeli bir uzman standardında hareket etmesi gerektiği ve en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu vurgulanmaktadır. Hatalı sünnet uygulamaları genellikle şu şekillerde karşımıza çıkmaktadır:

  • Peniste şekil bozukluğu yaratılması
  • Sünnet derisinin gereğinden az veya fazla kesilmesi
  • İdrar deliği (meatus) veya glans (penis başı) yaralanmaları
  • Uygun olmayan teknik veya malzeme kullanımı (örneğin koterin hatalı kullanımı) sonucu oluşan yanık ve doku kayıpları
  • Enfeksiyon, durdurulamayan kanama gibi sonrası bakım ve takip eksiklikleri

Burada önemli olan, her olumsuz sonucun bir hekim hatası olmadığıdır. Tıp biliminin kabul ettiği riskler dahilinde gelişen ve hekimin tüm özeni göstermesine rağmen engellenemeyen sonuçlar “komplikasyon” olarak değerlendirilir ve genellikle tazminat sorumluluğu doğurmaz. Ancak hekimin, bu olası komplikasyonlar hakkında aileyi önceden bilgilendirmesi yasal bir zorunluluktur.

Aydınlatılmış Onamın Önemi

Her tıbbi müdahaleden önce hekimin, hastayı (veya yasal temsilcisini) planlanan işlem, riskleri, olası komplikasyonları ve alternatif tedavi yöntemleri hakkında anlayabileceği bir dilde bilgilendirmesi ve rızasını alması gerekir. Buna “aydınlatılmış onam” denir. Yargıtay kararlarına göre, olası bir komplikasyon hakkında önceden bilgilendirme yapılmamış olması, müdahaleyi hukuka aykırı hale getirir ve tek başına bu durum bile tazminat sorumluluğu doğurabilir. Bu nedenle, ailelerin sünnet öncesinde tüm riskler hakkında detaylı bilgi talep etmesi ve hekimlerin bu yükümlülüğü eksiksiz yerine getirmesi kritik öneme sahiptir.

Tazminat Davasının Hukuki Dayanağı

Sünnet hatası nedeniyle açılacak tazminat davalarının hukuki temeli, duruma göre vekalet sözleşmesi veya haksız fiil hükümlerine dayanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Hekimin standartlara aykırı müdahalesi haksız fiil olarak kabul edilir. Özel hastane veya muayenehanede yapılan sünnetlerde ise hekim ile hasta arasında genellikle bir vekalet sözleşmesi kurulduğu kabul edilir ve hekimin özen borcuna aykırı davranması tazminatın dayanağını oluşturur.

Maddi Tazminat Hangi Durumlarda İstenir?

Maddi tazminat, hatalı sünnet işlemi nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen somut kayıpların karşılanmasını amaçlar. Bu kapsamda talep edilebilecek başlıca kalemler şunlardır:

  • Tedavi Giderleri: Hatanın düzeltilmesi için yapılan ek ameliyatlar, ilaç, hastane ve doktor masrafları.
  • Kazanç Kaybı: Çocuğun gelecekte çalışma gücünü kaybetmesi veya azalması durumunda uğrayacağı gelir kayıpları.
  • Diğer Masraflar: Hatalı işlem nedeniyle yapılan ulaşım, konaklama ve bakıcı gibi diğer zorunlu harcamalar.

Maddi zararın varlığı ve miktarının davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir.

Manevi Tazminat Hangi Durumlarda İstenir?

Manevi tazminat, hatalı sünnet sonucu kişinin yaşadığı bedensel ve ruhsal acı, elem, ızdırap ve yaşama sevincindeki azalmayı telafi etmeyi amaçlar. Türk Borçlar Kanunu, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde manevi tazminat istenebileceğini düzenlemiştir. Hatalı sünnet sonucunda;

  • Çocuğun kalıcı bir fiziksel engele veya organ işlev kaybına uğraması,
  • Gelecekteki cinsel yaşamının olumsuz etkilenmesi,
  • Psikolojik olarak travma yaşaması ve sosyal hayatının olumsuz etkilenmesi,
  • Ağır bedensel zarar durumunda, çocuğun yakınlarının (anne ve baba) da duyduğu derin üzüntü ve ızdırap,

gibi durumlarda manevi tazminata hükmedilebilir. Manevi tazminatın amacı zenginleşme sağlamak değil, yaşanan manevi zararı bir nebze olsun hafifletmektir. Bu miktar, olayın özellikleri ve tarafların durumu göz önünde bulundurularak hakim tarafından takdir edilir.

Sağlık hukuku makalesi kavramsal görsel
Anahtar Kelime : sağlık hukuku

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız