Sağlık hizmetine erişim hakkı, temel insan haklarının en hayati unsurlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesinde güvence altına alınan “herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama ve sağlık hizmetlerinden eşit şekilde yararlanma hakkı”, dil engeli olan bireyler için de eksiksiz uygulanmalıdır. Sağlık hizmeti alırken Türkçe bilmeyen veya kendini ifade etmekte zorlanan (işitme engelliler dahil) hastaların, doğru teşhis ve tedavi sürecine ulaşabilmesi için tercüman desteğine ihtiyaç duyması kaçınılmazdır. Bu durum, yalnızca bir insani gereklilik değil, aynı zamanda mevzuatımızla sınırları çizilmiş hukuki bir haktır.
Aydınlatılmış Onam ve Tercüman İhtiyacının Hukuki Temeli
Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluğu, hastanın özgür iradesiyle verdiği rızaya bağlıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 24. maddesi uyarınca, hastaya yapılacak her türlü tıbbi müdahale öncesinde rızasının alınması ve bu rızanın “aydınlatılmış” olması şarttır. Aydınlatılmış onamın geçerli olabilmesi için hastanın, kendisine uygulanacak tedavinin risklerini, faydalarını ve alternatiflerini tam olarak anlamış olması gerekir. Türkçe bilmeyen bir hastaya profesyonel tercüman aracılığı olmadan yapılan açıklamalar, hukuken geçersiz kabul edilir.
Yönetmeliğin 15. maddesinde düzenlenen “bilgi isteme hakkı” da bu süreci destekler. Hasta, sağlık durumuyla ilgili her türlü bilgiyi kendi anlayacağı dilde ve düzeyde talep etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla, tercüman ihtiyacı olan bir hastaya bu imkanın sunulmaması, aydınlatılmış onam şartının ihlal edilmesine ve dolayısıyla gerçekleştirilen tıbbi müdahalenin hukuka aykırı hale gelmesine yol açar.
Hekimin Özen Yükümlülüğü ve Tıbbi Malpraktis Riski
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) ve hekimlik meslek etiğinin en temel kurallarından biri, hekimin özen yükümlülüğüdür. Hekim, hastanın teşhis ve tedavi sürecinde gerekli tüm dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Dil bariyeri nedeniyle hastanın şikayetlerinin yanlış anlaşılması veya tıbbi geçmişinin (alerjiler, kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar vb.) tam olarak öğrenilememesi, yanlış teşhis ve tedavi uygulamalarına yol açabilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, hekimin hastayı doğru ve eksiksiz bir biçimde aydınlatma görevi, tıbbi uygulamanın ayrılmaz bir parçasıdır. İletişim yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan komplikasyonlar ve hatalı tedaviler, doğrudan hekimin ve sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğunu doğurur. Bu tür durumlar, “tıbbi uygulama hatası” (malpraktis) kapsamında değerlendirilerek maddi ve manevi tazminat davalarına konu olabilmektedir.
Sağlık Bakanlığı Mevzuatı ve Kurumsal Sorumluluk
Sağlık Bakanlığı bünyesinde yayınlanan genelgeler ve özellikle sağlık turizmi mevzuatları, yabancı veya Türkçe bilmeyen hastaların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Özellikle uluslararası sağlık turizmi yetki belgesine sahip sağlık kuruluşlarının, hastaların ana dilinde veya yaygın dillerde tercümanlık hizmeti sunması zorunlu kılınmıştır. Kamu hastanelerinde ise Bakanlığa bağlı Merkezi Tercümanlık Hizmetleri gibi mekanizmalar aracılığıyla bu ihtiyaç giderilmeye çalışılmaktadır.
Sağlık hizmeti sunucularının (hastaneler ve tıp merkezleri), bünyelerinde tedavi gören yabancı veya dil engeli bulunan hastalar için güvenilir tercümanlık hizmeti organize etmesi kurumsal bir yükümlülüktür. Yeterli dil desteği sağlanmadan yapılan işlemlerde oluşacak zararlardan, hizmet kusuru çerçevesinde ilgili sağlık kuruluşu da müştereken sorumlu tutulacaktır.
Sonuç: Güvenli Sağlık Hizmeti İçin Yapılması Gerekenler
Tercüman ihtiyacı olan hastaların sağlık hizmetlerine erişimi, hem hasta güvenliğini hem de hekimin hukuki güvencesini yakından ilgilendirmektedir. Hukuki risklerin önüne geçmek amacıyla şu adımların atılması kritik önem taşır:
- Nitelikli Tercüme: Tıbbi terimlere hakim, profesyonel tıbbi tercümanların sürece dahil edilmesi gerekir.
- Onam Formlarının Belgelenmesi: Aydınlatılmış onam formlarının hastanın anlayabileceği dilde hazırlanması ve tercümanın da imzasının alınarak belgelenmesi zorunludur.
- Kurumsal Altyapı: Sağlık kuruluşlarının, dil engeli bulunan hastalar için anında erişilebilir tercümanlık ağları (telefonla tercüme veya yüz yüze destek) kurması yasal bir gerekliliktir.
Unutulmamalıdır ki, dil bariyeri nedeniyle doğru bilgilendirilmeyen bir hastaya yapılan müdahale ne kadar başarılı olursa olsun, hukuki açıdan kusurlu sayılma riski taşımaktadır. Hak kaybı yaşamamak adına hem hastaların hem de sağlık profesyonellerinin bu yasal gerekliliklere azami özen göstermesi gerekmektedir.

Anahtar Kelime : hasta tercüman hakkı

