Sünnet, kültürel ve dini nedenlerle yaygın olarak uygulanan cerrahi bir işlem olmasının yanı sıra, hukuki açıdan hekimlere önemli bir sorumluluk yükler: aydınlatma yükümlülüğü. Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, sünnet öncesinde de hastanın (veya yasal temsilcisinin) işlem hakkında detaylıca bilgilendirilmesi ve bu bilgilendirme üzerine özgür iradesiyle rıza göstermesi, müdahalenin hukuka uygunluğunun temel şartıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da bu ilkeyi temel alarak, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü titizlikle ele almaktadır.
Hekimin Aydınlatma Yükümlülüğü Nedir?
Hekimin aydınlatma yükümlülüğü, hastanın veya yasal temsilcisinin, yapılacak tıbbi müdahalenin niteliği, gerekliliği, potansiyel riskleri, komplikasyonları, başarı şansı ve olası alternatif tedavi yöntemleri hakkında anlaşılır bir dille bilgilendirilmesidir. Bu bilgilendirmenin amacı, kişinin kendi geleceği hakkında karar verme hakkını tam olarak kullanabilmesini sağlamaktır. Anayasa ile güvence altına alınan vücut bütünlüğü hakkına bir müdahale olan tüm tıbbi işlemler, ancak bu şekilde alınmış geçerli bir “aydınlatılmış onam” ile hukuka uygun hale gelir. Matbu onam formlarının imzalatılması tek başına yeterli olmayabilir; önemli olan, bilgilendirmenin kişiye özel, sözlü ve anlaşılır bir şekilde yapılmasıdır.
Sünnet Özelinde Bilgilendirme Neleri Kapsamalıdır?
Sünnet işlemi öncesinde aydınlatma yükümlülüğü, sadece işlemin nasıl yapılacağını anlatmaktan çok daha fazlasını içerir. Hem hasta hem de hekim için bir güvence olan bu süreç, şu unsurları kapsamalıdır:
Sünnetin Tıbbi Riskleri ve Komplikasyonları
Her cerrahi girişim gibi sünnet de bazı riskler taşır. Hekim, bu riskleri somut ve anlaşılır bir dille açıklamalıdır. Bu riskler genellikle nadir görülse de, bilgilendirme eksiksiz olmalıdır. Anlatılması gereken başlıca potansiyel komplikasyonlar şunlardır:
- Kanama: En sık rastlanan komplikasyondur ve genellikle cerrahi müdahale ile kontrol altına alınabilir.
- Enfeksiyon: Steril koşullar sağlansa dahi her cerrahi işlemde enfeksiyon riski mevcuttur. Toplu sünnetlerde Hepatit ve HIV gibi ciddi enfeksiyon riskleri artabilir.
- Estetik ve Fonksiyonel Sorunlar: Sünnet derisinin az ya da çok kesilmesi, peniste şekil bozuklukları, idrar deliğinde daralma (meatal stenoz) veya idrar yolu yaralanmaları gibi durumlar yaşanabilir.
- Anestezi Riskleri: Uygulanacak anestezi türüne (lokal veya genel) bağlı riskler de aileye detaylıca anlatılmalıdır.
Sünnetin Alternatifleri ve Yapılmadığı Durumlar
Tıbbi bir zorunluluk (fimozis gibi durumlar) olmadıkça sünnet, seçime bağlı bir işlemdir. Bu nedenle, aydınlatma kapsamında işlemin bir alternatifi olarak “yapılmaması” seçeneği de sunulmalıdır. Aile, sünnetin tıbbi faydaları (idrar yolu enfeksiyonu riskinin azalması, bazı cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi gibi) hakkında bilgilendirildiği gibi, işlemin yapılmamasının olası sonuçları hakkında da aydınlatılmalıdır. Ayrıca, hipospadias (peygamber sünneti) gibi bazı doğumsal anomalilerde veya kanama bozukluklarında sünnetin sakıncalı olabileceği ve bu durumlarda sünnet derisinin ilerideki düzeltme ameliyatları için kullanılabileceği bilgisi verilmelidir.
Aydınlatma Yükümlülüğünün İhlali ve Hukuki Sonuçları
Sünnet öncesinde aydınlatma yükümlülüğünün hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi, hekim açısından hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir. Yargıtay kararlarına göre, aydınlatmanın yapıldığını ispat etme yükümlülüğü hekime aittir. Bir komplikasyon meydana geldiğinde, hastanın bu risk hakkında önceden bilgilendirildiği ve bu riski bilerek işleme rıza gösterdiği ispatlanamazsa, hekimin kusurlu olduğu kabul edilebilir. Bu durum, “komplikasyon yönetimi” kapsamından çıkarak doğrudan bir “tıbbi hata” (malpraktis) olarak değerlendirilebilir ve maddi-manevi tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilir. Bu nedenle, yapılan tüm bilgilendirmelerin detaylı bir şekilde kayıt altına alınması büyük önem taşır.

Anahtar Kelime : aydinlatilmisonam

