Diş hekimliği uygulamaları, hem cerrahi müdahaleleri hem de estetik beklentileri barındıran son derece hassas bir tıbbi alandır. İmplant, protez, lamine kaplama veya kanal tedavisi gibi uygulamaların ardından hekim ile hasta arasında tedavi sonuçlarına, estetik beklentilere ya bir takım tıbbi komplikasyonlara bağlı uyuşmazlıklar yaşanabilmektedir. Bu uyuşmazlıkların yargı organlarına taşınması, her iki taraf için de yıpratıcı, uzun ve maliyetli bir süreci beraberinde getirir. İşte bu noktada, tarafların uzlaşarak süreci barışçıl yollarla sonlandırmasını sağlayan sulh sözleşmesi (veya ibra sözleşmesi) devreye girmektedir. Peki, diş tedavisi uyuşmazlıklarında hukuken geçerli ve koruyucu bir sulh sözleşmesi nasıl hazırlanmalıdır?
Diş Tedavisi Uyuşmazlıklarında Hukuki Altyapı
Diş hekimi ile hasta arasındaki hukuki ilişki, yapılacak işlemin niteliğine göre değişiklik gösterir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; protez, implant, dolgu veya ortodonti gibi estetik ya da belirli bir sonucun taahhüt edildiği durumlar genellikle eser sözleşmesi niteliğindedir. Standart diş çekimi, teşhis veya genel tedavi süreçlerinde ise ilişki vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde taraflar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde bir araya gelerek sulh olabilirler.
Sulh sözleşmesi, tarafların karşılıklı ödünler vererek aralarındaki hukuki belirsizliğe, anlaşmazlığa veya dava tehdidine son verdikleri bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin temel amacı, gelecekte açılması muhtemel maddi-manevi tazminat davalarının ve şikayet haklarının önüne geçmektir.
Bir Sulh Sözleşmesinde Yer Alması Gereken Temel Unsurlar
Geçerli ve tarafları gelecekteki olası hak kayıplarından koruyacak bir sulh sözleşmesinin hazırlanmasında şu unsurlara mutlaka yer verilmelidir:
- Tarafların Net Tanımı: Sözleşmenin tarafları olan hasta (veya kanuni temsilcisi) ile diş hekiminin (veya tedavinin yapıldığı polikliniğin/merkezin resmi unvanının) eksiksiz kimlik ve iletişim bilgileriyle belirtilmesi gerekir.
- Uyuşmazlığın Konusu ve Tedavi Detayları: Uyuşmazlığa neden olan tıbbi işlemin ne olduğu, hangi tarihlerde yapıldığı ve taraflar arasındaki anlaşmazlık noktaları (örneğin implant kaybı, protezin uyumsuzluğu vb.) objektif bir dille özetlenmelidir.
- Karşılıklı Edimler ve Uzlaşılan Çözüm: Hekimin hastaya belirli bir miktar ücret iadesi yapıp yapmayacağı, revizyon tedavisinin başka bir hekim tarafından üstlenilip üstlenilmeyeceği gibi uzlaşılan somut hususlar net bir dille yazılmalıdır.
- Geniş Kapsamlı İbra Beyanı: Türk Borçlar Kanunu kapsamında taraflar, sözleşmede kararlaştırılan edimlerin yerine getirilmesi şartıyla birbirlerini tamamen ibra ettiklerini beyan etmelidir. “Taraflar birbirlerinden maddi ve manevi herhangi bir hak, alacak veya tazminat talebinde bulunmayacaktır” ibaresi bu açıdan önem taşır.
- Gizlilik ve Saygınlığın Korunması: Özellikle diş hekiminin ve kliniğin mesleki itibarının korunması adına, sözleşmenin varlığının ve içeriğinin üçüncü kişilerle veya sosyal medya mecralarında paylaşılmayacağına dair gizlilik hükmü eklenmeli ve buna aykırılık halinde ödenecek bir cezai şart kararlaştırılmalıdır.
Hukuki Geçerlilik İçin Dikkat Edilmesi Gereken Hassas Noktalar
Yargıtay içtihatlarında, ibra ve sulh sözleşmelerinin geçerliliği konusunda oldukça sıkı şekil ve rıza denetimleri yapılmaktadır. Sözleşmenin gelecekte mahkeme huzurunda geçersiz sayılmaması için şu hususlara dikkat edilmelidir:
Öncelikle, hastanın iradesini sakatlayan hata, hile veya korkutma (TBK m. 30-39) gibi durumların bulunmaması şarttır. Örneğin; hastanın acil tedavi ihtiyacı içindeyken, başka bir hekime gitmesini engellemek amacıyla baskı altında veya anlaşılamayacak kadar karmaşık hukuki terimlerle imzalatılan bir sulh sözleşmesi geçersiz sayılabilecektir.
Ayrıca, gelecekte ortaya çıkabilecek ve imza anında öngörülemeyen yeni sağlık sorunlarına (örneğin hatalı cerrahi müdahale sonucu aylar sonra çene kemiğinde veya sinirlerde oluşan kalıcı hasarlar gibi) ilişkin dava haklarının sulh sözleşmesiyle tamamen ortadan kaldırılamayacağı, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında önemle vurgulanmaktadır. Bu nedenle, sözleşmenin kapsamı belirlenirken sadece “mevcut ve taraflarca bilinen şikayetler” üzerinden bir sulh yapıldığı netleştirilmelidir.
Sonuç
Diş tedavisi uyuşmazlıklarında sulh sözleşmesi, hem hastanın hızlıca telafi elde etmesini sağlar hem de diş hekiminin mesleki itibarını, zamanını ve enerjisini korur. Ancak hazırlanan bu metnin alelade bir kağıt parçası olmaması, her iki tarafın da haklarını tam manasıyla koruyabilmesi için Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun, dengeli ve özenli bir dille kaleme alınması elzemdir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi adına sürecin uzman bir sağlık hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

Anahtar Kelime : sulh sozlesmesi dis

