Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları; akupunktur, kupa tedavisi (hacamat), ozon terapi, sülük uygulaması ve fitoterapi gibi yöntemlerle günümüzde geniş bir kullanım alanına ulaşmıştır. Ancak bu yöntemlerin yaygınlaşması, uygulamalar esnasında ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçların ve bedensel zararların hukuki boyutunu da beraberinde getirmektedir. Alternatif tıp uygulamalarında hukuki ve cezai sorumluluk, hem hastaların sağlık hakkını korumak hem de uygulayıcıların mesleki sınırlarını netleştirmek açısından kritik bir konudur.
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında Yasal Çerçeve
Ülkemizde GETAT yöntemlerinin uygulanma esasları, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ile 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun hükümleriyle düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeler uyarınca yürütülen sürecin temel esasları şunlardır:
- Sertifikalı Hekim Şartı: GETAT uygulamaları, yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen eğitimleri başarıyla tamamlayarak tescilli sertifika almış tıp doktorları ve kendi uzmanlık alanlarıyla sınırlı olmak üzere diş hekimleri tarafından gerçekleştirilebilir.
- Yetkisiz Hekimlik Suçu: Tıp diploması ve bakanlık izni bulunmayan kişilerin “alternatif tedavi” adı altında hasta kabul etmesi, 1219 sayılı Kanun’un 25. maddesi kapsamında yetkisiz hekimlik suçunu oluşturur. Bu fiil, adli para ve hapis cezası yaptırımlarına tabidir.
- Ruhsatlı Tesis Zorunluluğu: Tamamlayıcı tıp müdahaleleri; merdiven altı olarak adlandırılan kontrolsüz mekânlarda veya güzellik merkezlerinde değil, yalnızca bakanlıkça ruhsatlandırılmış sağlık tesisleri ve GETAT ünitelerinde yapılabilir.
Hekimin Hukuki Sorumluluğu ve Özen Borcu
Hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki, yerleşik içtihatlar doğrultusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Hekim, tıbbi müdahaleyi üstlenirken hastanın sağlığını koruma, tedaviyi bilimin gereklerine uygun yürütme ve en yüksek özen standardını gösterme borcu altındadır (TBK m. 506/2). Bu kural, tamamlayıcı tıp uygulamalarında da aynen geçerlidir.
Aydınlatılmış Onamın Yasal Şartları
Hasta Hakları Yönetmeliği ve Yargıtay’ın yerleşik kararları uyarınca, her türlü tıbbi müdahalede olduğu gibi GETAT uygulamalarında da hastadan aydınlatılmış onam alınması yasal bir zorunluluktur. Hekim; hastaya uygulanacak seans sayısını, yöntemin beklenen faydalarını, olası risklerini, yan etkilerini ve alternatif kanıta dayalı tıp seçeneklerini açıkça anlatmalıdır. Usulüne uygun aydınlatma yapılmadan gerçekleştirilen müdahaleler, hasta zarar görmese dahi kişilik haklarına ve vücut bütünlüğüne hukuka aykırı müdahale teşkil eder.
Tıbbi Hata (Malpraktis) ve Komplikasyon Ayrımı
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, tıbbi müdahale sırasında hekimin mesleki standartlara, hijyen kurallarına veya bilimsel verilere aykırı davranması tıbbi hata (malpraktis) olarak nitelendirilir. Tıp biliminin kabul ettiği kurallara eksiksiz uyulmasına rağmen önlenemeyen ve öngörülemeyen olumsuz sonuçlar ise komplikasyon olarak kabul edilir ve tazminat sorumluluğu doğurmaz.
Alternatif tıp uygulamalarında hukuki ve cezai sorumluluğun doğduğu başlıca durumlar şunlardır:
- Kanıta dayalı modern tıp teşhis ve tedavisini geciktirerek veya engelleyerek hastanın durumunun ağırlaşmasına sebebiyet verilmesi,
- Eksik anamnez (hasta geçmişi) alınması nedeniyle hastanın alerjilerinin veya kronik rahatsızlıklarının göz ardı edilmesi,
- Sterilizasyon ve hijyen esaslarına uyulmaması sonucu enfeksiyon gelişmesi (TBK m. 49 uyarınca haksız fiil sorumluluğu).
Hatalı uygulama sonucu hastada bedensel bir zarar veya engel oluşması durumunda hekim aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği gibi; Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca taksirle yaralama (TCK m. 89) veya taksirle ölüme neden olma (TCK m. 85) suçlarından cezai soruşturma da yürütülebilir.
Sonuç
Alternatif ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, bilimsel tıbbi tedavilerin yerini alan bir alternatif değil, doğru koşullarda kullanılan destekleyici yöntemlerdir. Hastaların yalnızca Sağlık Bakanlığı ruhsatlı sağlık tesislerindeki sertifikalı hekimleri tercih etmesi; hekimlerin ise aydınlatılmış onam ve özen yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmesi, hem hasta sağlığını güvenceye alacak hem de doğabilecek hukuki uyuşmazlıkları engelleyecektir.

Anahtar Kelime : alternatif tıp sorumluluk

